Ortadoğu için kısa sayılabilecek bir süre. Ancak son 107 gün, yalnızca Washington ile Tahran arasındaki gerilimi değil, dünyanın enerji güvenliğini, küresel ekonomiyi ve bölgesel dengeleri de etkiledi. Gözler cuma gününe çevrilmiş durumda. ABD ve İran arasında üzerinde çalışılan çerçeve mutabakatın imzalanması bekleniyor. Ancak diplomatik kaynakların ortak görüşü şu:
- Cuma günü imzalanması beklenen metin bir barış anlaşmasından çok yeni bir müzakere döneminin başlangıcı olacak. Çünkü ortada çözülen değil, ertelenen çok sayıda sorun bulunuyor.
- Peki o zaman taraflar neden masaya dönüyor? Asıl soru bu.
HİÇ KİMSE İSTEDİĞİNİ ALAMADI
Uluslararası krizlerin önemli bölümü zaferle değil, maliyet hesabıyla sona erer. Son 107 günün özeti de bu.
- ABD, İran’ı teslim alamadı.
- İran, ABD’ye tam geri adım attıramadı.
- İsrail, İran’ın bölgesel etkisini ortadan kaldıramadı.
- Dünya ekonomisi ise bu gerilimin bedelini ödemeye başladı.
Bir süre sonra taraflar aynı gerçekle karşılaştı: Savaşın maliyeti elde edilmesi beklenen kazançların önüne geçmişti. İşte diplomasi tam bu noktada devreye girdi.
BARIŞA EN ÇOK KİMİN İHTİYACI VARDI
İlk bakışta cevap İran gibi görünüyor çünkü yıllardır yaptırımlar altında. Ekonomik baskı büyüyor. Yatırımlar sınırlı. Dondurulmuş milyarlarca dolarlık kaynağa erişemiyor. Ancak son krizin gösterdiği gerçek farklı:
- Barışa en az İran kadar ABD’nin, Avrupa’nın, Çin’in ve Körfez ülkelerinin de ihtiyacı vardı.
- Mesele yalnızca İran değildi. Mesele Hürmüz Boğazı’ydı. Dünya petrol ticaretinin yaklaşık beşte biri bu dar geçitten geçiyor. Körfez’den çıkan enerji buradan dünyaya ulaşıyor.
- Hürmüz’deki her kriz; petrol fiyatlarını, nakliye maliyetlerini, enflasyonu, tedarik zincirlerini etkiliyor.
- Dolayısıyla bu kriz sadece askeri bir kriz değildi. Küresel ekonomi kriziydi.
ASLINDA MASAYA PETROL OTURTTU
Anlaşma haberlerinin ardından ilk tepkiyi siyasetçiler değil piyasalar verdi;
- Petrol fiyatları geriledi. Borsalar yükseldi. Enerji piyasaları rahatladı.
- Bu tablo önemli bir gerçeği ortaya koyuyor. Ne Washington, İran’ı tamamen masaya oturttu. Ne İran, Washington’u geri adım attırdı. Enerji piyasaları her iki tarafı da yeniden konuşmaya zorladı. Belki de son 107 günün en görünmez ama en güçlü aktörü petrol oldu.
TRUMP NE KAZANMAK İSTİYOR
ABD Başkanı Donald Trump’ın açıklamalarına bakıldığında anlaşmayı yalnızca diplomatik bir gelişme olarak görmediği anlaşılıyor. Trump bunu siyasi başarı hikâyesine dönüştürmek istiyor. Çünkü elde ettiği tablo şunu söylüyor:
- Yeni bir savaş başlamadı.
- Petrol fiyatları düşüyor. Küresel piyasalar rahatlıyor.
- İran yeniden müzakere masasına dönüyor.
Bunlar Washington açısından önemli kazanımlar. Özellikle Amerikan iç siyaseti açısından. Ancak Trump’ın önünde hâlâ önemli bir sınav var.
Çünkü imza töreni başka şeydir. Anlaşmanın uygulanması başka. Asıl test cuma gününden sonra başlayacak.
İRAN NE KAZANDI
İran açısından bakıldığında farklı bir tablo ortaya çıkıyor. Tahran askeri olarak yenilmiş değil.
- Devlet yapısı ayakta. Yönetim ayakta.
- Ancak İran’ın asıl hedefi güvenlik değil ekonomi. Son açıklamalarda dikkat çeken unsur da bu.
- İranlı yetkililer yaptırımların kaldırılmasını ve dondurulmuş fonların serbest bırakılmasını öncelik olarak görüyor. Bu nedenle Tahran açısından asıl mücadele şimdi başlıyor. Çünkü ekonomik rahatlama olmadan bu sürecin içeride savunulması kolay olmayacak.
İSRAİL DOSYASI HÂLÂ MASADA
Bugün en dikkat çekici başlıklardan biri İsrail. Çünkü Tel Aviv henüz ortaya çıkan çerçeveden tamamen memnun görünmüyor. İsrail’in temel beklentisi yalnızca nükleer dosyanın değil; balistik füze programının bununla birlikte Hizbullah’ın, Hamas’ın, Husilerin ve İran’ın bölgesel etkisinin de anlaşmanın parçası olmasıydı. Bu nedenle önümüzdeki dönemin en kritik kırılma noktalarından biri İsrail olacak. Washington ile Tahran arasında tansiyon düşerken Tel Aviv ile Tahran arasındaki rekabet devam edecek.
TRUMP-NETANYAHU AYRIŞMASI MI
Son günlerde dikkat çeken başka bir gelişme daha var. Washington ile Tel Aviv arasında ton farkı oluşmaya başladı. Trump anlaşmaya vurgu yapıyor. İsrail ise güvenlik kaygılarını öne çıkarıyor. Bu durum henüz açık bir ayrışma anlamına gelmese de yeni dönemde ABD-İsrail ilişkilerinde farklı değerlendirmelerin ortaya çıkabileceğine işaret ediyor. Belki de önümüzdeki haftaların en önemli dosyalarından biri bu olacak.
ÇİN NEDEN BU KADAR ÖNEMLİ
Bu süreçte adı en az geçen ama sonuçlarından en fazla etkilenen ülkelerden biri Çin. Çünkü Körfez enerjisinin önemli bölümü Asya’ya gidiyor. Çin ekonomisinin enerji ihtiyacı devam ediyor. Pekin açısından istikrar bir tercih değil, zorunluluk. Aynı durum Avrupa için de geçerli. Bu nedenle masaya oturulmasını sağlayan görünmeyen baskının önemli bölümü küresel ekonomiden geldi.
TÜRKİYE NEDEN TEŞEKKÜR EDİLEN ÜLKELER ARASINDA
Son günlerde uluslararası değerlendirmelerde Türkiye’nin adı da kolaylaştırıcı ülkeler arasında geçti. Bu tesadüf değil. Son yıllarda Türkiye’nin diplomatik ağırlığı önemli ölçüde arttı. Rusya-Ukrayna savaşı, tahıl koridoru, esir takasları, Kafkasya, Suriye, Körfez diplomasisi... Ankara birçok dosyada aynı anda rol üstlendi. Bugün Türkiye’nin en önemli avantajlarından biri herkesle konuşabilmesi. Diplomaside bazen en büyük güç taraf olmak değil, tarafları konuşturabilmektir. Türkiye’nin son yıllarda oluşturduğu diplomatik sermaye tam da burada ortaya çıkıyor.
ORTADOĞU DEĞİŞİYOR
Belki de bütün hikâyenin özeti burada. Ortadoğu artık sadece ideolojilerin şekillendirdiği bir bölge değil. Enerji koridorları, ticaret yolları, yatırımlar, lojistik ağlar, teknoloji... Yeni dönemin belirleyici unsurları bunlar. Suudi Arabistan ekonomik dönüşüm istiyor. Körfez ülkeleri istikrar istiyor. Çin enerji güvenliği istiyor. Avrupa ekonomik öngörülebilirlik istiyor. Türkiye Orta Koridor’u güçlendirmek istiyor. Bu nedenle savaşın maliyeti her geçen gün daha görünür hale geliyor.
CUMA GÜNÜNDEN SONRA NE OLACAK
Asıl soru bu. Eğer imzalar atılırsa yeni bir dönem başlayacak. Ancak bu yeni dönemin garantisi yok. Önümüzdeki 60 günlük süreçte; nükleer müzakereler, yaptırımlar, ekonomik düzenlemeler, güvenlik garantileri, İsrail’in kendince kaygıları, bölgesel aktörlerin pozisyonları tek tek masaya gelecek. Yani cuma günü hikâyenin sonu değil; ilk bölümü.
SONUÇ107 günün sonunda ortaya çıkan tabloya bakınca kesin bir kazanan bulmak zor. Trump siyasi avantaj elde etti. İran ekonomik nefes alma umudu kazandı. Petrol piyasaları rahatladı. Çin enerji güvenliğini korudu. Körfez ülkeleri istikrar ihtimalini güçlendirdi. Türkiye diplomatik ağırlığını bir kez daha gösterdi. İsrail ise süreci dikkatle izlemeye devam ediyor. Belki de en doğru değerlendirme şu:
- Bu süreçte kimse tam olarak kazanmadı. Ama herkes kaybetmenin ne kadar pahalı olduğunu gördü.
Ve bazen barış, tarafların birbirine güvenmesinden değil, savaşın maliyetinin dayanılmaz hale gelmesinden doğar. Bugün Ortadoğu’da yaşanan tam olarak budur.

1 hafta önce
39










English (US) ·