128 milyar dolar yalanının perde arkası: Berat Albayrak dış finansal odakların elini yaktı

1 saat önce 39

CHP'nin uzun süre kamuoyunda gündemde tuttuğu "128 milyar dolar" yalanı yargı süreçlerinin tamamında karşılık bulmadı. Anayasa Mahkemesi'nin 20 Mayıs 2026 tarihli kararıyla birlikte yerel mahkeme, istinaf ve AYM, söz konusu suçlamaların somut delillerle desteklenemediği sonucuna varırken, Berat Albayrak lehine hükmedilen manevi tazminat kararının da hukuka uygun olduğuna hükmetti. Sabah Gazetesi yazarı Okan Müderrisoğlu, Anayasa Mahkemesi'nin kararının ardından kaleme aldığı köşe yazısında, CHP'nin yıllardır gündemde tuttuğu "128 milyar dolar" iftirasını yorumladı. Müderrisoğlu, söz konusu iddiaların somut verilere dayanmadığını savunarak, sürecin başından itibaren Berat Albayrak'ı hedef alan sistematik bir karalama ve algı kampanyası yürütüldüğünü ifade etti.

CHP'nin "128 milyar dolar" kampanyasıyla eski Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak'a yönelttiği iftiralar hukuken asılsız çıktı, yargının üçüncü ve son katmanında da temelsiz bulundu.

AYM'DEN KARAR: TAZMİNAT KARARI YERİNDE

Albayrak'ın kazandığı ve istinafın onadığı tazminat kararını "ifade özgürlüğü ihlali" iddiasıyla Anayasa Mahkemesi'ne taşıyan CHP'nin başvurusu, 20 Mayıs 2026 tarihli kararla reddedildi. AYM, isnadın "davacıyla doğrudan bağını kuran bir temellendirmenin yapılamadığını" tespit ederek tazminatın yerinde olduğuna hükmetti.

 Berat Albayrak dış finansal odakların elini yaktı - 1

YAKIN DÖNEMİN EN BÜYÜK İFTİRA KAMPANYASI

Türk siyasi tarihine "yakın dönemin en büyük iftira kampanyası" olarak geçen "128 milyar dolar" sürecinde yargı, son sözünü söyledi. Eski Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak'ın CHP aleyhine açtığı ve kazandığı manevi tazminat davası; önce yerel mahkemede, ardından istinafta ve nihayet Anayasa Mahkemesi'nde olmak üzere üç yargı katmanından da geçti. Sonuç her aşamada aynı oldu: CHP'nin Albayrak'a yönelttiği isnatların hiçbir olgusal temeli, hiçbir delili ortaya konulamadı.

İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ TEZİNE YARGI TOKADI

AYM Birinci Bölümü'nün 20 Mayıs 2026 tarihli ve 2022/70336 başvuru numaralı kararı, 9 Haziran'da Kararlar Bilgi Bankası'nda yayımlandı. Böylece CHP'nin tazminat cezasından kurtulmak için öne sürdüğü "ifade özgürlüğü" tezi de en yüksek yargı merciinden dönmüş oldu.

 Berat Albayrak dış finansal odakların elini yaktı - 2

"ŞU 128 MİLYAR DOLAR EFSANESİ"

Anayasa Mahkemesi'nin aldığı karara yönelik Sabah Gazetesi Yazarı Okan Müderrisoğlu kaleme aldığı "Şu 128 milyar dolar efsanesi" isimli köşe yazısında .bu algı operasyonunun hiçbir temele dayanmadığını ve konunun başından beri bir karalama kampanyası olduğunu söyledi

İşte Okan Müderrisoğlu'nun yazısı...

Anayasa Mahkemesi (AYM), 20 Mayıs 2026 tarihli kararıyla, CHP'nin kurumsal sosyal medya hesabından yayımlanan ve eski Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak'ı hedef alan "128 milyar dolar" içerikli video ile ilgili tarihe kritik bir not düştü.

Eleştiri sınırları aşılarak doğrudan "kişilik haklarına saldırı ve mesnetsiz suç isnadı" nedeniyle Albayrak'a. 40 bin liralık manevi tazminat ödenmesine ilişkin mahkeme kararları sonrası AYM de "bir hakkı teslim etti."

 Berat Albayrak dış finansal odakların elini yaktı - 3

Yani, CHP'nin, "ifade özgürlüğümüz ihlal edildi" gerekçesiyle yaptığı bireysel başvuruyu reddederken, bahse konu ağır suçlamaları destekleyecek nitelikte hiçbir resmi veri, mahkeme kararı veya somut delilin yargı sürecinde ortaya konulamadığını da tescilledi!

İTİBAR SUİKASTI YARGIDAN DÖNDÜ

Şimdi, hafızayı tazelemekte fayda var…

Neden? Çünkü "Gerçekte, 128 milyar dolar diye bir tutar da yoktu!" Sadece, "Olması Gereken Rezerv (+) Dışarıdan Borç Alınan Döviz (-) Kasada Kalan Rezerv" varsayımına dayalı sanal hesap ortaya atılmıştı. Bununla da yetinilmemiş, döviz rezervlerinin buharlaştırıldığı, birilerine peşkeş (!) çekildiği gibi ithamlarla kamuoyunun zihni bulandırılmış, Albayrak'a itibar suikastı düzenlenmişti.

FETÖ PATENTLİ CHP SÖZCÜLÜĞÜNDE KARALAMA KAMPANYASI

Mart 2019 Yerel Seçimleri öncesi başlayan Kasım 2020'de Albayrak'ın görevden ayrılmasına kadar geçen sürede köpürtülen "FETÖ patentli; CHP sözcülüğündeki karalama kampanyası" yaklaşık 20 ay sürdürülmüştü! CHP'li aktörler de gayet iyi farkındalardı ki yapılan tüm döviz işlemleri Merkez Bankası bilançosunda görülebiliyor, veriler gizlenmiyor, her kuruşun, centin kaydı devlet arşivlerinde yer alıyordu. O günleri hatırlatacak olursak...

 Berat Albayrak dış finansal odakların elini yaktı - 4

TÜRKİYE'YE OPERASYON ÇEKMEYE ÇALIŞANLARIN ELİNİ YAKMIŞTI

2019-2020 yılları arasında, "artan jeopolitik riskler, yabancı sermaye çıkışları ve özellikle COVID-19 pandemisi" nedeniyle piyasada olağan dışı döviz talebi oluşturulmaya başlanmıştı. Merkez Bankası'nın piyasaya müdahale etmemesi durumunda likidite krizinin tetikleneceği, bankaların dış borçlarını ödemekte zorlanacağı, döviz açık pozisyonu olan özel sektör kuruluşlarının iflasa sürükleneceği, ciddi istihdam kayıpları yaşanacağı ve toplumsal huzursuzluk baş göstereceği açık gerçekti!

Kanımca asıl mesele, Bakan Albayrak'ın yenilenen ekonomi programını savunma mücadelesi verdiği günlerde, Türkiye'ye operasyon çekmeye kalkışan malûm dış finansal odakların elini yakmasıyla da ilgiliydi.

KEHANET MİSALİ ORTAM TEZGAHLANDI

31 Mart 2019 yerel seçimlerinin hemen öncesiydi… 22 Mart 2019 tarihinde bir küresel yatırım bankası müşterilerine gönderdiği kısa raporda, "TL'nin hızla değer kaybedeceğini, bu yüzden Dolar alınması gerektiğini" söylüyordu. Bu tavsiye sonrası piyasa panikledi. Dolar/TL kuru 5,47 seviyesinden 5,76'ya fırladı. 8-10 lira senaryoları ileri sürülerek kendi kendini doğrulayan kehanet misali bir ortam tezgâhlandı! Hükümet ve Merkez Bankası ise seçim öncesi Dolar'ın kontrolsüz yükselişini durdurmak amacıyla finansal piyasaları dengelerken sıra dışı karşı operasyona da girişti.

Londra'daki yabancı bankalar, suni Dolar talebi yaratmak (yani TL satıp USD temin etmek) için Türk bankalarından swap (takas) aracılığıyla TL borçlanıyordu. Merkez Bankası ve kamu bankaları Londra piyasasına TL akışını bıçak gibi kesti. TL bulamayan yabancı bankalar, Türkiye'nin finansal istikrarını bozmak için daha önce açtıkları pozisyonları kapatmak mecburiyetinde kaldı. Çaresizce TL aramaya yöneldi. Piyasada TL kalmadığı için Londra'da gecelik TL swap faizleri % 1200'ün üzerine çıkarak rekor kırdı. Yabancı fonlar, ellerindeki Türk hisse senetlerini ve devlet tahvillerini ucuz fiyatlardan sattı. Ava giderken avlanmanın kuyruk acısını ise hiç unutmadı! Bu nedenle farklı yıpratma faaliyetleri ile rövanşist atakları hiç hız kesmedi.

Aslında neyin ne olduğu belliydi!

  • 75 milyar Dolara yakın döviz; Türkiye'deki bankalarda, gerçek ve tüzel kişilerin hesaplarında mevduat olarak durmaktaydı.
  • 36 milyar Dolar ise hane halkının elinde, yani vatandaşların nakit birikimi veya altına çevrilmiş olarak yastık altında tutuluyordu.


Piyasada oluşan yoğun döviz talebinin yine piyasa tarafından karşılanamadığı durumlarda Merkez Bankası'nın devreye girmesi zaten yasal gereklilikti. Merkez'in bu talebi karşılamaması durumunda ülkenin temerrüde düşmesi tehlikesi ise öyle ucuz siyaset malzemesi yapılacak cinsten değildi!

Habere git