Beyin yaşlanması ne zaman başlar?

3 saat önce 43

Bilişsel gerilemenin, kronik unutkanlık, demans (bunama) gibi sorunların genellikle 60’lı-70’li yaşlarda başladığı düşünülür. Oysa bilimsel araştırmalar böyle söylemiyor…

Beynin yaşlanma sürecinin çok daha erken, 40’lı yaşlardan da önce başladığını gösteriyor. ‘Bu nasıl oluyor?’ derseniz Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Derya Uludüz’e kulak verin...

Nasıl bir süreçtir?

Beyin yaşlanması, beynin bilgi işleme hızı, dikkat kapasitesi ve hafıza performansının zamanla azalmasıyla birlikte sinir ağlarının daha kırılgan hâle gelmesidir. Kısacası takvim yaşından bağımsız olarak, beynin biyolojik olarak yıpranmasıdır. Beyin yaşlanması biyolojik süreçtir ve 30’lu yaşlardan itibaren başlayabilir. Yaşam tarzı bu süreci hızlandırabilir veya yavaşlatabilir.

Genetik midir?

Beyin yaşlanması çoğu zaman genetik değildir… Günlük hayatın içinde fark etmeden sürdürdüğümüz bazı alışkanlıklar, beynin biyolojik yaşını hızla büyütür.Yani beyin yaşlanması genellikle yaşam tarzından kaynaklanır. Uykusuzluk beynin gece temizlenmesini (glimfatik sistem) bozar ve beyin sisi yapar. Stres ve inflamasyon (iltihaplanma) hafıza merkezi hipokampüsü zayıflatabilir. Dijital aşırı yük dikkat dağınıklığı ve odaklanma sorunu yaratır. 

NASIL FARK EDİLİR?

Beyin yaşlanmasının belirtileri çoğu zaman sinsi başlar. En sık görülen belirtileri şunlardır:
- İsimleri ve kelimeleri geç hatırlama
- Dikkat dağınıklığı
- Odaklanma sorunu
- Zihinsel yorgunluk ve “beyin sisi”
- Aynı anda birden fazla işi yapamama
- Karar vermede zorlanma
- Unutkanlık özellikle yeni bilgiyi kaydetmede güçlük
- Motivasyon düşüklüğü, zihinsel isteksizlik

Ne zaman doktora başvurulmalı?

Aşağıdaki belirtiler varsa unutkanlığı sadece stres yorgunluk diye geçiştirmeyin:
- Günlük yaşamı bozan unutkanlıklar (anahtarların-cüzdanın yerini bulamamak, ilaç almayı ya da ocağın altını açık unutmak)
- Yakın tarihle ilgili belirgin boşluklar
- Kişilik değişikliği, ani öfke, sosyal çekilme
- Konuşma bozulması, kelime bulamama belirginleşmesi
- Yol ve yön bulmada zorlanma
- Denge kaybı, çift görme, uyuşma gibi nörolojik bulgular
- Hızlı kötü-leşen bilişsel perfor-mans
- Aile bireylerinin fark ettiği belirgin değişim

En çok kimlerde görülür?

Beyin yaşlanması herkeste olur ama bazı gruplarda daha     sık görülür:
- 35 yaş sonrası zihinsel yorgunluğu artanlar
- 45+ dönemde unutkanlık, dalgınlık yaşayanlar
- Kronik stres altında yaşayanlar (özellikle beyaz yaka, sağlık çalışanları, yöneticiler)
- Günlük ekran süresi 4 saatin üzerinde olanlar
- Uyku düzeni bozuk olanlar (geç yatma, sık uyanma, horlama/uyku apnesi şüphesi)
- Paketli gıda ağırlıklı beslenenler
- Hareketsiz yaşayanlar (günlük düşük adımlar)

Geri dönüşü mümkün mü?

Takvim yaşınızı değiştiremezsiniz. Ancak beyin yaşınızı gençleştirebilirsiniz. Beyin yaşlanması tamamen geri dönmese bile çok büyük ölçüde yavaşlatılabilir ve performans belirgin iyileştirilebilir. Her gün düzenli olarak 30 dakika tempolu şekilde yürüyen kişinin beyin performansı daha iyi olur ve beyin yaşlanması yavaşlar. Olumlu etki iyi uyku, iyi beslenme, sigara-alkol ve dijital ekranlardan uzak durma gibi yaşam tarzı değişiklikleriyle de artar.

NEDENLERİ

Beynin erken yaşlanmasının arkasında en sık gördüğümüz tablo şudur: 

1- Uykusuzluk

Beyin için onarım kaybıdır. Beyin gün içinde biriken atıkları ve inflamasyon artıklarını derin uykuda temizler. Bu sisteme glimfatik sistem diyoruz. Yeterince uyumadığınızda beyin çöplerini toplayamaz. Sinir hücreleri dinlenemez. Ertesi sabah zihin bulanıklığı yaşanır. Bu beynin net bir biyolojik alarmıdır.

2- Kronik stres 

Uzun süre yüksek kalan kortizol hormonu, beynin hafıza merkezi olan hipokampusu zayıflatabilir. Bu nedenle stresli dönemlerde kelime bulmak zorlaşır, unutkanlık artar, odak süresi kısalır. Yani stres, biyolojik bir beyin yüküdür.

3- Hazır gıdalar

Bunlar sadece kalori değildir. Hemen hepsi bağırsak bariyerini zorlayabilir, mikrobiyotayı bozabilir ve toksinlerin kana karışmasını kolaylaştırabilir. Kan dolaşımıyla beyne ulaşan bu yük, özellikle hafıza devrelerinde inflamatuvar süreçleri tetikleyebilir. Hastalar bazen büyük bir korkuyla ‘Alzheimer mı başlıyor?’ diye endişelenir. Oysa çoğu zaman gördüğümüz tablo, birikmiş paketli gıda yüküdür.

4- İnflamasyon

İnflamasyon yani iltihaplanma dediğimiz şey, vücudun içinde sessizce yanan bir yangın gibidir. CRP gibi göstergeler uzun süre yüksek kaldığında sinir hücreleri arası iletişim yavaşlayabilir. Hastalar bunu çok güzel tarif eder: ‘Sanki beynim ağır çekimde çalışıyor…’ Benim de yıllardır söylediğim bir cümle var: ‘İnflamasyon, genç beynin en büyük düşmanıdır.’

5- Hareketsizlik

Hareket sadece kalp ve kaslar için değil, beyin için de gereklidir. Yürüyüş ve düzenli egzersiz, beynin gençlik proteini diye bilinen BDNF üretimini artırır. Hareketsizlik sadece bedeni değil, beynin biyolojik yaşını da büyütür.

6- Kimyasal yük

Temizlik ürünler, kozmetikler, plastikler… İçerdikleri BPA ve PFAS gibi kimyasallar vücutta birikebilir. Bu maddeler yalnızca hormonları değil, sinir sistemini de etkileyebilir. Özellikle sinir hücresi zar yapısını bozarak beynin elektriksel hızını düşürebilirler. Bazen unutkanlık kimyasal yükün sessiz sonucudur.

7- Dijital yük

Beyin sürekli bildirim alacak donanıma sahip değil. Telefon ekranı, sosyal medya akışı ve bildirimler beynin dopamin sistemini yoruyor. Bu yüzden dikkat süresi kısalıyor, odaklanma zorlaşıyor, karar verme yavaşlıyor. Günde 3-4 saatten fazla ekran teması olan kişilerdeki dalgınlık, beyin sisi ve unutkanlık çoğu zaman bu aşırı dijital yükün sonucudur.

www.sozcu.com.tr internet sitesinde yayınlanan yazı, haber ve fotoğrafların her türlü telif hakkı Mega Ajans ve Rek. Tic. A.Ş'ye aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez.

Habere git