Oluşturulma Tarihi: Eylül 05, 2026 07:19
Kanser söz konusu olduğunda aynı risklere maruz kalan herkes neden aynı sonucu yaşamıyor? Bilim insanlarının yıllardır peşinde olduğu bu soruya ilişkin dikkat çekici bir ihtimal gündemde. Vücudun kanserle mücadelesinde bugüne kadar gözden kaçmış bir savunma mekanizması olabilir mi? Yeni araştırma, bu soruyu yeniden gündeme taşıdı. Peki bazı insanları diğerlerinden farklı kılan ne? Detaylar çarpıcı…


Haberlerimizi Google’da Takip Edin
Gelişmelerden anında haberdar olun.
Google’da tercih edilen
kaynak olarak ekleyin
Kanser söz konusu olduğunda herkes aynı riskle karşı karşıya değil. Örneğin yıllarca sigara içen bazı kişiler kansere yakalanırken, benzer risklere maruz kalan başka kişiler hastalığa hiç yakalanmayabiliyor. Bilim insanları uzun süredir bu durumun nedenlerini araştırıyor. Yeni bir değerlendirme ise cevabın, vücudun kansere karşı verdiği bağışıklık tepkisinde olabileceğine işaret ediyor.
Geçtiğimiz günlerde Cell dergisinde (biyoloji, genetik, bağışıklık sistemi, kanser ve tıp alanlarındaki önemli araştırmaları yayımlıyor) yayımlanan bir makalede, araştırmacılar, bağışıklık sisteminin ürettiği bazı antikorların insanların kansere karşı duyarlılığını ve hastalığın seyrini etkileyebileceği ihtimali üzerinde durdu.
BAĞIŞIKLIK SİSTEMİNİN BİLİNMEYEN GÜCÜ KANSERE KARŞI KORUYOR OLABİLİR Mİ?
Bağışıklık sistemi, vücudu virüs ve bakteriler gibi tehditlerden korumak için antikor adı verilen proteinler üretiyor. Bu antikorlar, hastalığa neden olabilecek mikropları tanıyor ve bağışıklık sisteminin onları yok etmesine yardımcı oluyor.
Ancak bazen işler farklı gelişiyor. Bazı antikorlar yanlışlıkla kişinin kendi vücudundaki hücrelere veya proteinlere saldırabiliyor. Bu tür antikorlara ‘otoantikor’ adı veriliyor. Otoantikorlar bugüne kadar daha çok bağışıklık sisteminin sağlıklı dokulara saldırdığı hastalıklarla ilişkilendirildi. Ancak araştırmacılar, bu antikorların her zaman zararlı olmayabileceğini ve bazılarının vücudun kanser hücrelerine karşı savunmasına katkı sağlayabileceğini düşünüyor.

‘DOĞAL SAVUNMA’
Araştırmacılara göre bazı otoantikorlar, bağışıklık sisteminin kanser hücrelerini fark etmesine ve onlara karşı harekete geçmesine yardımcı olabilir. Bu ihtimal doğrulanırsa, kansere yakalanma riski yüksek olduğu halde hastalığa yakalanmayan bazı insanların neden daha dirençli olduğu konusunda önemli bir ipucu elde edilebilir.
Makalenin yazarları arasında yer alan UT Southwestern’deki Children's Medical Center Research Institute’dan Profesör Jean-Laurent Casanova, bağışıklık sisteminin kanserin ortaya çıkması ve ilerlemesinde önemli bir rol oynayabileceğine dikkat çekiyor. Araştırmacıların hedefi ise kansere karşı koruma sağlayabilecek veya hastalığın seyrini etkileyebilecek otoantikorları belirlemek.

‘KANSERDEN KORUNMAYI TEK BİR MEKANİZMA AÇIKLAMAZ AMA...’
Konuyu Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Erkan Doğan’a danıştığımda, “Bazı insanların yoğun sigara maruziyetine, genetik yatkınlıklarına veya başka kanserojenlere rağmen kansere yakalanmaması gerçekten önemli bir bilimsel soru. Otoantikorlar bunun bir parçasını açıklayabilir; ancak bugün için ‘kansere yakalanmayan kişiler otoantikorları sayesinde korunuyor’ demek için henüz erken. Kanser gelişimi; genetik yapı, çevresel maruziyetler, yaşam tarzı, hücresel onarım mekanizmaları, bağışıklık sistemi ve tümör mikroçevresi gibi çok sayıda faktörün bir araya gelmesiyle belirleniyor” dedi ve ekledi:
“Dolayısıyla burada muhtemelen tek bir mekanizmadan değil, birbirini etkileyen oldukça karmaşık bir biyolojik sistemden söz ediyoruz. Otoantikorların bu sistemin hangi noktasında ve hangi kişilerde koruyucu rol üstlendiğini anlamak önemli bir araştırma alanı.”
Araştırmacılar, bu amaçla ilerleyen çalışmalarda farklı özelliklere sahip kişilerin antikorlarını karşılaştırmayı planlıyor. Bunlar arasında çok sigara içmesine rağmen kansere yakalanmayan kişiler, 100 yaşını aşan bireyler ve kansere yakalanma riskini artıran bazı genetik özelliklere sahip kişiler de bulunacak. Böylece kansere karşı doğal bir koruma sağlayabilecek bağışıklık özelliklerinin ortaya çıkarılması hedefleniyor.
GELECEKTE KAN TESTİYLE KANSER RİSKİ ÖNGÖRÜLEBİLİR Mİ?
Eğer bazı otoantikorların kansere karşı koruyucu olduğu doğrulanırsa, gelecekte kişinin kanser riskini sadece genetik testlerle değil, kanındaki antikor profiline bakarak da öngörmek mümkün olabilir mi? Böyle bir test insanların günlük yaşamında neyi değiştirebilir?
Bu soruma “Teorik olarak evet” cevabını veren Prof. Dr. Erkan Doğan, şu bilgilerin altını çizdi:
-- Eğer belirli otoantikorların belirli kanser türlerine karşı koruyuculuğu çok sayıda ve farklı toplumlarda yapılan çalışmalarla doğrulanırsa, gelecekte kandaki antikor profillerinin kişisel kanser risk değerlendirmesine katkı sağlaması mümkün olabilir. Ancak bunun için yalnızca bir antikorun varlığına bakmak yeterli olmayacaktır. Muhtemelen yaş, genetik özellikler, sigara kullanımı, aile öyküsü ve diğer risk faktörleriyle birlikte değerlendirilen bir biyobelirteç panelinden söz edeceğiz.
-- Böyle bir test klinik kullanıma girerse en önemli katkısı, yüksek riskli kişileri daha erken belirlemek ve tarama programlarını kişiye özel hale getirmek olabilir. Ancak bugün için böyle bir testin rutin kanser taramalarının yerine geçtiğini söylemek mümkün değil.

‘BAĞIŞIKLIK SİSTEMİNİ SADECE GÜÇLÜ YA DA ZAYIF DİYE DEĞERLENDİREMEYİZ’
Bağışıklık sisteminin kendi vücuduna saldırmasına yol açabilen otoantikorların bir kısmının kansere karşı koruyucu olabileceği fikri oldukça çarpıcı. Yani güçlü bir bağışıklık sistemi her zaman iyi bir şey değil mi? Kanserden korunmakla otoimmün hastalık geliştirmek arasında bir denge mi söz konusu?
“Buradaki en ilginç noktalardan biri gerçekten bu” diyen Prof. Dr. Erkan Doğan, “Bağışıklık sistemi yalnızca ‘güçlü’ veya ‘zayıf’ olarak değerlendirebileceğimiz bir sistem değil; esas olarak dengeli ve doğru hedefe yönelmiş olması gerekiyor. Kanser hücrelerini tanıyıp ortadan kaldırabilen bir bağışıklık yanıtı bizim için avantajlı olabilir” dedi.
“Fakat bağışıklık sistemi kendi sağlıklı dokularına karşı kontrolünü kaybederse otoimmün hastalıklar ortaya çıkabilir” uyarısında da bulunan Prof. Dr. Erkan Doğan, “Dolayısıyla mesele bağışıklık sistemini mümkün olduğunca güçlendirmek değil, doğru hedefe, doğru zamanda ve kontrollü bir yanıt verebilmesini sağlamak. Kanserden korunma ile otoimmünite arasındaki ilişki de bu açıdan oldukça önemli” ifadelerini kullandı.

‘BUGÜN İÇİN KANSERDEN KORUNMADA EN ÖNEMLİ ADIMLAR DEĞİŞMİŞ DEĞİL’
Konuyla ilgili “Bugün bir insan ‘Benim kanser riskimi azaltmak için yapabileceğim en önemli şey nedir?’ diye sorsa, bu araştırmaların ışığında cevabımız değişiyor mu?” sorusunu da yanıtlayan Prof. Dr. Erkan Doğan, yeni araştırmaların gelecekte kanser riskinin daha kişisel ve biyolojik özelliklere göre değerlendirilmesinin önünü açabileceğini ancak bugün için kanserden korunmada bilinen yöntemlerin önemini koruduğunu söyledi:
“Bu araştırmalar çok değerli; çünkü gelecekte kanser riskini çok daha kişisel ve biyolojik özelliklere göre değerlendirmemize yardımcı olabilir. Fakat bugün bir kişinin kanser riskini azaltmak için yapabileceği en önemli şeyler hâlâ çok daha somut: sigara kullanmamak, hiç alkol almamak ya da sınırlamak, sağlıklı kiloyu korumak, düzenli fiziksel aktivite yapmak, dengeli beslenmek ve yaşına risk durumuna uygun kanser taramalarını yaptırmak. Özellikle sigara konusunda altını çizmek gerekir. Bir kişinin genetik olarak veya bağışıklık sistemi açısından bazı koruyucu özelliklere sahip olması, sigaranın oluşturduğu kanser riskini ortadan kaldırmaz.”
Araştırmaların temel olarak “Bazı insanlar neden kansere yakalanmıyor?” sorusuna yanıt aradığını belirten Doğan, bireysel korunma açısından ise bugün sorulması gereken sorunun farklı olduğunu vurguladı.
“Bu araştırmalar bize ‘bazı insanlar neden kansere yakalanmıyor?’ sorusunun cevabını arıyor. Oysa koruyucu sağlık açısından bugün hâlâ en önemli soru, ‘Ben kendi kanser riskimi nasıl azaltabilirim?’ Ve bunun yanıtı büyük ölçüde değişmiş değil” dedi.

1 hafta önce
45










English (US) ·