Hem de doktorunun ifadesiyle, “bir insanın geçirebileceği büyük kalp krizlerinden biri.”
Neyse ki zamanında müdahale edildi.
Şimdi iyi.
Buraya kadar iyi haber.
Benim takıldığım ise sonrasında olanlar.
Sosyal medyada geçmiş olsun mesajlarının arasında...
Alay eden...
“Oh olmuş” diyen...
Hatta inanmazsınız ama “Niye kurtardınız?” diye soran var.
Taburcu olduktan sonra paylaştığı fotoğrafı büyütüp, masadaki kolonyanın Alman markası olmasına takılan bile var.
“Neden bunu yapıyorsunuz?” diye sorulduğundaysa hepsinin cümlesi aynı yere çıkıyor:
“Ama o da...”
“Zamanında şunu söyledi.”
“Politik tavır almadı.”
“Komedyenliğini kullanmadı.”
Cem Yılmaz’ın ağabeyi Can Yılmaz’ın da dile getirdiği gibi:
“Birini sevmemek çok insani. Ölmesini istemek değil.”
Üstelik mesele sağ-sol meselesi de değil.
Çünkü Cem Yılmaz’ın söylediklerine kızan kadar söylemediklerine kızan da çok.
Ama hepsinin vardığı yer aynı:
“O halde başına gelene neden üzüleyim?”
İşte sosyal psikolojide buna çok yakın bir kavram var:
“Moral exclusion.”
Türkçesiyle “ahlaki dışlama.”
Bir insan bizim doğru bildiğimiz yerde durmadıysa...
Kızdığımıza kızmadıysa...
Biz konuşurken sustuysa...
Bir süre sonra onun başına gelen kötülüğe göstereceğimiz merhameti de tartmaya başlıyoruz.
Sanki empati kazanılması gereken bir hakmış gibi.
Beni asıl ürküten bu.
Çünkü bugün Cem Yılmaz.
Yarın bir başkası...
Sonra belki “sen.”
Dolayısıyla evet, insanları sevmek zorunda değiliz.
Eleştirebilir, kızabilir, hesap bile sorabiliriz.
Fakat birinin ölümden dönmesi eski hesapların tahsilat günü değildir.
İşte çizgiyi tam buraya çekmeliyiz:
Birine “geçmiş olsun” demek için sadece insan olması yeter.
YENİ TREND: YORGUN MAKYAJI
GÖZALTLARIM hafif mor.
Biraz pufidik.
Uykusuzum.
Eyeliner desen biraz dağılmış.
Saç baş da pek toparlanmamış.
Sabah uyanıp da kendimi aynada her böyle gördüğümde “kötü günümdeyim” diyordum.
Meğer modaymışım!
Evet.
2026 sonbaharının yeni güzellik trendlerinden biri:
“Tired girl makeup.”
Türkçesi dümdüz:
“Yorgun kız makyajı.”
Şaka değil.
Trendalytics verilerine göre “yorgun kız makyajı” görünümü için yapılan aramalar yüzde 214 arttı.
Üstelik sadece TikTok’ta değil, Fendi, Burberry gibi global markaların 2026 sonbahar defilelerinde de karşımıza çıktı.
Peki ne yapıyoruz?
Göz kalemini çekiyoruz.
Sonra güzelce dağıtıyoruz.
Gözaltındaki koyuluğu kapatmak yerine bırakıyoruz.
Hatta biraz daha belirginleştirseniz de olur.
Dudaklar da öyle cetvelle çizilmiş gibi olmayacak.
Gece üçte eve gelmişsin de sabah sekizde toplantıya yetişmişsin gibi...
Asıl komiğime giden ne biliyor musunuz?
Biz kadınlara yıllarca ne dediler?
Gözaltlarını kapat.
Lekesiz bir cilde sahip ol.
Kırışıklığını yok et.
Gözenekleri küçült.
Solgun ya da yorgun görünme.
Allah muhafaza, yaşını hiç gösterme!
Güzelleşmek uğruna ayırdığımız dev bütçe bir yana, sabahları şişliği insin diye buzdolabından kaşık çıkarıp gözümüze koyduğumuz bile oldu.
Şimdi güzellik endüstrisi dönmüş diyor ki:
“Biraz yorgun görünseniz mi acaba?”
Yahu biz zaten yorgunuz!
Şu “clean girl” akımını başımıza saran da zaten siz değil misiniz?
Sanki herkes sekiz saat uyuyor, sabah pilates yapıyor, yeşil suyunu içip hayata gülümsüyormuş gibi.
Şimdi de sarkacı öbür tarafa sarkıtıyorsunuz.
Kusursuzluk yerine biraz kusur.
Mükemmellik yerine biraz dağınıklık.
Filtre yerine gerçek hayat.
Buna hiçbir itirazım yok.
Hatta sevdim de.
Tek bir şartla:
Bize yarın “yorgun görünüm paleti” diye 150 dolarlık far satmaya kalkmayın.
Çünkü o görünüm bizde bedava.
Hem de yıllardır.
‘FİLTRE DEDEKTİFLERİ’ SEVİM EMRE’NİN PEŞİNDE
SEVİM Emre’nin son fotoğrafı epey konuşuldu.
82 yaşında.
Bahçede mayosuyla poz vermiş.
Ve evet...
Fotoğrafa epeyce de filtre değmiş.
Yorumlar da zaten bunun üzerine.
“Yapay zekâ.”
“Gerçek hali böyle değil.”
E biliyoruz zaten.

Eleştirenlerin çoğu da yine kadınlar.
Sevim Emre ise inkâr ediyor:
“Akıllarını yapay zekâyla bozmuşlar. Hiç işim olmaz. Rabbim cömert davranmış, şükürler olsun.”
Bense şunu düşündüm:
82 yaşındaki bir kadının nasıl görünmesi bizi memnun eder acaba?
Zira kırışıklıklarıyla fotoğraf koysa, “Yaşlanmış.”
Estetik ya da medikal müdahale yaptırsa, “Yüzü tanınmayacak hale gelmiş.”
Filtre kullanmasa, “Özensiz.”
Kullansa, “Kendini niye olduğu gibi kabul etmiyor?”
İyi de belki Sevim Emre kendini o fotoğraftaki gibi görmek istiyor.
Belki başkalarının da onu öyle görmesini seviyor.
Ne var bunda?
Üstelik bunu bize açıklamak zorunda da değil.
Sonuçta hepimiz sosyal medyada kendimizin hangi halini göstereceğimize karar vermiyor muyuz?
Hadi itiraf edin!
En güzel çıktığımızı seçiyor, ışığı ayarlıyor, açıyı değiştiriyor, beğenmediğimizi silmiyor muyuz?
Filtre bunun ileri hali.
Üstelik kadınlar söz konusu olduğunda çıta zaten acayip.
Erkeğin kırışıklığı, beyaz saçı “karizma.”
Kadınınki “kusur.”
O yüzden sevgili kadınlar bırakın da isteyen kırışıklığını göstersin.
İsteyen de istediği kadar filtre bassın.
Kişinin kendi bedeni ya da yüzüyle nasıl bir ilişki kuracağına da bırakın o kişi karar versin.

1 hafta önce
42










English (US) ·