Bu 6 şehir keşfedildiği anda tüm insanlık tarihini değiştirecek

2 saat önce 27

İnsanlık tarihi boyunca farklı yerleşim bölgelerinde yaşayan insanlar oldu. Bu yerleşim bölgelerinin bazıları doğa olayları, kaderine terkediliş ve benzeri sebeplerden dolayı da kayboldu. Günümüzde resmi kaynaklar aracılığı ile varlıkları bilinse de henüz yerleri tespit edilememiş bazı kayıp şehirler var. Hem konumları hem de tarih sayfasındaki yerleri ile bu kayıp şehirler insanlık tarihine farklı bir bakış kazandırabilir. 

TARİHİ KÖKTEN DEĞİŞTİREBİLİR

İnsanlık tarihinde sahip olduğu yer bir miktar biliniyor olsa da bazı kayıp şehirlerin içerisinde bulunabilecek mezarlar, belgeler ve tarihi eserler insanlık tarihine yeni bir yön verebilir. İşte ait oldukları dönem hakkında kapsamlı bilgiler taşıma ihtimali bulunana ve henüz keşfedilememiş o şehirlerden bazıları:

İRİSAGRİG

2003 yılındaki Irak işgalinin yarattığı kaos, antik eser kaçakçılarının daha önce izine rastlanmamış binlerce tableti piyasaya sürmesiyle sonuçlandı. Bu tabletler, arkeoloji dünyasının o güne dek duymadığı Irisagrig adlı kayıp bir kentin varlığını kanıtlıyordu. Yaklaşık 4.000 yıl önce görkemli bir dönem yaşayan bu Mezopotamya şehrinde hayat, alışılmışın dışındaki detaylarla örülüydü.

Yazıtlardan anlaşıldığı üzere, kentin yöneticileri çok sayıda köpeğin koşturduğu devasa saraylarda yaşıyor ve sığırlarla beslenen evcil aslanlar besliyorlardı. Hatta bu aslanların bakımı için "aslan çobanları" istihdam ediliyor, bu görevlilere hizmetleri karşılığında düzenli olarak bira ve ekmek tayınları ödeniyordu. Bilgelik tanrısı Enki’ye adanmış büyük tapınağı ve burada düzenlenen coşkulu festivalleriyle bilinen Irisagrig, ne yazık ki modern arkeologlar tarafından henüz keşfedilemedi. Şehrin tam konumunu yalnızca, 2003'teki otorite boşluğundan faydalanıp kenti talan eden ve sessizliğini koruyan yağmacılar biliyor.

ITJTAWY

 MÖ 1981-1952 yılları arasında hüküm süren Mısır Firavunu I. Amenemhat, krallığını tek bir çatı altında toplama arzusuyla "İki Ülkenin Hâkimi" anlamına gelen Itjtawy şehrini kurdu. Bu iddialı isim, Amenemhat’ın saltanatı boyunca mücadele ettiği iç kargaşalara ve trajik bir suikastla noktalanan hayatına rağmen şehrin siyasi gücünü simgeliyordu. Itjtawy, Mısır'ın kuzeyinin Hiksoslar tarafından işgal edildiği MÖ 1640 yılına kadar yaklaşık üç asır boyunca başkent statüsünü korudu.

Günümüzde arkeologlar, bu kayıp başkentin Mısır'ın merkezindeki Lisht bölgesi yakınlarında gömülü olduğuna inanıyor. Bu teoriyi destekleyen en güçlü kanıt ise I. Amenemhat’ın kendi piramidi de dahil olmak üzere, dönemin en yüksek profilli mezarlarının bu bölgede yoğunlaşmış olmasıdır. Modern kazı çalışmaları, kumların altında saklanan bu görkemli idari merkezi gün yüzüne çıkarmayı hedefliyor.

AKAD

MÖ 2350 ile 2150 yılları arasında Mezopotamya’da hüküm süren Akad İmparatorluğu, gücünün zirvesindeyken Basra Körfezi’nden Anadolu’ya kadar uzanan devasa bir coğrafyayı yönetiyordu. Bu imparatorluğun kalbi olan başkent Akad (Agade), tarihin ilk imparatoru kabul edilen Akadlı Sargon tarafından ihtişamlı bir fetih merkezine dönüştürülmüştü. Şehrin en görkemli simgesi ise savaş ve bereket tanrıçası İştar’a adanan kutsal Eulmaş Tapınağı idi.

Binlerce yıldır izi bulunamayan bu efsanevi başkentin, bugünkü Irak sınırları içerisinde bir yerlerde gömülü olduğu tahmin ediliyor. Antik kayıtlara göre, imparatorluğun MÖ 2150 dolaylarındaki çöküşüyle birlikte Akad şehri ya tamamen yerle bir edildi ya da kaderine terk edilerek tarihin tozlu sayfalarına karıştı. Arkeologlar, Mezopotamya'nın bu ilk süper gücünün merkezini bulmak için çalışmalarını sürdürüyor.

AL YAHUDU

Babil Kralı II. Nebukadnezar’ın MÖ 587’de Yahuda Krallığı’nı ele geçirmesinin ardından kurulan Al-Yahudu, "Yahuda Kasabası" anlamına gelen stratejik bir sürgün yerleşkesiydi. Kralın otoritesini pekiştirmek amacıyla uyguladığı zorunlu göç politikası sonucu oluşturulan bu kent, sürgündeki halkın kimliğini koruma çabasına tanıklık ediyordu. Günümüze ulaşan yaklaşık 200 tablet, bu insanların isimlerinde hâlâ tanrıları "Yahve"yi yaşatarak inançlarına bağlı kaldıklarını kanıtlıyor.

Irak’ın güneyinde olduğu tahmin edilen Al-Yahudu’nun kesin konumu, modern arkeoloji için hâlâ bir muamma. Ne yazık ki bu paha biçilemez tabletlerin bilimsel bir kazı yerine antik eser piyasasında aniden belirmesi, şehrin yağmacılar tarafından keşfedilip talan edildiğini gösteriyor. Al-Yahudu, bir halkın sürgün hatıralarını barındıran kayıp bir hafıza merkezi olarak toprak altında keşfedilmeyi bekliyor.

 WASSUKANNİ

MÖ 1550 ile 1300 yılları arasında hüküm süren Mitanni İmparatorluğu’nun kalbi olan Waššukanni, kuzeydoğu Suriye'den Anadolu'nun güneyine uzanan geniş bir coğrafyanın yönetim merkeziydi. Stratejik konumu ve barındırdığı zenginlikler nedeniyle Hititler ve Asurlular gibi bölgesel güçlerin sürekli hedefi olan şehir, zamanla bu imparatorlukların egemenliği altına girdi. Kentin asıl sakinleri olan Hurriler, günümüzde sadece antik metinler aracılığıyla tanınan, kendilerine özgü dilleri ve kültürleriyle Mezopotamya tarihinde iz bırakmış bir topluluktu.

Arkeoloji dünyası için hâlâ büyük bir sır olan Waššukanni’nin, bugün kuzeydoğu Suriye topraklarında bir yerlerde gömülü olduğu tahmin ediliyor. Bilim insanları, Hurri kültürünün ve Mitanni siyasi gücünün bu kayıp merkezini gün yüzüne çıkarmak için bölgedeki araştırmalarını sürdürüyor.

THİNİS

Antik Mısır’ın en eski ve stratejik merkezlerinden biri olan Thinis (veya Thenu), yaklaşık 5.000 yıl önce Mısır’ın birleşme sürecinde ilk krallara ev sahipliği yapmış tarihi bir şehirdi. Antik yazar Manetho’nun kayıtlarına göre, medeniyetin şafağında siyasi gücün merkezi olan bu kent, idari merkezin Memphis’e taşınmasından sonra da önemini korudu. Eski Krallık döneminde (MÖ 2649–2150) bir eyalet (nom) başkenti olarak varlığını sürdüren Thinis, dini ve kültürel ağırlığını binlerce yıl hissettirdi.

Thinis’in kesin konumu arkeolojik bir muamma olsa da bilim insanları kentin, Güney Mısır’daki Abidos yakınlarında gömülü olduğuna inanıyor. Bu teorinin en güçlü dayanağı, yaklaşık 5.000 yıl önce kraliyet ailesi ve toplumun üst düzey elitlerinin mezarlarının Abidos yakınlarında yoğunlaşmış olmasıdır. Tarihin bu kayıp başkenti, kumların altında ilk firavunların gizemini barındırmaya devam ediyor.

www.sozcu.com.tr internet sitesinde yayınlanan yazı, haber ve fotoğrafların her türlü telif hakkı Mega Ajans ve Rek. Tic. A.Ş'ye aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez.

Habere git