Bu felaket bir öngösterim mi?

6 gün önce 31

Burçin Öztınaz/burcin.oztinaz@hurriyet.com.tr

Oluşturulma Tarihi: Eylül 06, 2026 07:00

Nepal-Tibet sınırında yaşanan ve yüzlerce kişinin ölümüne yol açan sel felaketi sonrasında Nepal Başbakanı Balendra Shah iklim değişikliğinin sellerle bağlantılı olduğunu söyledi ve soruna küresel çapta çözüm bulunması çağrısı yaptı. Uzmanlara göreyse iklim değişikliği sadece sellerin değil, orman yangınları, kuraklıklar, fırtına, hortum, dolu gibi olayların da sıklığını ve şiddetini artırabilir.

Haberlerimizi Google’da Takip Edin

Gelişmelerden anında haberdar olun.

Google’da tercih edilen
kaynak olarak ekleyin

Nepal ve Çin Halk Cumhuriyeti arasındaki sınır bölgesinde 26 Ağustos’ta meydana gelen sel felaketi ve toprak kayması nedeniyle yüzlerce kişi öldü ve kayboldu. Binalarda, yollarda, köprülerde, ulaşım ağında ve iletişim altyapısında geniş çaplı hasar yaşandı. Peki, bu yaşananlar kimilerinin dediği gibi iklim krizinin sonuçlarının bir öngösterimi mi? Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Uygulama ve Araştırma Merkezi’nden Prof. M. Levent Kurnaz ve İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Doğanay Tolunay’a mevcut durumu ve önümüzdeki yıllarda iklim konusunda dünyayı nasıl günler beklediğini sorduk.

‘Gelecekte daha fazla yaşanma olasılığı oldukça yüksek’

Oluşum mekanizması aynı olmasa da benzer büyük sel ve taşkınlarla hem ülkemizde hem de diğer ülkelerde geçmişte de karşılaştık. Bu nedenle Nepal ve Tibet’te yaşanan sel gelecekte yaşanacakların bir öngösteriminden ziyade önceki benzeri afetlerden ders çıkarmadığımızın bir kanıtı olarak ele alınmalı. 1800’lerden itibaren Nepal’deki sel oluşuma benzer olaylar kayıtlara girmiştir. Örneğin, ülkemizde 1840’ta Ağrı Dağı’nda buzul kopmasına bağlı sel ve heyelandan kaynaklanan çamur akışı oluştuğu ve 1.300 kişinin öldüğü biliniyor. 20’nci yüzyılda And Dağları’nın Peru ve Arjantin’de kalan kısımlarında dört büyük buzul kopmasına bağlı sel ve moren-çamur akışları oldu. Himalayalar’ın bulunduğu Pakistan, Hindistan ve Nepal’de de 21’inci yüzyılda birkaç çığ kaynaklı sel yaşandı. Buzullarla kaplı yüksek dağlarda buzulların hızla erimesiyle Nepal’deki afetin benzerlerinin gelecekte daha fazla yaşanması olasılığı oldukça yüksektir. (Doğanay Tolunay)

Bu tek olayı doğrudan iklim değişikliğine bağlamak için bilimsel olarak henüz erken. Çünkü benzer buzul-kaya kütlesi çöküşleri geçmişte, hiçbir ısınma olmadan da yaşanmıştı. Ama olayın gerçekleştiği bölgenin uzun vadeli tablosu açık: Yaz sıcaklıkları hızla artıyor, buzullar hızlanan bir tempoda küçülüyor. Olayın kendisi tek başına bir kanıt değil ama zemini hazırlayan koşullar zaten yerinde duruyor ve giderek yaygınlaşıyor. (M. Levent Kurnaz)

‘Resmi tahminler bile riski hafife almış olabilir’

Her bir derece ısınma atmosferdeki nem miktarını yüzde 7 artırıyor. Bu da yağışların şiddetini büyütüyor. Yüksek dağlık bölgelerde buzul erimesi ve donmuş toprağın çözülmesi de sel ve heyelan riskini ayrıca artırıyor. Şunu da eklemek isterim: Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli’nin (IPCC) yayımladığı resmi öngörüler, buzul çökmeleri gibi bazı dinamikleri tam olarak hesaba katmıyor. Bu yüzden aslında en iyimser senaryoyu temsil ediyorlar. Yani resmi tahminler bile riski hafife almış olabilir. (M. Levent Kurnaz)

‘Denize paralel uzanan sıradağların bulunduğu yörelerimizde...’

Sıcaklık artışı su döngüsünü değiştirir. Sıcaklıklar arttıkça daha fazla su buharlaşır. Bitkiler de terlemeyle daha fazla su buharı verir. Bunun sonucunda bazı bölgeler kuraklaşırken bazı bölgelerse daha fazla yağış alır. Yağışların süresi, sıklığı, şiddeti de artar. Kuraklıklardan sonra oluşan sağanak yağışlar çok şiddetli olmasa bile toprağa sızamaz ve yüzeysel akışa geçerek sel ve taşkın olasılığını artırır. Özellikle ülkemizde Karadeniz ve Akdeniz bölgeleri gibi denize paralel uzanan sıradağların bulunduğu yörelerde önümüzdeki yıllarda daha fazla sel yaşanacağı söylenebilir. (Doğanay Tolunay)

‘Zincirin ilk halkası’

Buzul erimesi tek başına bir tehlike değil, zincirin ilk halkası. Eriyen buz yamaç dengesini bozuyor, heyelan riskini artırıyor, heyelan da vadideki nehri tıkayıp doğrudan sel veya çamur akıntısına dönüşebiliyor. Ülkemiz buzul oluşma sıcaklığının üstünde olduğu için bizde daha çok yağıştan kaynaklanan heyelan riski var. (M. Levent Kurnaz)

İklim değişikliği denince herkesin aklına kutup buzullarının erimesi gelse de dünyada Himalayalar gibi kara buzullarının bulunduğu yüksek dağlarda da buzullar hızla eriyor. Eriyen buzullar 2022 yılında Pakistan’da olduğu gibi bazen doğrudan nehirlerden akan su miktarını artırarak bazen de Nepal’deki gibi heyelan, çamur akıntısı, buzul göllerinin patlaması gibi zincirleme çoklu afetlere yol açabiliyor. (Doğanay Tolunay)

‘Afete dönüşmesini engellemek elimizde’

İklim değişikliği sadece sellerin değil, orman yangınları, sıcak hava dalgaları, kuraklıklar, fırtına ve hortum, dolu gibi aşırı hava olaylarının sıklığını, şiddetini, süresini, etki alanını artırdı ve gelecekte daha fazla da artıracak. Ancak bu aşırı hava olaylarının afete dönüşmesini engellemek elimizde. (Doğanay Tolunay)

Habere git