Bütün bir ülkenin yeraltını düşündüğü an

7 saat önce 43

Buzlar, korkular ve kahramanlar ülkesi Helsinki’deyiz.

Sonra Stockholm.

Putin’in Ukrayna saldırıları Finlandiya’da öylesine derin bir korkuya dönüşmüş ki...

Bir büyükelçilik yetkilisi daha geçen hafta yaşanan şu olayı aktarıyor:

Geçen cumartesi günü ani bir alarm verildi. Rusya’dan kaynaklı bir alarm. Okullar tatil edildi. Halk sığınaklara yöneldi. Bir anda bütün ülke durdu. Burada 5 milyon nüfusun sığacağı bir sığınak sistemi var.”

Ben bu olayı “Bir milletin sığınaklara yöneldiği an” olarak yorumluyorum.

Bitmek tükenmek bilmeyen bir korku.

Rusya’nın saldırı korkusu.

Aynı korkuyu İsveç’te de görüyoruz.

TBMM Başkanı Kurtulmuş, işte böyle bir “korku ikliminde” ders niteliğinde mesajlar veriyor.

Numan Bey konuşurken Fin Parlamento heyeti buz gibi bir sessizlikle izliyor.

Gerçekler tane tane salona yayılıyor.

Örneğin Kurtulmuş’un şu sözleri:

2014 yılında Kırım işgal edildiğinde ne yazık ki Avrupa, Kırım’ın işgaline ses çıkartamadı. Dolayısıyla görüne görüne bir işgal gerçekleşti. Kırım ilhak edildikten sonra Avrupa’nın bu sessizliği yüzünden Ukrayna’nın diğer bölgeleri de Rusya tarafından işgal edildi, ilhak edildi. Avrupa, sesini çıkaramadı. Avrupa, güvenlik zafiyetinin ne kadar açık olduğunu görmüş oldu. NATO’nun da Avrupa güvenliği bakımından yeterince güvenli bir koruma şemsiyesi olamayacağı ortaya çıkmış oldu.”

Evet işte acı ve çarpıcı gerçek budur.

Dünyanın geldiği “Orman Kanunu” budur.

Kurtulmuş, bu gerçeği hem Helsinki’de hem Stockholm’de açık açık söylüyor:

Hiç şüphesiz dünyadaki en önemli meselelerden biri çatışmaların ve gerilimlerin sürekli artırılması, artması ve dünyada bu gerilimleri, çatışmaları önlemeye müsait küresel bir sistemin maalesef ayakta kalmamış olmasıdır. Rusya’nın bu yayılmacılığının nasıl önleneceği konusunda küresel sistem çaresiz kalmıştır. Aynı şekilde İsrail’in Gazze’de üç yıla yakın bir süredir yaşlı, kadın, çocuk, kimsesiz insanlara karşı sürdürdüğü artık soykırım boyutlarında olan katliamlarını durdurmak için dünyanın gücü yetmemektedir.”

Bu sözler elbette çok önemli.

Ama söylendiği yer de en az mesajlar kadar önemli.

Ukrayna’nın işgaline sessiz kalan Avrupa’nın,

Yine Rusya korkusuyla sarsılan bir bölgesinde söyleniyor.
Avrupa’nın bugüne kadar güvenlik meselesini NATO’ya bıraktığını biliyoruz.

Bugün Finlandiya ve İsveç, NATO’ya girdiler.

Ama yeterli mi?

Hiç sanmıyorum.

Nitekim Numan Bey, BM’nin de acizliğini bütün çıplaklığıyla ortaya koyuyor:

Dünya sisteminin kurumları çökmüştür. Bu çatışmaları önlemekle görevli olan ve kuruluş metinlerine hepimizin gönülden bağlı olduğumuz Birleşmiş Milletler, açıkça ifade etmek gerekirse New York’ta bir ofisten öteye bir anlam taşımamaktadır.”

TBMM Başkanı bunları söylerken hemen önümde oturan Finlandiyalı parlamenter kafasını sallayarak onaylıyor.

Çünkü bu acı gerçeği şu anda en yakından onlar hissediyor.

EN AĞIR SORULAR

Ve Başkan soruyor:

Allah aşkına bana söyler misiniz; Ukrayna’da yaşananları nasıl durduracaksınız? Rusya, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde veto oyuna sahipken Ukrayna meselesinde Rusya’yı nasıl durduracaksınız? Aynı şekilde Filistin’deki İsrail’in saldırılarını, sadece Gazze değil; Batı Şeria’da ve Lübnan’daki saldırılarını arkasında Amerika Birleşik Devletleri durduğu sürece nasıl önleyeceksiniz?”

Bu soruya Trump’ın Kanada’dan Alaska’ya, Venezuela’dan Meksika’ya verdiği sert mesajlar.

Gazze’yi “tatil köyü” yapma projeleri eklenirse;

Sorunun şiddeti daha da artıyor.

ÇOK MERKEZLİ DÜNYA

Rusya’nın işgallerine ve İsrail’in katliamlarına karşı çaresiz kalan küresel sistemin nereye evrileceği sorusu da önemli.

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş bu konuda da çok değerli bir tespit yapıyor:

Dünya iki tarihi dönüm noktası yaşadı. Berlin Duvarı’nın yıkılışı ve Amerika’nın Afganistan’dan çekilişi aslında hem çift kutuplu dünya sisteminin hem tek kutuplu dünya sisteminin tarihe karıştığını ilan eden dramatik dönüm noktalarıdır. Şimdi yeni bir döneme girdik. Bu dönemin nasıl şekilleneceği, nerede hangi gelişmelerin olacağına dair öngörülerimiz var. Önümüzdeki dönemin en belirgin özelliği çok kutupluluk ya da daha doğru bir tabiriyle çok merkezlilik olacaktır.”

AVRUPA GÜVENLİĞİ VE TÜRKİYE

Çok merkezlilik yeni bir dönemin kapısını aralıyor. 

Bu da yeni ittifakların gelişeceği anlamına geliyor. Baltık ülkelerinin ittifakı böyle bir örnek.

Bu gezide öğreniyorum ki...

Bugüne kadar “bağlantısız ve tarafsız” olmakla övünen İsveç, Finlandiya gibi ülkeler artık kendi aralarında olduğu gibi Avrupa ve NATO’yla yeni bağlantılar kuruyor.

Silahlı kuvvetlerini güçlendirmek için harekete geçiyor.

Bu noktada Avrupa’nın güvenliği açısından Türkiye’nin önemi daha da ortaya çıkıyor.

Hiç şüphesiz önümüzdeki dönemde bunun işaretlerini göreceğiz.

Helsinki ve Stockholm’e gelirsek;

Ukrayna’nın işgaline sessiz kalanların şimdi benzeri bir tehditle,

Sığınak psikolojisi”yle yaşayacak hale gelmesi...

Alarmlar verip okulları tatil edecek duruma gelmesi önemli bir derstir.

O açıdan Numan Kurtulmuş’un bu mesajlarının böyle bir coğrafyada verilmesi daha etkili olmuştur.

Habere git