Güneşin bizi çok yakmadığı bir yaz sabahı ‘Daha 17’nin çekildiği Bodrum’da buluşmak üzere sözleşiyoruz. Söyleşi ve çekim mekânımız Türkbükü’ndeki No 81 Hotel. Çağan Efe Ak sete gitmeden önce yanımıza geliyor, 19 yaşında ve tam yaşının enerjisine sahip. Yakışıklı, yetenekli; gelecekte adını daha da sık duyacağımızın bütün sinyallerini veriyor. Onu yakından tanımak için başlıyoruz sohbete.
◊ 8 yaşında oyunculuğa başlamışsın. O yaşta bir çocuk bu kararı kendi veremez. Nasıl başladın oyunculuğa?
Annemin çok yakın bir arkadaşı yönetmen yardımcısıydı. Bir proje olduğunu söyledi. Çok da büyük bir rol değil. Sevgi evindeki yedi çocuktan birini oynuyordum, diyalog yoktu. Orada oyunculuk çok hoşuma gitti, farklı geldi. ‘Bunu eğlenerek yapabiliyorum’ dedim. Sonra da reklamlar ve diziler geldi.
◊ Nasıl bir ailede büyüdün, oyuncu var mıydı?
Aslen Edirneliyiz ama İstanbul’da doğup büyüdüm. Annem ev hanımı ama sinema televizyon bölümü mezunu. Sektörle çok ilgili. Babam spor salonlarında yönetici. Bir kardeşim var, o da oyuncu.
◊ Kaç yaşında?
12 yaşında. Dijital bir platformda ‘Sen Yaşamaya Bak’ filminde oynamıştı.
◊ Ne güzelmiş. Senin de 10 seneyi aşmış oyunculuk geçmişin. Bu meslekten ne öğrendin?
İçten içe beni çok olgunlaştırdığını düşünüyorum, bu beni mutlu ediyor. Sektöre çok erken girdim, çalışmayı ve disiplini öğrendim.
◊ Sen koyu Beşiktaşlıymışsın...
Evet, hasta Beşiktaşlıyım.
◊ Ve bir dönem kalecilik yapmışsın, doğru mu?
Evet, Beşiktaş altyapısında kalecilik yapıyordum.
◊ Kaç yaşında başladın?
10 yaşından 15 yaşına kadar devam ettim. Pandemi zamanı bırakmak durumunda kaldım.
◊ Neden?
Hem okul, hem set, hem futbol; üçü artık bir arada olmuyordu.
Bir de benim boyum kalecilere göre biraz kısaydı. İllaki uzayacağım ama ben o dönem bu duruma çok takıldım. Oyunculuktan devam etme kararı aldım.
◊ Aklında kalmadı mı?
Aklım kalmadı ama antrenman yaptığımız yerin önünden geçerken duygulanıyorum. Şimdi de çok sevdiğim işi yapıyorum.
◊ Rol aldığın ‘Tozkoparan’ isimli dizi iki sezon ulusal kanalda oynadı, ardından dijital platformda devam etti, sinema filmi ve müzikali oldu. O iş sana geniş bir fan kitlesi kazandırdı. Çok küçük yaşta ünlü olmak nasıl bir şey?
İnsan alışıyor ama bir noktada sokağa çıkınca birilerinin seni tanıması garip ve çok güzel bir his. Hayatında hiç görmediğin biri seni çok severek, sana karşılıksız duygular besleyerek gelip seninle fotoğraf çektiriyor, bu çok kıymetli.
◊ Bir gün sette ya da kırmızı halıda bir galadasın, ertesi gün okulda arkadaşlarınla not tutuyorsun. Arkadaşlarının tepkileri nasıldı?
İster istemez farklı bir bakış oluyor ama öyle düşünüldüğü gibi çok ayrıcalıklı bir yerde değilsin. Sonuçta öğrencisin ve öğretmenlerin gözünde bir farkın yok, diğer öğrenciler nasılsa sen de öylesin. Amerikan dizilerinde falan görüyoruz ya, ayrı bir popülerlik falan, öyle şeyler yaşanmıyor.
◊ Bu sene lise bitti. Sınavlara gireceksin. Ne okumak istiyorsun?
Evet, birkaç haftaya üniversite sınavına gireceğim. Hedefimde sinema okumak var çünkü bu sektöre dair her şeye hâkim olmak istiyorum.
◊ Bir YouTube kanalı açmışsın, 38 video yayımlamışsın. Uzun süredir bir şey yüklemediğin halde hâlâ 784 bin abonen var. Milyon takipçiler, aboneler... Hiç havalanmıyor musun?
Gerçekten havalanmıyorum. Bu muhtemelen aileden gelen bir öğreti. Hiçbir zaman kendimi yaptığım işten dolayı diğer insanlardan üstün ya da farklı görmedim. Çünkü benim yaptığım da bir meslek ve her mesleğin kendine özel zorlukları var. Bu işin tek farkı, dışarıda insanlar tarafından tanınman.
◊ Neden YouTube’da içerik üretmeyi bıraktın?
Bir noktadan sonra çok benlik değilmiş gibi gelmeye başladı. YouTube videoları çekenlere çok saygı duyuyorum, bence zor ve çekeyim bitsin gibi bakabileceğin bir şey değil. Yoğun bir mesai istiyor. Ben işin oyunculuk tarafındayım.

‘YAZIŞARAK ÖYLE ŞEYLER KONUŞMANIN TARAFTARI DEĞİLİM’
◊ 19 yaşındasın, senin yaş grubunu nasıl anlatırsın?
Çok karmaşık. Olgun olanlar da yaşından küçük davrananlar da var.
◊ Kendi yaş grubunda en rahatsız olduğun şey ne?
Biraz şımarıklık olabilir. Sosyal medyada da ağzına gelen her şeyi yazanlar var. Bazıları saf kötü yorumlar yapıyor. Onları anlamıyorum. Eleştiriye gerçekten çok açığım eğer niyet iyiyse... Ama bazıları öyle yorumlar yazıyor ki tamamen kötü hissettirmeye yönelik.
◊ Linç kültürü içinde gelen yorumlar seni üzer mi?
Alıştım ama ilk zamanlar çok kafama takıyordum; “Biz bu kadar uğraşıp emek verirken niye insanlar böyle düşünüyor” diyordum. Ama takmamak lazımmış.
◊ Sizin neslin sosyal medyayla arası iyi. Senin nasıl?
Sosyal medyayla aram iyi ama paylaşım yapmayı bazen unutabiliyorum. Çok aktif değilim.
◊ Sosyal medyadan biriyle aşk yaşar mısın?
Ben yazışarak öyle şeyler konuşmanın taraftarı değilim. Bence o işler yüz yüze olur. Diğeri bana çok yapay geliyor.
‘Aras’ın net duruşunu ve azmini kendime çok benzetiyorum’
◊ Senin gözünden ‘Daha 17’ ne anlatıyor?
Küçükken trafik kazasında anne, babası ölen ve kardeşi kaybolan bir ağabeyin kardeşini bulma hikâyesini anlatıyor. Kardeşini bulmak için çok büyük fedakârlıklar yapıyor, yurt
yurt, şehir şehir geziyor. Bulacak mı bulamayacak mı?
◊ Karakterin Aras’ı nasıl anlatırsın?
Aras; sakin, hayatını tamamen belli bir hedef doğrultusunda yaşayan ve hayatta net bir amacı olan bir genç. En büyük mücadelesi ve hayattaki itici gücü, kayıp kardeşini bulabilmek; bunun için her şeyi göze alabilecek kadar kararlı ve mücadeleci bir yapısı var. Bir noktada Aras’ın net duruşunu ve azmini kendime de çok benzetiyorum. Aras karşılaştığı tüm zorluklara ve hayatın önüne çıkardığı engellere rağmen etik değerlerinden, prensiplerinden asla ödün vermiyor. Tüm dürüstlüğü, çalışkanlığıyla başta kardeşi olmak üzere sevdikleri için mücadele ediyor.
◊ Aras bugün karşında olsa ona ne söylemek isterdin?
“Helal olsun” derdim. Başka ne denir ki?
◊ Aras okulda zorbalanıyor. Sen hiç zorbalandın mı?
Benim okulda aramın iyi olmadığı birileri yoktu, genelde herkesle iyi anlaşırdım. Eskiden bir şeyler oluyordu. İnsanlar farklı gördüklerini zorbalar ya! Ama uzun zamandır yok.
◊ Sen birini zorbaladın mı?
Yok.
◊ Dizi Bodrum’da çekiliyor. İstanbul’da ailenle yaşıyordun, Bodrum’da tek başına hayata alıştın mı?
Alışmaya çalışıyorum. Çünkü evde annem eşyalarımı falan toplamama yardım ediyordu, burada öyle biri yok. Şu an benim eve gelseniz, çok dağınık (gülüyor). Bir de 18 yıldır anne yemeğine alışığım, bazen ev yemekleri yiyememek kötü hissettiriyor.
◊ Sette gençler bir aradasınız... Anlaşabildiniz mi?
Çok hızlı samimi olduk. Setteki herkesi seviyorum. Çok iyi kalpli insanlar.
◊ Aras karakteri büyük bir aşkın içine düşecek gibi... Aşk senin hayatında nerede duruyor?
Aras, Bodrum’a kardeşini bulmak için geliyor ve Leyla’ya tutuluyor ama kardeşini bulma konusundaki odağını da kaybetmemesi lazım. Aşk benim hayatımda da kariyerimin ve ailemin gerisinde duruyor.
◊ Bir aşk tanımın var mı?
Herkes aşktan çok bahsediyor ama ben henüz aşkı yaşadığımı düşünmüyorum. O yüzden bir tanımım yok.
◊ Seni nasıl biri etkiler?
Bilmiyorum ki. O kişi karşıma çıkınca anlayacağım herhalde.

‘İNSANLAR BİR YERDEN SONRA PES EDEBİLİYOR, BEN PES ETMEDİM’
◊ Yıllardır çocuk oyuncuların setlerde yaşadığı zorluklar konuşulur. Sen böyle zorluklar yaşadın mı?
Çok yaşamadım aslında çünkü sete çok eğlenerek gidiyordum. Annem her zaman yanımdaydı, beni bir gün bile sete yalnız göndermedi. ‘Tozkoparan’da da çok fazla yaşıtım olduğu için herkes benim gibiydi. Şunu diyebilirim; mesela yaz aylarında arkadaşlarım tatile giderken ben sette çalışıyordum ama bu da beni mutlu ediyordu. Çünkü çok sevdiğim bir yerdeydim.
◊ Öyle bir sektörün içindesinizki sürekli yeni diziler başlıyor, alttan birçok yeni oyuncu ve güçlü bir genç nesil geliyor. Bu seni korkutuyor mu?
Şu ana kadar hiç olmazsa diye düşünmedim. Sürekli kendimi geliştirmeye çalışıyorum. Elimden gelen her şeyi yapacağım, gerisi kısmet.
◊ Küçük rollerle başlayan kariyerinde başrollere terfi ettin. Peki, her şey çok rahat mı ilerledi?
Hayır tabii, çok uğraşman gerekiyor. Zamanında çok fazla deneme çekimine girdim, insanlar bir yerden sonra pes edebiliyor. Ben pes etmedim. Şimdi de daha iyisi için elimden geleni yapıyorum.
◊ Sence oyunculuğun en zor yanı ne?
Sette beklemek olabilir.
◊ Bundan sonrası için hayallerin neler?
Hayalim bu yolda devam etmek ve gelebileceğim en üst noktaya kadar gelmek.
◊ Kendine örnek aldığın oyuncular var mı?
Tabii var. Bu aralar beni çok benzetiyorlar, ben de kendimi aslında biraz benzetiyorum: Çağatay Ulusoy. Aras (Bulut İynemli) Abi var. Yabancı isimlerden Joaquin Phoenix olabilir, bugüne kadar Joker’i oynayan herkes beni çok etkiledi.
◊ Bugün oyuncu olmasaydın sence ne yapıyor olurdun?
Futbol oynuyor olurdum muhtemelen.

‘KENDİMİ BAŞKALARININ DÜŞÜNCELERİNE GÖRE ŞEKİLLENDİRMEM’
◊ Seni hiç tanımayan birine kendini nasıl anlatırsın?
Eğer kendimi yakın hissettiğim birileri varsa, komiğim. Sakin, neşeli ve pozitifim.
◊ Aynaya baktığında ne görüyorsun?
Kararlı, hedefine doğru yürüyen birini görüyorum.
◊ Oyunculuk ve futbol dışında tutkuların neler?
Futbol ve oyunculuk hayatımın çok önemli bir kısmını kapsadığı için geriye çok fazla bir şey kalmıyor. Tabii film izlemeyi, arkadaşlarımla buluşup sohbet etmeyi, dışarı çıkmayı, müzik dinlemeyi ve bilgisayarda futbol oyunları oynamayı seviyorum.
◊ Arkadaşlarının sende en çok değiştirmek istediği özellik ne?
Ara sıra duygu değişimlerim ve kararsızlığım olabilir. Bu burcumdan kaynaklı da olabilir, İkizler burcuyum. Aslında burçlara çok inanmıyorum ama bazen tutuyor, inanasım geliyor.
◊ Sen hep böyle yakışıklı bir çocuk muydun?
Küçükken bence tatlı bir çocuktum. O yaşlarımdaki işlerimi izleyenler de biliyordur. Tabii ergenlik döneminde bir geçiş oldu. Ama tatlıydım yani.
◊ Senin güzellik anlayışın nedir?
Kendimi başkalarının düşüncelerine göre şekillendirmem, nasıl daha iyi hissediyorsam ve bana ne iyi geliyorsa o.

6 saat önce
33









English (US) ·