Çin-Kuzey Kore yakınlaşması dengeyi değiştirir

3 hafta önce 35

Çin ile Kuzey Kore’nin arası bir süredir tam bozuk değildi belki ama oldukça soğuk, mesafeli hatta zaman zaman gergindi.

Pekin ve Pyongyang arasındaki bu dönemsel kopukluğun ve gerginliğin arkasında birkaç temel neden bulunuyordu. Öncelikle Çin, Kuzey Kore’nin en büyük hamisi ve tek resmi savunma müttefiki olsa da Pyongyang’ın kontrolsüz nükleer denemelerinden ve balistik füze programından her zaman ciddi rahatsızlık duydu. Kuzey Kore’nin bu adımları, ABD’nin bölgeye yani baş düşman Güney Kore ve Japonya’ya daha fazla askeri yığınak yapmasına, radar sistemleri kurmasına zemin hazırlıyordu. Kuzey Kore’nin pandemi sırasında sınırlarını dünyaya ve dolayısıyla en büyük ticaret ortağı olan Çin’e tamamen kapatması bardağı taşırdı. Bu durum iki ülke arasındaki fiziki bağları kopma noktasına getirdi. İlişkileri en çok geren ve Çin’i içten içe rahatsız eden son gelişme ise Kuzey Kore’nin Rusya ile aşırı yakınlaşması oldu.

Kuzey Kore’nin Ukrayna savaşı bağlamında Moskova’ya ciddi askeri destek sağlaması, karşılığında Rusya’dan teknoloji ve ekonomik yardım alması, Pyongyang’ın Çin’e olan mutlak bağımlılığını azaltmıştı. Çin ve Kuzey Kore arasında ipler iyice gerildi.

ı bağlamında Moskova’ya ciddi askeri destek sağlaması, karşılığında Rusya’dan teknoloji ve ekonomik yardım alması, Pyongyang’ın Çin’e olan mutlak bağımlılığını azaltmıştı. Çin ve Kuzey Kore arasında ipler iyice gerildi.

Fakat o da ne... Bu soğukluk, tam olarak şu günlerde yerini çok kritik bir diplomatik manevraya bıraktı ve Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, Pyongyang’a gitti.

Çin-Kuzey Kore yakınlaşması dengeyi değiştirir

STRATEJİK TAMPON BÖLGE

Şi Cinping’in bu ziyareti yapması ve ilişkileri ‘yeni bir tarihi başlangıç noktası’ olarak tanımlaması siyasi açıdan elbette kritik. Bu açıdan baktığımızda Çin, Kuzey Kore’nin tamamen Rusya eksenine kaymasını istemiyor ve “İpleri hâlâ ben tutuyorum” mesajı veriyor. Ayrıca, ABD ve müttefiklerinin Asya-Pasifik’teki baskısına karşı Çin, arka bahçesindeki bu öngörülemez müttefikiyle ilişkileri tazeleyerek stratejik bir tampon bölgeyi yeniden tahkim etmeye çalışıyor.

Ancak Çin ve Kuzey Kore’nin yeniden yakınlaşmasının siyasi olduğu kadar bölgesel ve küresel ölçekte ekonomik ve ticari sonuçları da olacak. Kuzey Kore’nin dış dünyaya açılan en büyük kapısı Çin. Dış ticaretinin yüzde 90’ından fazlasını Çin ile yapıyor. Uluslararası yaptırımlar Kuzey Kore ekonomisini tamamen izole etmeyi amaçlasa da, Çin ile yakınlaşma bu yaptırımların pratik etkisini zayıflatacak. Çin ile resmi ve resmi olmayan ticaretindeki artış Kuzey Kore ihtiyaç duyduğu daha çok dövizi sisteme sokmasını sağlayacak.

MADE IN CHINA

Çin; Kuzey Kore’ye gıda, ham petrol, rafine petrol ürünleri ve gübre gibi hayati stratejik ürünleri sağlamaya devam ederek rejimin ekonomik çöküşünü de engelleyecek. Uluslararası medyada yapılan analizlere göre, Çinli tekstil veya hafif sanayi firmaları, ham maddeleri Kuzey Kore’deki serbest ekonomik bölgelere gönderip orada çok ucuz işgücüyle işleterek yeniden ihraç etmeye hazırlanıyor. Bu ürünlerin dünyaya “Made in China” etiketiyle sunulacağına kuşku yok. Böylece Çin artan işçilik maliyetlerini Kuzey Kore sayesinde yeniden aşağıya çekecek ve rekabetteki gücünü artıracak. Yaptırımlara rağmen Çin içindeki inşaat, tekstil ve bilgi teknolojileri (IT) sektörlerinde Kuzey Koreli işçilerin istihdamı ve bundan elde edilen gelirin Pyongyang’a aktarılması gizli bir ekonomik kaynak olarak büyümeye devam edecek.

YENİ YAPTIRIMLAR GELEBİLİR

KUZEY Kore’nin siber yetenekleri malum. Teknoloji ise Çin’in elinde. Bu anlamda yeni iş birlikleri sayesinde çip, yazılım, makine parçalarının Kuzey Kore’ye yönelmesi yeni güçler doğurabilir. Peki tüm bu gelişmeleri ABD izlemekle yetinir mi?

Eğer Çin’in ziyaretininde alınacak kararlar ete kemiğe bürünürse ABD’nin boş duracağını hiç sanmam. Önce ABD Başkanı’nın sözlü uyarıları gelir ardından ABD, AB’yi de yanına çekmeye çalışarak bir takım yeni yaptırımları devreye almaya çalışabilir. Kuzey Kore ile yasa dışı tanımıyla ticaret yapan, ambargoyu delen Çinli şirketlere yaptırım gelebilir. ABD’nin, batılı şirketlerden üretim üslerini Çin’den daha hızlı bir şekilde alternatif ülkelere nakletmesini istemesi ve bu konuda baskı yapması da şaşırtıcı olmaz.

Özetle, dünyanın kutuplaşma atlasına bir perçin daha atıldı. Çin ile Kuzey Kore’nin yakınlaşmasının siyasi ve ekonomik birçok sonucu olacağına kuşku yok.

Habere git