Cinayetler çözülüyor demek eksik kalır

3 hafta önce 37

Geçmişte gözden kaçan delillere bugünün teknolojisiyle tekrar bakmak” diyorum ben bu sürece...

Uğur Mumcu 1993 yılında öldürüldü.

O günün Türkiye’sini hatırlıyorum.

Cep telefonu hayatımıza bile doğru dürüst girmemişti.

İnternet yoktu.

Bugün kullandığımız anlamıyla DNA veri tabanları, dijital görüntü iyileştirme sistemleri, büyük veri analizi, yapay zekâ destekli kriminal incelemeler yoktu.

Bir olay yerinde bulunan küçücük bir biyolojik iz, o gün hiçbir şey söylemeyebilirdi.

Bugün söyleyebilir.

Muhsin Yazıcıoğlu’nun helikopter kazasıyla ilgili soruşturmada da bugün yeniden HTS kayıtlarından radar verilerine kadar çeşitli dijital izlerin üzerinde duruluyor.

Behçet Oktay’ın ölümüyle ilgili dosyada baz istasyonu kayıtları yeniden mercek altında.

Ayrıca Bakan Gürlek’in Gülistan Doku ve Rabia Naz Vatan dosyalarının üzerine gitmesi çok önemliydi.

Esra Aşık dosyası 21 yıl sonra; Mehmet Ali Türkmen cinayeti 20 yıl sonra; Ali Sarıoğlu cinayeti 19 yıl sonra; Selbi Uyğur dosyası 14 yıl sonra; Gültekin Yıldırım cinayeti 12 yıl sonra; Yusuf Sayaner cinayeti 10 yıl sonra yeniden incelenerek şüphelilere ulaşıldı. Bazılarında eski HTS kayıtları, bazılarında DNA, bazılarında yeniden dinlenen tanıklar belirleyici oldu. 

Bu gelişmeleri sadece “eski cinayetler çözülüyor” diye okumak eksik kalır.

Daha önemli olan şu.

Devlet ilk kez bunu kurumsallaştırıyor. Eski bir savcının kişisel gayretiyle veya ailelerin yıllarca kapı çalmasıyla değil, doğrudan Ceza İşleri Genel Müdürlüğü bünyesinde sürekli çalışan özel bir mekanizmayla yapmaya çalışıyor.

Destekliyorum.

Cinayetler çözülüyor demek eksik kalır

Gülistan Doku - Rabia Naz Vatan - Uğur Mumcu - Muhsin  Yazıcıoğlu

ŞANS GELİR AMA KİMİ BULACAĞINI SEÇMEZ

FULYA Soybaş, Hürriyet’teki köşesinde astronot Chris Sembroski ile buluşmasındaki izlenimlerini yazdı. Uzayla dünya ilişkisini harika anlattı Fulya. Ben de Sembroski ile İzmir’de, Ege Serbest Bölgesi’ndeki Uzay Kampı’nda
sohbet ettim. Ben ise çok farklı bir yerden
bakacağım bu söyleşiye...

Aklıma başka bir soru takıldı.

İnsan hayatında şansın payı ne kadar?

Çünkü Sembroski’nin hikâyesini biraz kurcalayınca karşınıza başka bir gerçek çıkıyor.

St. Jude Children’s Research Hospital yararına düzenlenen kampanyaya Sembroski bağış yaparak katılıyor ama çekiliş ona çıkmıyor.

Cinayetler çözülüyor demek eksik kalır

Kazanan, üniversiteden yakın arkadaşı Kyle Hippchen.

Üstelik Kyle,
Chris
’in düğünündeki sağdıçlarından biri.

Fakat Hippchen uçuş için gerekli fiziksel kriterlerden birini karşılayamayınca
o hakkı kullanamıyor.

Ve koltuğu Chris’e veriyor.

Çünkü arkadaşının uzay tutkusunu yıllardır biliyor.

Ne kadar şanslı adam” deriz; değil mi?

Doğru da; insan hayatında böylesine bir tesadüfle kaç kere karşılaşabilir?

Ama sonra geçmişine bakıyorsunuz.

Çocukken babasıyla model roketler uçuruyor.

Yıldızlarla ilgileniyor.

Üniversite yıllarında yüksek güçlü roketlerle uğraşıyor.

ABD’de Space Camp’te çocuklarla çalışıyor.

Hava Kuvvetleri’nde görev yapıyor.

Sonra havacılık ve uzay alanında mühendislik kariyerine devam ediyor.

Yani o telefon geldiğinde uzay hakkında epey bilgisi olan biri var.

İşte benim ilgimi çeken taraf da bu. Şans ona uzayı getirmedi.

Uzay zaten hayatındaydı.

Cinayetler çözülüyor demek eksik kalır

Kyle Hippchen -  Chris Sembroski

ŞANSI ÇAĞIRAMAZSINIZ AMA ONA HAZIRLANABİLİRSİNİZ

HAYATTA çok kullandığımız bir cümle vardır.

Doğru zamanda doğru yerde olmak.”

Ben artık buna küçük bir ek yapıyorum.

Doğru zamanda doğru yerde olmak yetmiyor. Doğru insan olarak orada bulunmak gerekiyor.”

Çünkü fırsat geldiğinde yapabilecek durumda değilseniz, fırsatın gelmiş olması pek bir şey değiştirmiyor.

Sembroski’nin hikâyesi bana biraz bunu düşündürdü.

Şansı planlayamazsınız.

Arkadaşınızın bir gün uzaya giden bir koltuk kazanacağını hiç planlayamazsınız.

Sonra o arkadaşın uçamayacağını...

Ve o koltuğu size vereceğini hiç planlayamazsınız.

Hayat bazen bütün formülleri bozuyor.

Bir şeyi planlayabilirsiniz. Kendinizi, merakınızı, bilginizi, ilgilendiğiniz alanları...

Cinayetler çözülüyor demek eksik kalır

‘CÖMERTLİK’ ADLI KOLTUK

BİR ayrıntı daha var ki çok sevdim.

Inspiration4 görevinde dört koltuğun her biri bir kavramı temsil ediyordu.

Sembroski’nin koltuğunun adı “Generosity”, yani “cömertlik” ti.

İnsanın bundan daha uygun bir koltuğu olabilir mi?

Çünkü o koltuğa bir arkadaşının cömertliği sayesinde oturdu.

Görevin kendisi de St. Jude Children’s Research Hospital için yüz milyonlarca dolarlık bağış kampanyasının parçasıydı.

Bir insan başka bir insanın hayalini biliyor.

Sonra eline hayatında bir kere gelecek bir imkân geçiyor.

Kendisi kullanamayınca onu çöpe atmıyor.

Arkadaşının hayaline teslim ediyor.

Bence Sembroski’nin hikâyesinde uzay kadar güzel olan taraf biraz da bu.

 Cinayetler çözülüyor demek eksik kalır

Habere git