D vitamini işini güneşe bırakmayın

1 saat önce 43

Biyokimya Uzmanı Ayşegül Çoruhlu, sağlıklı uzun yaşamın (longevity) sırlarını vermeye devam ediyor. Çoruhlu, SÖZCÜ TV’de Simge Fıstıkoğlu’nun sorularını yanıtlıyor… Dr. Çoruhlu, bu kez longevity eşliğinde hem sağlıklı hem uzun yaşam için ilk koşullardan biri olduğunu vurguladığı D vitamini eksikliğiyle başa çıkma yollarını açıkladı. 

Longevity D vitaminiyle başlıyor 

D vitamini aşağılardaysa benim herhangi bir sebepten bir hastalığa yakalanabilme ve hani onun da beni daha kısa ömre götürme olayı bir anda % 40 artıyor.

Yani başka bir şeyde bu kadar oyunu değiştirecek etken yok. Onu koyduğunda işin % 40’ını halletme olasılığın varken oradan başlamamakta inat etmek gerçekten kendine de haksızlık, bilime de haksızlık. O yüzden “Bu yaz, güneşten alırım bakarız” falana bırakmamalıyız. Gerçekten yakın takiple kendi durumunuzu bilerek o işe müdahale edeceğiz. Çünkü bu iş buradan başlıyor.

Eksikliği hastalıklara kapı aralıyor

Mesela tekrarlayan enfeksiyonlar, kolay soğuk havada hemen grip oluyorumlar, uçuk çıkarmak...

Stresle zona, egzama olmak. Bunlar kortizolden (stres hormonu) oluyor. Orada D vitaminini koymuş olsan o stres seni arkadaşını yapmadığı gibi seni de yapmayabilir zona. Tabii sadece stres değil, merkezde ana kontrolör var. “Ben otoimmüniteye de karışırım, ben alerjiye de karışırım, ben depresyona da karışırım, ben kansere de karışırım, ben yaşlanmaya da karışırım” diye orada oturuyor. ‘Hepsine karışırım’ diyor.

K2 şart mı?

En çok bu vitamin D-K2 kombinasyonları sorulur. Aslında en iyi şey bu Rapid gibi zaten işi direkt yapan bir şeyin yanına arada istiyorsan eski model D3-K2’lerden de eklemek olabilir ama burada yine oyunu değiştiren K2 değil, D’nin kendisi.

Havucun faydaları

Mesela süt grubu ve un grubunu azaltıp D’yi yükselttiğinde otoimmün hastalığa karşı da bir bariyer sağlamış olursun. Bağırsağın içerisindeki böyle immün reaksiyonları azaltmak için mesela A vitamini de bu resmin içine girer ama A vitamini almak o kadar rahat bir şey değil. Ama mesela havuç burada acayip işimizi görür. Yani beta-karoten içeren havucu kullandığında hem ciltte biliyorsunuz yanmayla ilgili de bir denge sağlıyor hem de bağırsakta sistemi daha toleranslı yapıyor. Güneşe karşı da koruyucu oluyor havuç. Dolayısıyla her gün bir tane havuç kemirmek o bakımdan işimize gelir yani. Kırmızı biberlerde de öyledir, onun sarısı da öyledir ve kırmızı biber de aynı havuza girer. 

Antidpresan kullananlar dikkat!

Antidepresan önerildiğinde de önce bir şu ‘D vitaminini bir tavana çıkarayım’ demeniz lazım. Bu mesela Rapid hem hızlı çalışıyor ve hem direkt sonucu hani ölçüleni veriyor ya, en çok şunu söylüyor kişiler  “Yani böyle bir hep bir şey olacakmış gibi kıpır kıpır uyanıyorum” diyor.

Onkologlar önemser

Herhangi bir onkolog % 70 metastazı engellemenin yolu vitamin D’yi yüksek tutmaktır der. Otoimmün hastalıklarla ilgili romatologlar vesaire de söyler. Tabii vitamin D daha yüksek doz olmalı.

Hamilelikte acaba biz D vitaminimizi çok daha iyi kontrol etsek acaba düşükler konusunda bir başarı sağlayabilir miyiz? Kadın doğumculara çalışma konusu.

Hangi molekülün daha iyi çalıştığı konuşulmuyor 

Herkes vitamin D konuşuyor, fenalık geldi. Fakat bunun niye çalışıp çalışmadığı ya da hangi molekülün daha iyi çalıştığı konusu masada değil.

Ve o vitamin D’yi yapan vücut; cildinden beslenmene, karaciğerine, böbreğine kadar masaya konulmamış durumda. Bu yüzden bu longevity biliminin eksiğidir. Söylediğim gibi bunu patentli yeni bir molekül olduğu için ben formüle ettim. Şimdi bu diğerlerinden daha farklı.

Pek çok seçenek var

Vitamin D pek çok seçenek var, K2’lisi var, öyle olmayanı var, problem değil. Hangi marka alırsanız alın, dünyanın her yerinden karaciğere girecekti, işlenecekti, oradan çıkacaktı sonra böbreğe gidecekti.

Konu zaten daha kestirme ve daha yüksek yararlanımla ‘aradan karaciğeri çıkarabilir miyiz’ konusuydu ve bu hani “Rapid” diye kod adı verdiğimiz hızlı çalışan molekül zaten karaciğerden çıkmışı.

Yağlı karaciğerde de vitamin D azalıyor. Bakıyorsunuz mesela obezlerde vitamin D az mı, az. Vitamin D az olduğu için kilo alıyorsunuz diyebilirsin, kilolu olduğunmuz için vitamin D az üretiliyor da diyebilirsiniz.

Karaciğerden geçiş zaman alıyor 

“Ya ben bu işi tam kurcalayacağım” dediğinde benim yaptığım longevity genleri üzerine bir epigenetik test var. Ve ben orada hastanın sonucunu görüyorum. Diyor ki; “Bu kişinin karaciğerindeki vitamin D’yi 25-hidroksilaz enzimiyle hidroksile eden ve karaciğerden çıkmış halini yapan enzimi yavaş” diyor. “Bunun” diyor “daha sık takip edilmesi lazım.” 
Çünkü karaciğerden geçiş bir süre alıyor. Performans düşükse o süre uzuyor. Giren ürüne rağmen çıkan ürün yeterli olmuyor. 

Günde 5-10 bin  ünitelere çıktı

Covid öncesi biz ne diyorduk? Yani şurada 5 sene önce ne kadar izin veriyorlar? İşte 400 ünite çocuklara, 800 ünite büyüklere. Bini geçmeyin.

Şu anda gerçekten ona gülüyor herkes, yoldan geçen de. “Canım binle iki gram yükseltemeyiz” diye. Ne oldu? Günde 5 binler, 10 binlere çıktı.

Buna itiraz etme olmamaya başladı. Onu da bıraktık, “Ya bu yükselmiyorsa biraz daha artıralım çünkü biz değere bakıyoruz” konusu çıktı.

Yaşlanınca neden azalıyor?

“Yaz geliyor. Güneş önümüzde biz oradan kurtuluruz” diyenler için söyleyeceğim. Bir; cildin D vitamini yapabilmesi bayağı zor bir iş. Cildinde yeterince yağ katmanı olacak, özel bir kolesterol molekülü var. Yani cildin genç olacak, öyle kuru muru olduğunda pek olmuyor o iş. O yüzden yaşlanınca da o iş olmuyor.

Yazın da destek şart

Yazın da bizi supplementsiz bu iş kurtarmaz. Bu tabii şey gibi oldu, amma övdü gibi oldu ama ben şu anda üç sene sonrasının vitamin D’sini anlatıyorum size.

O zaman bunlar sıradan gelecek. Covid’den önce anlatırken de böyleydi. Seviyenin daha yüksek olması, daha sık takip edilmesi, işin öyle güneşe de pek bırakılmayacak kadar ciddiye alınması lazım.

Hangisini tercih etmeliyiz?

D vitamini desteği alırken çok ürün olduğu için paramızı neye vereceğiz? Aldığım yükselmedi, o fiyatlı o ucuz, o yok işte şeyli yanında başka bir molekül var. Buradaki alt cümle şudur; burada bir öncülük yapıldı özel patentli bir molekülle, hiçbiriyle kıyaslanabilir pozisyonda değil çünkü bambaşka bir molekül  “Vitamin D ihtiyacın mı var kardeşim? Buyur aldığın kanında” diye bir bire bir eşleme yapabileceğimiz bir durum var.

Değeri nasıl düşüyor? 

Günde bir doz D vitamini alarak devam etmek seviye demektir. Nasıl düşüyor peki? Mesela her gün bir doz işte bu rapid ne istiyorsan onu alıyorsun, belli bir seviyede duruyor değerin. Diyelim ki 70’te duruyor (benimki 122 bu arada). Üstelik böbrek taşı gibi bir problemimde yok.

Şimdi normal kullanılan vitamin D’lerde bağırsakta bir emilim sorunu varsa oradan da gol yiyorsun. Diyelim ki ishal oldun, böyle biraz bağırsakların hızlı çalıştı, hoşuna gitmeyen bir şeyler yedin ettin. Kana geçerken oradaki yağla emilim azalıyor. Bir bakıyorsun aynı dozu aldığım halde niye düşmüş?

Önce bağırsağını düşüneceksin; “Ben daha mı akışkan ishal yapıyorum? Böyle bir işte amilaz-lipaz böyle sindirim enzimlerimde bir sorun mu var? Safra kesemde çamur, taş bir şey mi var?” Çünkü yağ emilimi bütün bunlarla ilgili. Demek ki öyle de bir sorun var, bir bunu kurcalamak lazım.

Antibiyotikle yarışır bir değeri var

Enfeksiyonlar olduğunda da antibiyotiğin yanında, yani o ihtiyaç varsa, vitamin D’nin de ekstra ihtiyaç olarak masada olması lazım.Yani orada o kadar kıymeti var yani antibiyotikle yarışır kıymeti var.

www.sozcu.com.tr internet sitesinde yayınlanan yazı, haber ve fotoğrafların her türlü telif hakkı Mega Ajans ve Rek. Tic. A.Ş'ye aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez.

Habere git