Yunanistan anakarası ile Mora Yarımadası’nı birbirine bağlayan ve 2004 yılında tamamlanan Rio-Antírio Köprüsü (Antirio Neher Köprüsü), inşaat mühendisliği tarihinin en zorlu projelerinden biri olarak kabul ediliyor.
İngiliz İnşaat Mühendisleri Enstitüsü tarafından paylaşılan teknik detaylar, köprünün derin su, şiddetli rüzgar, sismik hareketler ve balçık zemin gibi ekstrem şartların bir araya geldiği bir bölgede nasıl ayakta kaldığını gözler önüne seriyor.
Köprünün inşa edildiği boğazda su derinliği yer yer 65 metreye ulaşırken, asıl büyük sorun deniz tabanının altında baş gösterdi.
Yapılan jeolojik araştırmalarda, deniz tabanının 100 metre altına kadar kulelerin devasa ağırlığını taşıyabilecek tek bir kaya tabakasına bile rastlanmadı; bölgedeki gevşek kum, çakıl ve kil katmanının 500 metreden fazla derinliğe indiği anlaşıldı. Geleneksel yöntem olan kazık çakarak sağlam kayaya ulaşma seçeneği ortadan kalkınca, mühendisler ezber bozan bir yönteme imza attı.
Kuleleri derindeki bir kayaya sabitlemek yerine, mevcut gevşek zemini deniz tabanından itibaren güçlendirip köprünün ağırlığını çok geniş bir alana yayma stratejisi seçildi.
200 BORUYU AĞAÇ GİBİ SAPLADILAR
Bu doğrultuda, her bir kulenin geleceği bölgede deniz tabanının ilk 20 metresine, 2 metre çapında ve 30 metre uzunluğunda yaklaşık 150 ila 200 adet içi boş çelik boru adeta birer ağaç gibi saplandı.
Bu boruların üzerine ise 3 metre kalınlığında devasa bir çakıl tabakası serilerek pürüzsüz bir zemin elde edildi. İşin en can alıcı mühendislik zekası ise burada devreye girdi: Köprünün 90 metre çapındaki devasa beton temelleri, deniz tabanına çakılan bu çelik borulara doğrudan sabitlenmedi; kuleler bu çakıl tabakasının üzerine sadece bırakıldı.
Boruların köprü gövdesine bağlanmaması, olası büyük bir sarsıntıda hayati bir avantaj sağlıyor. Bölgede 2 metreye kadar tektonik kaymalara yol açabilecek şiddetli depremler risk oluşturduğu için, temellerin serbest bırakılması sayesinde deprem anında köprü tabanı zemin üzerinde küçük ve kontrollü hareketler yapabiliyor.
Böylece depremin yıkıcı enerjisi doğrudan kulelere iletilmiyor ve yapı kırılmaktan kurtuluyor. Kuru havuzda dev birer beton gemi gibi içi boş ve yüzer halde inşa edilip römorkörlerle bölgeye çekilen ve ardından bölmeleri suyla doldurularak batırılan bu devasa kaideler, araçlardaki amortisör sistemine benzer devasa sismik sönümleyicilerle de desteklendi.
Rio-Antírio Köprüsü, yıkılmaz bir kale gibi katı olmak yerine, doğanın gücüne esneyerek karşı koyan tasarımıyla mühendislik dünyasına ders vermeye devam ediyor.
www.sozcu.com.tr internet sitesinde yayınlanan yazı, haber ve fotoğrafların her türlü telif hakkı Mega Ajans ve Rek. Tic. A.Ş'ye aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez.

1 saat önce
32









English (US) ·