Dikkat! Beyniniz sürekli ‘alarm’ modunda olabilir

2 saat önce 41

Bazen insan kendini sadece yorgun sanıyor. Bazen de moralsiz. Oysa uzmanlara göre işin içinde bundan fazlası olabiliyor. Çünkü beyin zorlandığında sessiz kalmıyor, bunu kendi diliyle haber veriyor.

‘’Aslında çoğumuzun gündelik hayatın olağan bir parçası sandığı bazı belirtiler, beynin denge kaybına verdiği bir tepkidir’’ diyen Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Derya Uludüz, beynin sürekli alarmda olduğunu gösteren işaretlere dikkat çekti…

Prof. Dr. Derya Uludüz

Modern beyin yorgunluğu nedir?

Bugün pek çok insanın yaşadığı ama adını koyamadığı bir durum var: Modern beyin yorgunluğu... Bu, ‘beynin stres, uykusuzluk, düzensiz yaşam, dijital aşırı yük ve duygusal baskılar altında sürekli tetikte kalması’ demek. Yani vücut oturuyor olabilir ama beyin tetikte kalmaya devam eder. Bu yüzden kişi kendini dinlenmiş hissetmez. Uyur ama toparlanamaz. Çalışır ama odaklanamaz. Unutkanlıktan dert yanar. En sık karşılaşılan tablo budur…

Neden sinyal verir?

Beyin çok çalışan, çok tüketen bir organdır. Vücudun küçük bir bölümünü oluşturur ama enerji ihtiyacı büyüktür. Oksijene, glikoza, ritme, düzene ihtiyaç duyar.

Bu denge bozulduğunda da sinyal vermeye başlar. Üstelik mesele yalnızca yorgunluk değildir. Dopamin, serotonin, oksitosin, kortizol ve adrenalin gibi sistemlerdeki dengesizlikler ruh halini, dikkati, motivasyonu ve karar verme becerisini doğrudan etkiler. Kısacası, bazen sorun irade zayıflığı değildir. Beynin gerçekten fazla yük taşıyor olmasıdır.

Zihin yorgunluğunun nedenleri

Zihinsel yorgunluk çoğu zaman beynin enerji yönetiminde zorlandığını gösterir. Uzun süre odaklanmak, kötü uyumak, öğün atlamak, kan şekeri dalgalanmaları bu tabloyu ağırlaştırabilir.

Bazen 10-15 dakikalık kısa bir gündüz uykusu beyin için toparlayıcıdır. Ancak yorgunluk sürekli hale geldiyse tabloyu daha geniş düşünmek gerekir...

Demir eksikliği, B12 düşüklüğü, tiroid sorunları, uyku apnesi ya da kronik inflamasyon gibi nedenler de akla gelmelidir.

Eliniz sürekli telefona gidiyorsa

Birçok kişi bunu alışkanlık zanneder. Oysa meselenin içinde güçlü bir nörobiyoloji var. Her bildirim, her ekran kaydırması, her yeni içerik, beyinde küçük bir ödül beklentisi yaratır. Zamanla dopamin sistemi hızlı ve sık uyarana alışır. Sonuçta dikkat süresi kısalır, derin düşünme zayıflar, zihinsel sabır azalır. Bu yüzden ekran süresini azaltmak, özellikle sabahın ilk saatlerinde ve gecenin son bölümünde dijital sınır koymak, beyin sağlığı için çok güçlü bir adımdır.

Öfkeyi niye kontrol edemeyiz?

Ani öfke anlarında düşünceden çok alarm sistemi öne çıkar. Beynin duygusal merkezi olan amigdala baskın hale gelir.

Buna karşılık planlama, muhakeme ve kendini düzenleme ile ilişkili prefrontal korteks geri çekilir.

O yüzden insan öfkeliyken sonradan pişman olacağı şeyleri yapabilir, söylemeyeceği sözleri söyleyebilir.  Bu noktada en etkili yol, zihni zorla susturmaya çalışmak yerine bedeni sakinleştirmektir. Yavaş nefes, kısa bir yürüyüş, ritmi yumuşak bir müzik... Bunlar basit görünür ama limbik sistemi yatıştırmada oldukça etkilidir. Çünkü bazen beyin söze değil, ritme yanıt verir.

Yalnızlık sadece kalbin sorunu değil

İnsan beyni sosyal bir organdır. Yani yalnızlık sadece kalbin meselesi değildir, beynin de meselesidir.

Uzun süren yalnızlık hissi, sadece duygusal bir boşluk olarak görülmemelidir. Beyin bunu bir eksiklik olarak algılar. Güven veren bir ses, yakın bir dostla yapılan kısa bir konuşma, anlaşılma hissi... Bunların hepsi sinir sistemi üzerinde yatıştırıcı etki oluşturur. Çünkü beyin bağlantı ister.

Aşırı düşünmek insanı yorar mı?

Evet, hem de çok. Sürekli aynı düşünceleri zihinde çevirmek, beynin yönetici merkezi olan prefrontal korteksi gereğinden fazla meşgul eder. Bunun sonucunda karar vermek zorlaşır, zihinsel bulanıklık artar, kişi daha kaygılı hale gelir. Bu sorunları, sıkıntıları paylaşmak önemlidir. Beyin dağınık yükten hoşlanmaz;     netlik onu rahatlatır.

BEYİN SAĞLIĞI

Ne zaman doktora başvurulmalı?

Unutkanlık, dikkat kaybı, beyin sisi, yorgunluk ya da kaygı uzuyorsa ve günlük yaşamı etkilemeye başladıysa profesyonel bir değerlendirme gerekir. Çünkü bazen bu belirtiler sadece yaşam temposunun değil, altta yatan biyolojik bir sorunun habercisi olabilir.

Stres ve kaygının yükü fazla

Kısa süreli stres kötü değildir. Bazen kişiyi harekete geçirir, dikkati artırır. Ancak uzayıp kalıcı hale geldiğinde stres hormonu kortizol yüksek kalır, uyku bozulur, hafıza zayıflar, dikkat parçalanır.

Kaygı da buna eklenince sinir sistemi neredeyse sürekli açık kalır. Böyle bir beyin dinleniyor gibi görünse de aslında tam dinlenemez. İşte bu yüzden yürüyüş, nefes egzersizleri, bir dostla sohbet ve düzenli uyku lüks değil, nörolojik ihtiyaçtır. Parasempatik sistemi devreye sokan her şey, beynin alarm modundan çıkmasına yardım eder.

Küçük alışkanlıklar büyük fayda sağlar

Beyin çoğu zaman büyük hamlelerden çok küçük ama düzenli alışkanlıklardan fayda görür. Aynı saatlerde uyumak, ekran maruziyetini azaltmak, yürüyüş yapmak, sosyal bağları korumak, zihni yeni bilgilerle canlı tutmak ve stres yönetimini günlük hayatın parçası haline getirmek bunların başında gelir. Beslenme de önemlidir. Somon, uskumrı gibi yağlı balıklarda bulunan Omega 3, yaban mersini, böğürtlen, kırmızı soğan, ıspanak, enginar, nar, ceviz, badem, biberiye, kakao, soğuk sıkım zeytinyağı gibi polifenolden zengin gıdalar, yeterli protein, düzenli su tüketimi ve dengeli kan şekeri, zihinsel performansı destekleyen temel taşlardır.

Habere git