Libya Temsilciler Meclisinin, Türkiye ile imzalanan deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasına ilişkin mutabakatı onaylayarak 2020 yılında aldığı boykot kararını kaldırması, Doğu Akdeniz'de yeni bir dönemin kapısını araladı. A Haber canlı yayınında harita başında gelişmeyi değerlendiren akademisyen ve hukukçu Doç. Dr. Levent Ersin Orallı, Türkiye'nin Akdeniz'deki prangalarını parçaladığını ve Batı'nın Sevilla dayatmasının tarihe gömüldüğünü vurguladı.
Doğu Akdeniz'de Türkiye'nin tezlerini destekleyen tarihi bir dönemece girildi. Libya Temsilciler Meclisinin aldığı onay kararıyla Türkiye ile Libya arasındaki deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasına ilişkin mutabakat yeni bir hukuki aşamaya taşınırken, Atina ve Tel Aviv yönetimlerinin bu gelişmeden duyduğu rahatsızlık gündeme geldi.
BATI VE YUNANİSTAN HATTINDA PANİK: ANKARA GERİ ADIM ATMIYOR
Hem Libya ile imzalanan anlaşmanın meclisten geçmesi hem de Avrupa'da yaşanan son gelişmeler karşısında Türkiye, millî menfaatlerinden taviz vermeyen tutumunu sürdürdü.
BAŞKAN ERDOĞAN: "BİZ BİRİLERİNE GOL ATMANIN DEĞİL, HAKKIMIZI KORUMANIN DERDİNDEYİZ"
Başkan Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Kabine Toplantısı'nın ardından yaptığı açıklamada, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki kararlı tutumunu vurguladı. Erdoğan, Libya ile imzalanan deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasına ilişkin mutabakatın onaylanmasının ardından Avrupa Birliği başta olmak üzere gelen tepkilerin meşru bir gerekçesi bulunmadığını belirterek, Türkiye'nin bölgedeki politikasının net olduğunu ifade etti.
Doğu Akdeniz'de herhangi bir ülkeye karşı üstünlük kurma amacı taşımadıklarını belirten Erdoğan, "Biz Doğu Akdeniz'de tabiri caizse birilerine gol atmanın peşinde değiliz. Sadece deniz yetki alanlarımızı, hak ve menfaatlerimizi korumanın derdindeyiz." dedi. Anlaşmazlıkların barışçıl yöntemlerle ele alınmasını ve tüm kıyıdaş ülkelerle diyalog yoluyla çözüme kavuşturulmasını savunduklarını dile getirdi.

BATI'NIN KİRLİ PLANI ÇÖKTÜ: TÜRKİYE DAR ALANA HAPSOLMADI
Ankara'nın sahada ve diplomasi masasında attığı stratejik adımları harita üzerinde değerlendiren akademisyen ve hukukçu Doç. Dr. Levent Ersin Orallı, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki deniz yetki alanları konusunda verdiği mücadeleyi anlattı.
Türkiye'nin yıllardır dar bir deniz alanına sıkıştırılmak istendiğine dikkat çeken Orallı, "Sevilla Haritası olarak anılan yaklaşım, Türkiye'nin deniz yetki alanlarını yalnızca Antalya ve Hatay çevresiyle sınırlandırıyordu. Fransa ve İtalya gibi Doğu Akdeniz'de kıyısı bulunmayan ülkeler bile Yunanistan'la yaptıkları anlaşmalar üzerinden hidrokarbon ararken, Türkiye'nin faaliyetleri engellenmek istendi." ifadelerini kullandı.
Bölgesel güç olmanın tek bir unsura bağlı olmadığını vurgulayan Orallı, "Bölgesel güç olmak yalnızca savunma sanayisindeki kabiliyetlere, nüfusa veya kara ordusuna sahip olmakla mümkün değildir. Deniz yetki alanlarında hem askerî açıdan güçlü olmak hem de bu coğrafyanın ekonomik imkânlarından en üst düzeyde yararlanmak zorundasınız." dedi.

"YUNANİSTAN BİR TAKIMADA DEVLETİ DEĞİLDİR"
Türkiye'nin 2019'da Libya ile imzaladığı anlaşmanın bölgedeki dengeler açısından önemine değinen Orallı, kıta sahanlığı protokolünün Trablus hükümetiyle imzalanmasının ardından Tobruk ve Bingazi'de gündeme gelen tartışmaları değerlendirdi. Libya'da yaşanan değişimin stratejik açıdan değerlendirilmesi gerektiğini belirten Orallı, şu ifadeleri kullandı:
"Trablus da gördü, Tobruk ve Bingazi de gördü. Mısır ile Yunanistan arasında imzalanan anlaşma, Libya'nın kıta sahanlığındaki yaklaşık 100 bin kilometrekarelik deniz alanını etkiliyordu. Bu geniş alan, Girit üzerinden Yunanistan'a bırakılıyordu. Yunanistan bir takımada devleti değildir. Mısır ile Yunanistan arasındaki anlaşma Mora ile Kahire arasında değil, Girit ile Mısır arasında yapıldı. Mısır'ın Yunanistan'ın deniz yetki alanlarını Girit üzerinden kabul etmesi izah edilemez."

TEKNOLOJİ VE ÜRETİM GÜCÜ TÜRKİYE'DE: "KAYNAKLARI BİRLİKTE ÇIKARALIM"
Türkiye'nin bölge ülkeleriyle adil, barışçıl ve iş birliğine dayalı ilişkiler kurmayı hedeflediğini belirten Orallı, balıkçılıktan doğal gaz ve petrole, askerî caydırıcılıktan enerji hatlarına kadar her alanda kazan-kazan ilkesinin benimsenmesi gerektiğini söyledi.
Türkiye'nin teknolojik kapasitesine dikkat çeken Orallı, "Libya ve Mısır'ın deniz platformları kurmak ve sismik araştırmalar yapmak için gerekli teknolojisi bulunmuyor. Türkiye ise bu alanlarda önemli bir kabiliyete sahip. Keşfedilen doğal gazı ve petrolü çıkarma, işleme ve boru hatları aracılığıyla hem bölge ülkelerine hem de Batı pazarlarına ulaştırma kapasitemiz var." ifadelerini kullandı.

BÖLGEDEKİ GÜÇ DENGELERİ TÜRKİYE LEHİNE DEĞİŞİYOR
Küresel krizlerin ve sahadaki askerî gelişmelerin Doğu Akdeniz jeopolitiğine etkilerini de değerlendiren Orallı, Rusya-Ukrayna Savaşı sonrasında Rusya'nın bölgeden çekilmesinin, Hafter'e verdiği desteğin zayıflamasının ve Wagner'in bölgeden tamamen çekilmek durumunda kalmasının Libya'nın toprak bütünlüğü açısından önemli sonuçlar doğurduğunu belirtti.
Orallı, "Rusya-Ukrayna Savaşı'nın ardından Rusya'nın bölgeden çekilmesi, Hafter'e verdiği desteğin zayıflaması ve Wagner'in bölgeden tamamen çekilmek durumunda kalması, Libya'nın toprak bütünlüğüne ilişkin Türkiye açısından son derece güçlü dayanaklar ortaya koydu." dedi.
Bölgedeki gelişmelerin ardından Mısır'ın da Libya'nın tamamıyla ortak bir mutabakat zeminine doğru ilerlediğini belirten Orallı, güç dengelerinin Türkiye lehine değiştiğini kaydetti.

3 saat önce
36










English (US) ·