Dünyanın yeni düzeni düzensizlik mi

13 saat önce 35

Bu aralar çok sık takip ettiğim “The Diary Of A CEO”ya konuk olduğu programı izleyince raporu da okudum. Hem söyleşi hem de rapor bugün olan biteni anlamak, yorumlamak açısından önemli ama önce meşhur kavramıyla başlayalım:

G-ZERO WORLD

Bremmer’in bu kavramına göre:

* ABD liderliği bırakıyor.

* Çin liderliği almıyor.

* Avrupa yeterli değil.

Sonuçta parçalı, kırılgan ve kontrolsüz bir dünya ortaya çıkıyor. Rapora göre ise dünya artık çok kutuplu değil, kontrolsüz. Ortaya çıkan boşluk ise her geçen gün daha tehlikeli hale geliyor.

ULUSLARARASI SİSTEMLER BOŞLUKLA ÇÖKER TEZİ

Bugün yaşananları şöyle bir göz önüne getirirseniz raporun tespitleri ile örtüştüğü de görülecek;

* Kuralların aşındığı, kurumların zayıfladığı, ittifakların anlam kaybettiği bir dönemdeyiz.

Ian Bremmer bu tabloyu söyleşide tek cümleyle özetliyor: “İnsanlık, tarihin en tehlikeli küresel güç boşluğuna giriyor.”

TRUMP DÜNYANIN EN BÜYÜK JEOPOLİTİK RİSKİ

Bu cümlenin bel kemiğini ise 2026’nın riskleri raporu, özellikle de risklerin bir numarasına yerleşen Trump yönetimi oluşturuyor. Bremmer’e göre Trump dönemiyle birlikte ABD artık küresel düzenin taşıyıcısı değil, kendi içine odaklanan ve dış politikayı doğrudan iç siyasetin uzantısı haline getiren bir aktör. Bu durum NATO’dan ticaret sistemine, Orta Doğu’dan Asya’ya kadar tüm dengeleri etkiliyor. Çünkü ABD’nin attığı her adım artık öngörülebilir bir stratejiye değil, kısa vadeli siyasi hesaplara dayanıyor. Bu da müttefikler için güven erozyonu, rakipler için ise fırsat alanı yaratıyor. Bremmer’in işaret ettiği kırılma tam da burada: ABD’deki iç siyasi dönüşüm, küresel sistemde yapısal bir istikrarsızlık üretiyor. Ve bu nedenle Trump faktörü sadece bir ülkenin iç meselesi değil, doğrudan dünyanın en büyük jeopolitik riski haline geliyor.

KURAL YOK

Bu rapora göre dünya artık:

* Liderlikten yoksun.

* Kurumsal yapıdan uzak.

* Risklerin serbest kaldığı bir sistem.

Bremmer’e göre gelinen noktada; krizleri yönetecek merkez yok, istikrar sağlayacak güç yok, küresel koordinasyon yok. En kritik kırılma ise O’na göre “ABD’nin artık sistem kurucusu olmaması”. Buradan hareketle şu yorumu yapmak mümkün hale geliyor; krizi çıkaran ABD, yönetemeyen yine ABD... Bremmer’in en sert tespiti de bununla ilgili; “ABD artık küresel düzeni yönlendirmiyor; tam tersine onu istikrarsızlaştırıyor.”

Bu tespite bakınca;

ABD artık:

* Düzen kurmuyor,

* Kriz çözmüyor,

* İttifak taşımıyor.

m Raporda çok konuşulan Donroe Doktrini de risk olarak görülüyor. Doktrin ABD’nin küresel sorumluluk almamasına, müttefiklik koşulunu bile yıpratmasına ve odağında ABD çıkarının yer almasına dayanıyor.

İRAN: SÜREKLİ GERİLİM STRATEJİSİ

Söyleşinin en dikkat çeken başlıklarından biri İran. Bremmer’e göre İran klasik bir güç değil, asimetrik güç üreticisi. Araçları ise vekil güçler, milis yapılar ve enerji hatları. Biraz açacak olursak;

* Yemen’de Husiler, Lübnan’da Hizbullah, Irak ve Suriye’de milis yapılar İran’ın çoğu zaman doğrudan sorumluluk almadan güç üretmesine neden oluyorlar.

* Bu yapı İran’a esneklik kazandırıyor. İstediği zaman gerilimi tırmandırabiliyor, istediği zaman ise geri çekebiliyor.

* Diğer kritik nokta ise İran’ın asıl hedefinin sürekli gerilim istediği iddiası. Bu iddiaya göre ise büyük bir savaş İran’ın rejimi için risk demek, sürekli gerilim ise rejimin etki alanını artıran bir güç. Bu yüzden de ortaya düşük yoğunluklu sürekli çatışma çıkıyor.

* Bremmer’in analizini tek cümleyle özetlersek; İran düzen kurmak istemiyor, düzensizliği yönetmek istiyor. Düzen kuran sorumluluk alır, kaosu yöneten ise alan kazanır.

ÇİN: SESSİZ VE STRATEJİK

ABD geri çekilirken Çin tam olarak sahneye çıkmıyor. Ama bu bir zayıflık değil, aksine bilinçli bir tercih.

Küresel liderlik iddiası taşımayan gibi görünen Çin aslında sistemi içeriden dönüştürüyor. Odak noktasında enerji, teknoloji, üretim zincirleri yer alıyor. Çin’in amacının geleceğin altyapısını kurmak olduğu aşikâr.

AVRUPA: KUŞATILMIŞ KITA

Hem rapordan hem de söyleşiden yola çıkarak şunları söylemek mümkün. Avrupa bugün güvenlik sorunu yaşayan, ekonomide zorlanan, siyasette parçalanan bir kıta. Bremmer’in ifadesiyle; “kuşatılmış ve artık yön veren değil, tepki veren bir aktör”.

YENİ JEOPOLİTİK: TÜRKİYE–SUUDİ–MISIR–PAKİSTAN HATTI

Bremmer’in söyleşide altını çizdiği ittifak Türkiye’yi yakından ilgilendiriyor; Türkiye, Suudi Arabistan, Mısır ve Pakistan işbirliği. Bunu şöyle tanımlıyor; “Bu bir ittifak değil, bu bir zorunluluk dengesi”. Dört ülkenin ortak noktasını ise şöyle sıralıyor:

* Batı’ya tam bağımlı değiller.

* Çin’e tamamen yaslanmıyorlar.

* Kendi alanlarını açmaya çalışıyorlar.

ANKARA’NIN OKUMASI: YENİ DENGE ZORUNLULUĞU

Ankara’da yapılan temaslar da bu tabloyu doğruluyor. Klasik ittifak sistemlerine olan güven azalıyor. Ülkeler artık tek bir eksene bağlı kalmak istemiyor. Çok yönlü dış politika artık tercih değil, zorunluluk

Türkiye’nin öne çıkmasının nedeni; NATO üyeliği, Rusya ile temas, Orta Doğu’daki aktif rol  ve aynı anda birden fazla denge kurabilme kapasitesi olarak sıralanabilir.

SONUÇ: DÜNYA ARTIK KONTROLSÜZ

Bugün dünya çok kutuplu değil, iki kutuplu değil, daha çok boş kutuplu. Dünya artık bir düzen tartışması yapmıyor. Dünya artık düzensizlikle yaşamayı öğrenmeye çalışıyor.

Amerika’nın ne yaptığı belli değil, Çin bekliyor, Avrupa zorlanıyor. Bu boşlukta yeni bir gerçek ortaya çıkıyor; güçlü olan değil, denge kurabilen kazanacak. Unutmayalım, tarihte en tehlikeli dönemler güçlerin çarpıştığı değil, kimsenin sorumluluk almadığı dönemlerdir.

Habere git