* Bir oyuncu ve yapımcı olarak televizyon projelerini sizin için cazip kılan nedir?
- Televizyon hikâyelerinin devamlılık taşımasını gerçekten çok seviyorum. Sekiz bölüm bile olsa, bir karakterin dünyasına daha derinlemesine girebilmek için zamanınız oluyor. Sezonun sonuna geldiğinizde karakteri nihayet gerçekten tanımış oluyorsunuz. Sonra da hikâyeye kaldığınız yerden devam edebilmek için yeni bir sezon şansı bulmayı umut ediyorsunuz.
Bu proje özelinde tek bir film ya da tek bir bölüm kesinlikle yeterli olmazdı. Daha en başından itibaren hepimiz birbirimizle çok güzel kaynaştık. Beşimizin arasında anında oluşan, son derece doğal ve güçlü bir uyum vardı. Bu da uzun, yoğun ve zor geçen sezon boyunca bizim için büyük bir avantaja dönüştü. “Zor” derken yanlış anlaşılmasın; aslında cennet gibiydi!
* Canlandırdığınız Hollis, yaşadığı büyük kaybın ardından hayatını yeniden kurmaya çalışıyor. Onun yolculuğunu yalnızca acısıyla tanımlamadan yansıtmanın en zor yanı neydi?
- Yaşadıklarını bir rafa kaldırıp onlarla yüzleşmemeye çalışıyor. Aslında hissetmesi gereken duygulardan kaçmak için kendini oyalıyor, hayatını güzelliklerle doldurmaya çabalıyor. Ama gerçek şu ki, yas insanı hiç beklemediği bir anda yakalıyor. Hep orada, hemen yüzeyin altında duruyor. Bu yüzden Hollis’in arkadaşlarıyla birlikteyken neredeyse çocuksu bir neşeyle hayata tutunmasını, ama aynı anda acısının da yüzeyin hemen altında varlığını sürdürmesini doğru tonda yansıtmak benim için en zorlayıcı kısımdı.

* Son zamanlarda yapmaktan keyif aldığınız bir tarif paylaşır mısınız?
- En sevdiğim kolay tariflerden biri şöyle: Biraz damla çikolata alın ya da en sevdiğiniz çikolatayı küçük parçalara ayırın. Bitter de kullanabilirsiniz. Bitter ve sütlü çikolatayı da karıştırabilirsiniz.
Çikolataları benmari usulüyle ya da mikrodalgada eritin. Sonrasında Hindistan cevizi yağından birkaç yemek kaşığı ekleyip iyice karıştırın. Ardından biraz vanilya ve bir fiske tuz ilave edin. Karışımı kısa bir süre soğumaya bırakın. Dondurmanın üzerine çikolata sosunu gezdirin. İşte “Magic Shell” sosunuz hazır!
* Beş kadın bir araya gelirse ne olur?
- Ekip arkadaşlarım konusunda gerçekten çok şanslıydım. İşin en ilginç yanı, hiçbirimiz daha önce tanışmamıştık ve birlikte çalışmamıştık. Oyuncu kadrosu daha gündeme bile gelmeden hepsinin çalışmalarını hayranlıkla takip ediyordum. En çılgın hayallerimde bile kendimi böylesine özel bir oyuncu kadrosuyla birlikte düşünemezdim. Otuz yıldır kariyerini hayranlıkla takip ettiğim ama hiç tanışmadığım Chloë Sevigny ile aynı sahneyi paylaşacağım aklımın ucundan bile geçmezdi.
Crazy Rich Asians’tan bu yana hayranlık duyduğum Gemma Chan’ın oyunculuğunu izlerken hep “Bunu nasıl yapıyor?” diye düşünürdüm. Bir de D’Arcy var... Çocuklarım, “Aman Tanrım, D’Arcy Carden’la mı çalışacaksın?” diye tepki verdi. Ve tabii çok sevdiğimiz Regina Hall... Adadaki en güzel anılarımızdan biri Nantucket’ta hep birlikte “One Battle After Another” filmini izlemeye gitmemizdi. Film bittiğinde ayağa kalkıp Regina’yı alkışladık. Bunu anlatırken bile gözlerim doluyor.
En büyük şansımız ise aramızdaki doğal uyumdu. Çünkü herkes hemen, “Beş kadın bir araya gelirse acaba nasıl olur?” diye soruyordu. Ama biz daha ilk andan itibaren son derece rahattık.
Bizi asıl yakınlaştıran, Universal’daki sette sahnenin hemen arkasında yan yana duran birkaç sandalyeydi. Teknik ekip ve kameramanlar yeni çekime hazırlanırken biz o sandalyelerde oturup her şeyi anlatıyorduk. Daha ilk andan itibaren çok derin ve kişisel sohbetlere girdik. Konuşmaya başladıysak, yüzeyde kalmıyorduk, gerçekten içimizi açıyorduk.
Sonra gelip, “Set hazır, sizi bekliyoruz” dediklerinde, “Ne? Ama biz burada konuşuyoruz! Asıl işimiz bu” diye tepki veriyorduk. Çünkü bence o yaz boyunca yaptığımız en önemli ve en değerli şey, aramızdaki o gerçek bağı kurmaktı.
* Romantik bir partnerin ya da sevgilinin ihaneti elbette insanın kalbini kırar; fakat bir dosttan gelen ihanet, daha yıkıcı. İhanet konusunda neler söylemek istersiniz?
- İhanete uğradığınızda doğal olarak tepki verirsiniz. Bu tepki, ne kadar büyük olması gerekiyorsa o kadar büyük ya da daha küçük olabilir. Ama sonuçta her eylemin bir karşılığı vardır, değil mi? Sonrasında ise zaman devreye girer. Zaman geçtikçe yumuşayabilir misiniz? Karşı taraf hatasını kabul edip tevazu gösterebilir mi? Bir değişim, bir gelişim yaşanır mı? Siz olgunlaşıp bunun üstesinden gelebilir misiniz? Yaşananlar sizi nasıl bir insana dönüştürür? Bunların cevabını bulmak çok uzun sürer. Kendinize anlayış gösterin, yeni güne doğru bir adımla başlayın.
KENDİMİZE KARŞI ŞEFKATLİ OLMAYA İHTİYACIMIZ VAR
* Kadınların yer aldığı,birbirimizi daha çok affetmeye, daha az yargılamaya ve kendimize de biraz daha anlayış göstermememizi sağlayan hikayelere dünyanın daha çok ihtiyacı var değil mi?
- Kesinlikle var. Hikâyede anlatmaya çalıştığımız pek çok şeyin izleyicide karşılık bulmasını umuyoruz. O tatlı kaçıştan keyif almalarını; belli bir yaşın üzerindeki, çok şık giyinen kadınların bir yandan çatışıp birbirlerine meydan okumalarını, diğer yandan da yumuşayıp rahatlayarak birlikte güzel vakit geçirmelerini izlerken eğlenmelerini istiyoruz. Örneğin, pijama partisi dans sahnesini çekerken hava buz gibiydi ama buna rağmen gerçekten çok neşeli, çok keyifli bir geceydi. Böyle bir sahneyi izleyip de o coşkuyu hissetmemek bence çok zor. Dolayısıyla böyle bir enerjiye ihtiyacımız var. Ama her şeyden önemlisi, kendimize karşı daha şefkatli olmayı ve büyük ya da küçük hatalarımız için kendimizi affetmeyi hatırlamaya ihtiyacımız var. Kendinize anlayış gösterin, yeni güne doğru bir adımla başlayın ve önünüze çıkan fırsatlarda elinizden gelenin en iyisini yapın.

Yakınlarımızla asıl konuşulması gerekenlerden kaçıyoruz
* Hollis çevresindeki insanlarla ilgilenmekte çok başarılı, ancak kızıyla oldukça zor bir ilişkisi var. Sizce başkalarına şefkat göstermek, kendi çocuğumuzu gerçekten anlamaktan neden bazen daha kolay olabiliyor?
- Aman Tanrım, ne kadar doğru bir şey söylediniz! Gerçekten hayatın içinden bir gerçek bu. Bu hikâyenin bizim için en güzel yanlarından biri de Elin Hilderbrand’ın insan ilişkilerindeki gerçekleri son derece doğrudan yakalaması. Hikâyede gerçek hayatta hepimizin karşılaştığı meselelerle yüzleşme fırsatı bulduk. Peki, neden çocuklarımızla iletişim kurmak, market sırasında karşılaştığımız bir yabancıyla konuşmaktan daha zor? Sanırım hepimiz bazı meselelerin etrafında parmak uçlarımızda dolaşıyoruz, yakınlarımızla asıl konuşulması gerekenlerden kaçıyoruz.

7 saat önce
45









English (US) ·