Gazeteciler dobra dobra sordu, Kılıçdaroğlu Sözcü TV'de konuştu!

2 saat önce 40

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesinin 21 Mayıs tarihli 'mutlak butlan' kararı ile CHP Genel Başkanlığına atanan Kemal Kılıçdaroğlu, karar sonrası ilk canlı yayınına Sözcü TV'de katıldı.

Kılıçdaroğlu, avukatı Celal Çelik'in Ankara Valiliğine yazdığı iki dilekçenin ardından polisin biber gazı ve plastik mermi eşliğinde CHP Genel Merkezini tahliye ettiği görüntülere ilişkin "Ortaya çıkan görüntüler vicdanınızı sızlattı mı?" sorusuna "Ben genel merkeze polisle girilmesi talebinde bulunmadım" ifadelerini kullandı. 

İşte Kılıçdaroğlu'nun açıklamalarından öne çıkanlar:

"Mutlak butlan kararını kabul etmeseydim ne olurdu? Buraya valilik bir kaymakamı kayyım olarak atardı. Sadece ben gelmiyorum, eski yönetim olduğu gibi geliyor. Benden niye korkuyorlar. Çünkü ben arınmayı yapacağım diye korkuyorlar. Bu partinin kültüründe itiraz kültürü vardır. Genel başkanlar itirazı sonuna kadar dinler. Ama hiçbir zaman bu partide kirli ilişkilere yer verilmemiştir, kirli ilişkilere bulaşanları da bu parti bağrında barındırmamıştır. Duruşma, alt mahkemedeyken üç arkadaşım geldi, iki belediye başkanı ve bir eski parti yöneticisi. Ne yapacaksın diye bana sordular. Onlara şunu söyledim. Partiye mahkeme kayyım atarsa ben buna itiraz ederim çünkü 100 yılık partiyi kayyım yönetemez ama mutlak butlan kararı verirse ben mecburum gitmeye. Partinin eski yöneticileri atanacak. Bana görev veriliyor, partiyi alın doğru dürüst bir kurultay yapın, yolunuza devam edin, bu kadar basit."

"KANITLARSANIZ GENEL BAŞKANLIĞI BIRAKIYORUM"

Kılıçdaroğlu, mutlak butlan kararından bir gün önce video yayınladığı hatırlatılarak, "Kararın çıkacağını biliyor muydunuz" sorusu üzerine, "Ben kararın çıktığını bilsem böyle bir video yayınlar mıydım? Ben belli dönemlerde videolar çekiyorum zaten. Bir gün benim mahkemeye gittiğimi, bir gün yargıçla konuştuğumu, bir gün ilişkide bulunduğumu kanıtlarsanız, yarın sabah genel başkanlığı bırakıyorum. Bu tür olaylar doğrudan doğruya yıpratma amaçlı gündeme getiriliyor" ifadesini kullandı.

Kılıçdaroğlu, "Partinin kirlilikten arınması lazım, nokta. Bu parti kirliliği kabul etmez. Tarihte hiçbir dönemde partinin ahlaki üstünlüğüne yönelik hiçbir söz söylenemedi. Ahlaki üstünlüğe yönelik bütün eleştiriler dikkate alınmak zorundadır" dedi. 

Kaynak olarak ekle

Kılıçdaroğlu, "Erdoğan'ı her dönem eleştirdim. Özgür Bey, müzakere edeceğiz dediği zaman twit yayınladım. Müzakere edilmez, mücadele edilir dedim. Bir partinin genel başkanı, geçmişte Meclis Başkanlığı yapmış AK Partili birisiyle iki saat ne görüşür? Çıktıktan sonra da 'Partinin sorunlarını görüştük'. CHP Genel Başkanı, AK Parti'nin önemli bir aktörüyle partinin sorunlarını nasıl görüşüyor, gazetecisiniz niye sormuyorsunuz. Arka kapı diplomasisini kim söylüyor. Bütün bunlar unutuluyor, 'Kılıçdaroğlu şunu şunu yaptı.' Yok efendim. Memleketi bu duruma kim getirdi? Ülkenin içinde bulunduğu sorunu aşmak, Türkiye'yi darbe yasalarından kurtarmak için hangi öneri geldi? Siyaset üretmeniz lazım, kısır tartışmaların çekişmelerin dışına çıkmanız lazım. 38. Olağan Kurultay'dan hemen sonra Özgür Bey’e partinin içinde bulunduğu bazı temel sorunları açıkladım. Samimiyetime bakın. Bazı belediye başkanlarını göstermeyin, bunlarla ilgili partinin arşivlerinde raporlar var dedim, gösterdiler, bir kısmı içeride şimdi. Ben konuşmuyorum, parti zarar görmesin diye. Parti ahlaki üstünlüğünü kaybedemez" ifadesini kullandı.

"BİRİNCİ PARTİ OLMASINDAN SON DERECE MEMNUNUM"

Kılıçdaroğlu, "Ahlaki üstünlüğünü kaybeden bir parti 47 yıl sonra seçimlerden nasıl birinci parti çıkar, anketlerin yüzde 90'ında nasıl hala birinci parti olma konumunu korur" sorusu üzerine, "Ben birinci parti olmasından son derece memnunum ama bu bir süreç işidir. Kaç belediye başkanı istifa etti, kaçı AK Parti'ye geçti. 40'ın üstünde. En çok soruşturmayı geçiren kişi benim siyasette. Hiç kimse benim ahlakımı tartışmaz. Bir belediye başkanı halka hesap verir pozisyonundaysa kimse o belediye başkanına bir şey yapmaz. CHP'li belediye başkanı, başında kendisi hakkında her an soruşturma açılacak bir organ olacağını bilmeli. Aziz Kocaoğlu, 397 yılla yargılandı. Yılmaz Büyükerşen yargılandı. Ama belediye meselesini hiçbir zaman parti meselesi haline getirmedik. Harcama belediyenin harcamasıdır, gidip hesabını vereceksin. Yapılan harcamaları denetleyeceksiniz" yanıtını verdi.

Kılıçdaroğlu, "Kendilerinden para istendiğine dair itiraflar var. Bir parti, belediyeden para isteyemez. Bu belediye başkanına git rüşvet al demektir. Hazineden gelen parayla belediyeden gelen kıyak aynı şey olur mu? İlkokul mezunu bir gariban bile böyle şey olmaz der. 'Sayın Özel, bu yanlıştır' denmiyor. O genel başkan yardımcılarından tazminat davası açan var mı? Bu adam ben rüşvet verdim diyor, niye takip etmiyorsunuz. Mecliste 250 bin dolar poşet içinde unutulmuş, haberi yazan hakkında niye dava açılmıyor. Ben o Meclis Başkanı'nın da neler yaptığını gayet iyi biliyorum. Tutanak tutuldu... Bu haberi yapan kişi hakkında dava açmaz mısınız? Bunlar sorgulanmadan ahlaki üstünlüğü sağlayamazsınız. Ahlaklı olmak başka bir şeydir? Siyasi demeç verirsiniz, siyasi tutuklu olursunuz, bunların tamamına saygım vardır. Ama kişisel çıkara dönük, zenginleşmeye dönük kapıyı CHP açamaz, tarihinde açmamıştır" ifadesini kullandı.

"BÜTÜN İDDİANAMELERİ OKUMA ŞANSIM YOK"

Kılıçdaroğlu, görevinden uzaklaştırılan tutuklu İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun eleştirilerinin anımsatılması üzerine, "Ekrem Bey'in içinde bulunduğu psikolojik durumu biliyorum. Ona cevap vermek gibi bir niyetim yok. Arınma kavramı önemlidir. Temizlik kavramı önemlidir. Erdoğan'ı siyasi partiler içinde en çok ve en sert eleştiren kişi benim, mahkum olan kişi de benim. İBB iddianameleriyle ilgili hukukçu değilim. Burada bir komisyon kurduk bütün belediye başkanlarıyla ilgili. Bütün iddianameleri okuma şansım yok. İmamoğlu tutuklandığında evini ziyarete gittim, kapının önünde basın açıklamasında ne söylediysem aynı noktadayım. Yolsuzluğun partisi olmaz. Yolsuzlukta çifte standart uygulaması yanlıştır" diye konuştu.

Kılıçdaroğlu, "Özgür Bey'e bazı belediye başkanlarının aday gösterilmemesine ilişkin dört isim vermiştim. Elimizdeki rapor öyleydi" dedi. Kılıçdaroğlu, "Sarıyer Belediye Başkanımız niye içeride. Niye bunu sorun etmiyorsunuz? O da yıllar yılı hizmet verdi. Gitmiş bir atölyeden kazak, gömlek almış. Atölye DHKP/C'ye aitmiş. Bundan ötürü bir belediye başkanı hapse mi atılır?" diye konuştu.

"ÇIKARA DÖNÜK BİR ŞEY YAPMIŞSA ONUN BU PARTİDE YERİ YOKTUR"

Kılıçdaroğlu, "Belediye başkanı yanlış bir şey yapmamışsa, çıkara dönük bir şey yapmamışsa başımın üstünde yeri vardır. Çıkara dönük bir şey yapmışsa onun bu partide yeri yoktur, kimse kusura bakmasın. Bizden avukat isterlerse göndeririz. Yargının siyasallaştığını en çok söyleyen benim. Adam para istediler verdim diyor. İtirafçılar var. Hepsi tespit ediliyor. Siyasi mi diyeceğiz buna. Keşke hepsini çürütseler" dedi.

Kılıçdaroğlu, "Sizce siyasallaşmış bir yargı, yolsuzluk davalarını da kullanıyor olamaz mı" sorusu üzerine, "O zaman bu davaları tamamen kapatalım, Türkiye'de yolsuzluk yoktur diyelim. Hakimler taraflı olduğu için CHP'ye yönelik operasyondur diyelim, bu işi bitirelim" dedi. Kılıçdaroğlu, "O iddianamede yazılanlara inanarak, niçin arınmadan bahsediyorsunuz" sorusuna ise, "Ben isim vermiyorum. Ben bu partinin yıpranmasını istemem. Siz onları değil beni sorguluyorsunuz" yanıtını verdi.

Kılıçdaroğlu, mutlak butlan davasına ilişkin olarak, "Ben bu davanın tarafı değilim ki, davanın tarafı olsaydım belgeleri toplardım. Davayla ilgim yok. Ben bu işlerle mi uğraşacağım. İfade verenler daha önce değişimci olarak kendisini tanımlayanlar. Parayı dağıttım diyenler onlar, ifade verenler onlar. Parayla pulla kurultayı satın aldıysan ben de iptal ediyorum diyor mahkeme de. Beni ve Parti Meclisi'ni göreve davet etmesinin sebebi bu" dedi.

"PİŞMAN DEĞİLİM"

Kılıçdaroğlu, aralarında önceki dönem HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş'ın dokunulmazlığının kaldırılması yönünde oy vermesinden dolayı pişman olup olmadığı sorusu üzerine, "Hayır, değilim. Siz, kendi kurultayınız dokunulmazlıkların kaldırılmasıyla ilgili temel hüküm kurmuş ve ben kurultayın sözünü dinlemiyorum derseniz bu doğru değil. Demirtaş siyasi tutuklu, yanlış olduğunu söyledim, defalarca ziyaret ettim" diye konuştu.

Kılıçdaroğlu, "38. Olağan Kurultayla ilgili benim hiçbir şeyim yok. Ben şikayet etmedim ki. Herkes mutlak butlan davasını ben açmışım gibi kamuoyuna deklare ediyor. Öyle bir şey yok. Paranın döndüğü yerde iradenin satın alındığı yerde hiçbir fark yoktur. Burada sorun dengeyi değiştirecek boyutta bir para hareketinin olmuş olmasıdır. Ben bunu sadece CHP için değil, siyasi tarihimiz açısından da ciddi bir olay olarak görüyorum. Bir kurultayı parayla satın alıyorsanız, bu aynı zamanda bir milli güvenlik sorunudur. Yarın başka bir ülke gelip kurultayı satın alırsa ne yapacaksınız? Bizim kurultaylarımızda kavga çıkar, sert tartışmalar olur ama para pul işleri olmaz. Niye para pul işi girdi, hangi gerekçeyle girdi. Bunu sorgulamamız gerekir. Bunu ben söylemiyorum. Parayı alan aldım diyorsa ne diyeceksiniz" ifadesini kullandı.

"POLİSİN ZORLA GİRMESİ İÇİN ORTAM HAZIRLANDI"

Kılıçdaroğlu, 24 Mayıs Pazar günü genel merkeze polisle girilmesine ilişkin görüntülere ilişkin soru üzerine, "Görüntüler vicdanımı sızlattı, üzüldüm. Bir CHP Genel Başkanı böyle olmamalıydı dedim. Milletvekillerini bari içeri alsalardı. CHP Genel Merkezi'ne milletvekilleri neden alınmadı. Kim aldırmadı? Hangi güç CHP milletvekillerini CHP Genel Merkezi'ne almadı" dedi. Kılıçdaroğlu, "Genel merkeze zorla girilmesini, polisle girilmesini asla savunmadım. Niye siz istediniz diye ben de sordum avukata. İcra memurunun gelip kararı tebliğ etmesini istemesinden daha doğal ne olabilir. Polisin girmesini, şiddet uygulamasını asla doğru bulmam. Genel Merkez'den dışarı taş atılmasına asla doğru bulmam. Adnan Beker'in orada ne işi var, otobüsüyle gelmiş. Bu adamın CHP'de ne işi var? İçeride bir sürü partili olmayan insanlar var. Binanın içinin ne hale getirdiklerini videoya aldırdım. Yazıktır, günahtır. Partili olmayan insanlar bunlar. Partinin kapısına nasıl bir sürü barajlar koyarsınız, masalar, sandalyeler koyarsınız. Bunlar olur mu Allah aşkına, olmaz" ifadesini kullandı.

Kılıçdaroğlu, "CHP Genel Merkezi'nde bunlar olur mu? Niye polisin zorla girmesine ortam hazırlıyorsunuz? İcra memuru girer, milletvekilleri girer. Siz milletvekillerini içeri almıyorsunuz. Zorla polisin girmesi için her koşulu yapıyorsunuz" dedi.

Kılıçdaroğlu, "Biz olay sağlıklı çözülsün diye, taşkınlık olmasın diye ne gerekiyorsa yaptık. Polis kimlerle çatıştı? Hangi CHP'liyle çatıştı, hangi CHP'linin burnu kanadı. CHP Genel Merkezi'nin kapıları asla kapatılamaz. Günün 24 saati CHP Genel Merkezi'nin kapıları açıktır" dedi.

"PARTİNİN AHLAKİ ÜSTÜNLÜĞÜNÜ KORUYACAĞIM"

Kılıçdaroğlu, "Yeniden bir kurultay yapacağız çünkü mahkeme diyor ki bu kurultay şaibeli. Şaibe lafını ilk kim kullandı? Erdoğan kullandı, sonra Bahçeli kullandı. Biriniz çıkın bizim kurultayda şaibe yoktur diyin dedim. Hiç kimse demedi. Kayyım bir kaymakam geldiğinde istediğini yapar. PM'miz var, MYK'mız var, YDK'mız var. Kayyım gelse bunların hiçbirisi olmayacak. Mutlak butlana karşı çıkan, partiye kayyım atansın diye dillendirdiler ya. Şu anda milletvekili. Akıl tutulması var. Arınmadan korkuyorlar, kirlileri arındıracağım. Bu millete söz verdim, bu partinin ahlaki üstünlüğünü koruyacağım. Para pul işine girenlerin bu partide işi yoktur. Görevine son verilenin gerekçelerini olduğu gibi yazıyoruz. En son mutlak butlan kararında adı geçenler, para dağıtanlar hepsini verdik disiplin kuruluna. Gidin, aklanın, gelin dedik" ifadesini kullandı.

Kılıçdaroğlu, Adalet Bakanı Akın Gürlek ile teması olup olmadığı sorusu üzerine, "Bu davayla benim hiçbir ilgim yok, davayı açan değilim, tanığı değilim. Mutlak butlan kararı farklıdır. Bir düşünceden dolayı değil, para hareketi var orada. Nereden bileyim ben bunu siyasi bir karar olup olmadığını" diye konuştu.

Kılıçdaroğlu, "Butlan kararına müdahale etmiş etmemiş, bilmiyorum. Erdoğan herhalde en alttaki hakime butlan kararını ver diye daha rahat der değil mi? Bütün yargıçlar Erdoğan'ın talimatıyla hareket ediyor denilemez. Bu mutlak butlan kararı sıradan bir karar değil, bütün ders kitaplarına girecek. Çünkü bizim tarihimizde bir ilk" dedi. Kılıçdaroğlu, partiyi arındırma görevini kendisine CHP'nin tarihinin verdiğini belirterek, "Bunu yapmadığım takdirde ben partiye ihanet etmiş olurum" dedi.

Kılıçdaroğlu, CHP Gaziantep Milletvekili Hasan Öztürkmen'in Özgür Özel yönetiminin bazı gazetelere, televizyonlara para vererek Kılıçdaroğlu'na kumpas kurulduğu iddiasının sorulması üzerine, "Televizyon kanallarını bilmiyorum. Geçmişte de bazı televizyon kanallarıyla protokolü vardı, biz onlara belli bir bedel öderdik. Bu protokolü Sayıştay denetlerdi. Sosyal medyayla ilgili bir harcamamız yoktu. Bu sefer sosyal medyaya büyük paralar ödenmiş, doğru. Niye ödendi diyemeyiz. MYK üyemizin yanında çalışan biri gazetecilere bir şey söyledi, onu hemen partiden uzaklaştırdık" ifadesini kullandı.

"KURULTAYA GİTMEK EN FAZLA BEŞ AY SÜRER"

Kılıçdaroğlu, 833 delege imzasıyla olağanüstü kurultay talep edildiğini belirterek, "Kesinlikle partiyi en kısa zamanda kurultaya götüreceğim. Götüreceğiz ama... Tedbir kararı olduğu için yapamıyoruz. Arkadaşlarla konuşuruz, gerekirse çekeriz temyiz dilekçesini. Olağanüstü Kurultay değil, Olağan Kurultayı yaparız. En fazla dört beş ay sürer. Eski delegelerle yapamazsınız, mahkeme kurultayı iptal etmiş, şaibe var diye. Şaibe var denilen delegelerle kurultay yapalım, oradan da başımıza mutlak butlan çıkacak. Delegeye mi parti üyelerine mi güvenmiyorsunuz" diye konuştu.

Kılıçdaroğlu, birilerine FETÖ ithamında bulunduğunun ve geçmişte FETÖ'cü bazı isimlerle çalışıldığının anımsatılması üzerine, "O dönemde FETÖ yasaklı değildi, gazeteleri vardı, televizyonları vardı. Özgür Bey şöyle bir açıklama yaptı. 'FETÖ sızmasın diye MİT'ten destek istedik.' Ben de buna dikkat çektim. Yanlış şu, hiçbir parti MİT'ten kendi üyeleriyle ilgili bilgi isteyemez" dedi.

"BEN BU REJİMİ KABUL ETMİYORUM"

Kılıçdaroğlu, Ekrem İmamoğlu'nun cumhurbaşkanı adayı olup olmadığına ilişkin bir soru üzerine, "Cumhurbaşkanı adayımızı niye tartışıyoruz. Ben bu rejimi kabul etmiyorum, ben bu sistemi kabul etmiyorum. Biz Anayasayı değiştirmek istiyoruz. Bizim adayımızı yetkili organlar belirler. Burası AK Parti değil, MHP değil ben kalkıp da tek başıma belirleyemem. Burası CHP. Burada itiraz kültürü var. Zamanı gelir, eğer anayasa değişmezse mecburen bir cumhurbaşkanı adayı belirlersek yine bakacağız" dedi. Kılıçdaroğlu, "Anayasa değişikliği ile ilgili görüşlerimiz var. Bu parlamento parlamento değil. İradeleri sıfıra inmiş bir parlamento. Ben bu parlamentoyu ne yapacağım. 600 milletvekiline boşuna maaş ödüyorlar. Anayasa değişikliğinde güçlendirilmiş parlamenter sistem derlerse, Parlamentoyu gerçekten parlamento yaparlarsa biz ona evet deriz, niye hayır diyelim" dedi. Kılıçdaroğlu, "Erdoğan gelip cumhurbaşkanı adayı olmak isterse, anayasa değişikliği isterse, deriz ki 'Nedir bu'" dedi.

"KURULTAYDA YENİDEN ADAY OLACAK MI?"

Kılıçdaroğlu, sokağa ne zaman çıkacağının sorulması üzerine, "Yakında göreceksiniz. Niye sokağa çıkamayalım. Biz adam mı öldürdük, adam mı kestik. Ahlakı savunuyorum, ahlakı savunan adam sokağa mı çıkamayacak. Partinin kurumsal kimliğini güçlendireceğiz" dedi.

Kılıçdaroğlu, "Kurultayda genel başkanlığa aday olacak mısınız" sorusu üzerine, "Şimdiye kadar hiçbir yere gidip de aday olacağım demedim. Adaylık, bir kişinin iradesiyle olan bir şey değildir. Size destek veriyorlarsa aday olursunuz. Partiyi bir noktaya getirdikten sonra yani kirlilikten arındırdıktan sonra ben oturmak istiyorum. Ben yaşamak istiyorum. Ben, eşimle çocuklarımla huzur içinde yaşamak istiyorum. 78 yaşındaki insana özgürce sorular soruyorsunuz. Erdoğan'a bu soruları soramazsınız. Bana 'Erdoğan mı sizi destekliyor' diyorsunuz. Bu soru sorulur mu ya. Bu kadar büyük mücadele yapmış bir kişiye bu soru sorulur mu? Eşim tehdit ediliyor" ifadesini kullandı.

Kılıçdaroğlu, "Her seçimde oyumuz arttı. Tarihinde ilk kez AK Parti'nin tek başına hükümet olmasını engelleyen oyu da aldık biz. O bombalar patlamasaydı başka bir tablo çıkacaktı ortaya. Bütün büyük metropolleri aldık biz. Daha ne alalım biz" diye konuştu.

Kılıçdaroğlu, dış politikaya ilişkin söylemlerinde değişiklik olduğuna yönelik eleştirilerin anımsatılması üzerine, "İktidarın dünyası, benim dünyamla kıyaslanamaz. Benim söylediklerimin tamamı İsmail Cem'in kitabında var. Türkiye, dünyadaki değişime ayak uyduramazsa, sadece kendi kültürü ve kendi bölgesine hapsedilirse oyun kurucu olamaz. Türkiye'nin oyun kurucu olabilmesi için Osmanlı coğrafyası ve Türk cumhuriyetleri başta olmak üzere ekonomik açıdan bu bölgelere girmesi lazım" ifadesini kullandı.

www.sozcu.com.tr internet sitesinde yayınlanan yazı, haber ve fotoğrafların her türlü telif hakkı Mega Ajans ve Rek. Tic. A.Ş'ye aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez.

Habere git