İslamabad masasındaki sır uzlaşmanın Körfez’e bomba gibi düşmesinin hikâyesi

6 gün önce 31

 Ancak herkes kazanmaya oynuyor. Kazanmak o kadar önemli ki bazen iki düşman ortak çıkarda uzlaşabiliyor. Şimdi sizlerle “Yok artık” dedirtecek bir bilgiyi paylaşacağım. Bilgi diyorum çünkü o kritik toplantıya katılan taraflarda yer alan kaynağıma güveniyorum. Ancak bir gazeteci olarak bazı haberlerin “bomba” etkisi yaratabileceğini de biliyorum. Bu yüzden İslamabad’dan sızan, ilk kez Hürriyet Gazetesi’nde okuyacağınız perde arkasıyla başlayalım:

- İslamabad’da ABD-İran arasında kurulan masa ve o masanın merkezinde dünyanın en kritik geçiş noktalarından biri: Hürmüz Boğazı.

- İşte kulağıma ulaşan perde arkası bilgiye göre, ABD ile İran Hürmüz’de ortak kontrol ve hatta geçişlerden gelir elde etme modelini konuştular.

- Bu, ilk bakışta imkânsız gibi görünebilir. Ama son gelişmeler ve yapılan açıklamalara göre konuşmaları aslında çok normal.

TRUMP’IN AÇIKLAMALARINDA GİZLİYDİ... İKİ TARİH İKİ TON TEK STRATEJİ

Önce sizleri zaman tünelinde geriye götüreceğim. O masa toplanmadan önce ABD Başkanı Trump tarafından iki farklı tarihte yapılan iki açıklamaya:

- Tarih 5 Nisan 2026: (ABC News) Jonathan Karl ile yaptığı röportajda Trump açıkça şunu söyledi:

“Hürmüz Boğazı’nı devasa bir ortak girişim olarak işletebiliriz. Bu, oranın güvenliğini sağlamanın en güzel yolu... Herkes muazzam miktarda para kazanır.”

“İran’ın inanılmaz bir potansiyeli var. Eğer nükleer hırslarından vazgeçerlerse, Hürmüz’ü dünyanın en güvenli ve en kârlı ticaret yolu haline getiririz.”

- Tarih 13 Nisan 2026 – Truth Social paylaşımı. Bu kez ton tamamen değişiyor ama aslında içerik aynı;

“İran’ın korsanlık ya da haraç keserek para kazanmasına asla izin vermeyeceğiz. Ya her iki tarafın da devasa kazançlar elde edeceği tam bir anlaşma olur ya da hiçbir şey olmaz. Ya hep ya hiç.”

ÇELİŞKİ DEĞİL PAZARLIK

İki açıklama yan yana konduğunda tablo çok net: Önce “birlikte kazanalım” teklifi ve sonra “ya kabul edersin ya da kaybedersin” baskısı. Bu klasik bir diplomatik dil değil. Bu doğrudan ticari pazarlık dili. Ve bu da şunu gösteriyor:

- Bu kriz ideolojik değil, çıkar odaklı.

PERDE ARKASI: DÜŞMANLIK VE ÇIKAR AYNI MASADA

Trump aslında söylediğini masaya öyle ya da böyle getiren bir isim. Yukarıdaki satırlarda okuduğunuz açıklamalar İslamabad’daki görüşmelerde de konuşuldu. İslamabad’dan bu köşeye ulaşan bilgilere göre;

- ABD ve İran, Hürmüz’ün kontrolünü birlikte yönetmeyi ve geçişlerden gelir elde etmeyi tartıştı.

- Tartışmakla kalmadılar genel bir uzlaşıya vardılar.

- Peki bu ne demekti?

- Güvenlik ortak.

- Kontrol ortak.

- Gelir ortak.

- Bu, klasik anlamda bir boğaz yönetimi değil, jeopolitik ortak girişim.

KÖRFEZ NEDEN AYAĞA KALKTI

Bu bilgi Körfez ülkelerine ulaştığında bir anlamda kıyamet koptu ve tablo değişti;

- Suudi Arabistan,

- BAE,

- Katar, hepsi aynı refleksi verdi; “ABD’deki yatırımlarımızı çekeriz.”

Bu sıradan bir diplomatik uyarı değildi, küresel finansal sistem üzerinden büyük bir baskıydı. Çünkü bu model gerçekleşseydi;

- İran güç kazanacaktı.

- ABD yeni ekonomik rol üstlenecekti.

- Körfez kontrol kaybedecekti.

HÜRMÜZ: KÜRESEL EKONOMİNİN DAR NOKTASI

Şunu unutmayalım; Hürmüz Boğazı üzerinden:

- Dünya petrolünün yaklaşık yüzde 20–25’i geçiyor.

- LNG taşımacılığı kritik.

- Küresel üretim zinciri buraya bağlı.

Bu yüzden mesele sadece bölgesel değil, küresel sistem meselesi.

HUKUK NE DİYOR

Mesele bununla bitmiyor, işin bir de uluslararası hukuk boyutu var. Uluslararası deniz hukukunun temel çerçevesi: UNCLOS. Bu sözleşmeye göre:

- Transit geçiş serbesttir.

- Engellenemez.

- İzne bağlanamaz.

- Ayrımcılık yapılamaz.

- Bayrağa göre ayrım yasaktır.

- Geçişten ücret alınamaz.

- Keyfi ekonomik kazanç yasaktır.

Yani teoride: Hürmüz bir “gelir kapısı” değil, serbest geçiş alanıdır.

AMA GERÇEK DÜNYA FARKLI

Körfez’in ayağa kalkmasıyla şimdilik rafa kalkmış görünse de, ABD ve İran’ın bu modeli konuşmasının yakıcı sonuçları olur:

- Hukuk tek başına belirleyici olmaktan çıkar. Konuşulması bile fiili güç dengesinin hukuku zorlamaya başladığını gösterir.

EN TEHLİKELİ KAPI: EMSAL

Eğer bu model yeniden gündeme gelir ve uzlaşırlarsa:

- Süveyş ve Panama Kanalları için de benzer talepler gelir.

Ve sonuç: Küresel ticaret yolları kontrol altına alınır. Serbest deniz ticareti sorgulanır.

BU KEZ FARKLI: BÜYÜK GRİ ALAN

Bu krizin en dikkat çekici tarafı, kimse tam resmi görmüyor, göremiyor;

- Açıklamalar sürekli değişiyor.

- Pozisyonlar kayıyor.

- Net bir cephe oluşmuyor.

Ortaya çıkan tablo; toz bulutu ve herkes o tozun içinde hareket ediyor.

HERKES AYNI ANDA AYNI ŞEYİN PEŞİNDE

Bu gri alanın içinde ortak refleks:

- Güç.

- Para.

- ABD için kontrol, İran için nefes alma, Körfez için kaybı önleme.

Ama gerçek şu: Herkes çıkış arıyor ama kimse oyunun kurallarını bilmiyor. Oyunun kuralı olup olmadığı bile belirsiz.

SONUÇ: TOZ DAĞILMADAN YENİ DÜZEN KURULUYOR

Bugün Hürmüz’de olan şey:

- Net değil.

- Şeffaf değil.

- Öngörülebilir değil.

Ama bir gerçek var; oyun oynanıyor, ortada kural yok!

SON SÖZ

Uluslararası sistem uzun süre kurallarla işledi. Ama bugün kurallar kâğıt üzerinde, üstelik kâğıt üzerindeki kurallar da yetmiyor. Çünkü yeni denklem artık şu üçlü üzerine kurulu;

- Güç + para + fırsat.

Ve bu üçlü devreye girdiğinde dünya değişiyor. Bugün Hürmüz’de yoğun gri sis nedeniyle göremediğimiz;

- Sadece bir boğaz krizi değil; güç, para ve çıkar odaklı kuralsız bir sistem değişimi.

Kimse oyunun kurallarını bilmiyor ama herkes kazanmaya oynuyor. Ve açık söylemek gerekirse; olmaz olmaz demeyin bir bakarsınız dün birbirine füze atanlar yarın parayı bölüşür.

Habere git