

Haberlerimizi Google’da Takip Edin
Gelişmelerden anında haberdar olun.
Google’da tercih edilen
kaynak olarak ekleyin
Bu onunla ilk röportajımız. Onunla tanışınca, asi görünümünün ardındaki beyefendiliği ve kibarlığı beni şaşırtan yanı oldu. Vücudu dövme dolu; “İlk dövmemi 17 yaşımda yaptırdım. En son saydığımda
63 taneydi. Göbeğime kadar dolu” diyor. Hepsinin onun için bir anlamı varmış, en özelini şöyle anlatıyor: “Ensemde çok sevdiğim rahmetli bir arkadaşımı anlatan bir melek var.” Aynı zamanda işine çok saygılı. Fotoğraf çekimine iyi bir hazırlıkla geliyor. Ve sonra başlıyor anlatmaya...
◊ Gerçek adın Tolga Can Serbes... ‘Tolga diye rap’çi olmaz, Motive ismi kulağa daha havalı geliyor’ diye mi bu adı seçtin?
Eskiden rumuzlar çok popülerdi. Çocuk yaşlarda, müzik yapan bir tanıdığımın tavsiyesiyle aldım bu ismi. Bana da uygun geldi. Sonra o müziği bıraktı. Ben de kullanmaya devam ettim. 13 yaşımdan itibaren şarkılarımı öyle yayımladım ve böyle kaldı.
◊ Z Kuşağı seni tanıyor, biliyor. Ama bilmeyenler için kendini nasıl anlatırsın?
Her konuda bonkörüm, yeterliyim. Hem ağırbaşlıyım hem de heyecanlıyım. Sezgilerime çok güvenirim. Bence bir denge insanıyım.
◊ Nasıl bir denge?
Partilemeyi de evde oturup kendime vakit ayırmayı da seviyorum. Tarihe çok ilgiliyim, araştırma yapmak hoşuma gidiyor. Ama maalesef okul hayatında biraz şanssızlığa uğradım. O zamanlar ilgilenmem gereken daha başka topic’ler (konular) vardı. O yüzden akademik olarak kendimi çok ilerletemedim.
◊ Nereye kadar okudun?
Maalesef liseyi bitiremediğim için açıktan okudum ve diplomamı aldım. Ama fırsatım olsa tarih okumak isterdim.

◊ Müzikle ilgilenmek o zamanlar aklında mıydı?
Aslında müzik o zamanlar hobimdi. Bu zamana gelmesini sağlayan da hobime bu kadar âşık olmam ve Türkiye’de bir şekilde başarı hikâyelerine sahip müzisyenler olmasıydı.
◊ “Üniversiteye gitmemiş, liseyi dışarıdan bitirmiş ama bütün şarkı sözlerini kendi yazıyor. Edebi olarak bir insana ne kadar ne verebilir ki” gibi yorumlar gördüm. Bununla ilgili ne diyorsun?
Felsefe bence dış dünyadan öğrenebileceğimiz bir şey değil. Çünkü bir şeyi farklı yorumlayabilmek ve farklı bakış açılarından bakabilmek için insanın içgüdüsel olarak ona itilmesi gerekiyor,
bu içgüdünün de akademik başarıyla alakalı olduğunu düşünmüyorum.
◊ Dövmelerinden ve tarzından dolayı asi bir havan var. Ama tanıştık, çok beyefendisin. Bunlar birbiriyle tezat gibi. Bu dövmelerin, tarzının sebebi asi görünmeyi
sevmen mi?
Bunun nedeni bence bir dönem hayata ve dünyaya karşı olan kızgınlığımla alakalı.
◊ Neydi seni kızdıran?
Çevremdeki bazı insanların hayatıma isteyerek ya da istemeyerek etkileriyle alakalı. Bu otomatik olarak sizi kızdırıyor. Çocukken de
bununla başa çıkmak için belli başlı yollar arıyorsun. Beni bir şeyleri yazmaya, anlatmaya, farklı bakmaya iten şey aslında o zaman dünyaya olan kızgınlığım oldu. Kızgınlığımın benim üzerimdeki etkilerinin dışavurumu da bu dövmelerim veya o tavrımdı aslında.
‘Çok eleştiri dili kullanmıyorum’
◊ Şu anda Türkiye’de ne kadar gerçek rap ne kadar arabesk rap yapılıyor?
Arabesk rap var, club rap ya da bunun biraz daha sanatla bezenmiş bir hali var.
◊ Seninki hangisi?
Ben daha sanatsal bir şey yaptığımı düşünüyorum. Daha hisliyim. O yüzden ifade biçimim daha farklı gelişti. Biraz Amerika’dan, biraz Avrupa’dan hareketlerin olduğu ama kesinlikle kendine ait formu olan bir şey yapıyorum. Yani arabesk de pop da diyemeyiz veya benim sahnelerimde rock müzik de var ama rock da diyemezsin. Tam bir rap formu da değil. Ben kendi içerisinde sanat köşeleri olan bir şey yaptığımı düşünüyorum.
◊ Rap müzik içinde bir başkaldırı vardır derler. Sen şarkılarında neye başkaldırıyorsun?
Ben çok eleştiri dili kullanmıyorum. Hoşuma gitmeyen belli başlı olayları apaçık söylemek yerine bunları daha sanata bezenmiş ve felsefi şekilde anlatmanın bir yolu var, o yolu sağlamaya çalışıyorum. Benim başkaldırdığım şey de sanırım dış dünyadan gelen şeylerin bizi bu kadar etkilemesi.... Duygularımızı alenen yaşayamamamız ve kendi olduğumuz kişiyi kabul etmememiz, kabul etsek de dünyaya yansıtamamamız...
◊ Rap dünyasında en çok eleştirdiğin şey ne?
Herkesin bunu istediği anda yapabileceğini zannetmesi. İlk önce bir bakış açısı, bir görüş sahibi olmak gerekiyor. Ancak “Ben bu boşluğu dolduruyorum” dediğinizde söz hakkı sahibi olduğunuzu düşünüyorum. Onun dışında insanların sadece boşa kürek çektiğine inanıyorum.
◊ Hadise’yle bir düet şarkın var. Bu yaz ‘Manifest’le sahneye çıktın. Bu birliktelikler pop dünyasında daha görünürlük sağlıyor. Ama rap’çi olarak bu pop iş birliklerini eleştirenler de oldu. Ne dersin?
Zamanında ben de buna karşıydım ama önemli olan sen kendi camian içinde kendini nerede görüyorsun? Ben bir şeyi geliştirip büyütmeye odaklandıysam paylaşım yapmak zorundayım. Nasıl bir işi büyütmek için ortaklara ihtiyacımız varsa aynı şekilde sesimizi duyurmak ve Türkçe rap’in zeminini daha da genişletebilmek adı-
na bunları paylaşıp büyütmemiz gerekiyor. Yani eleştirileri anlasam da bunu yapmam gerektiği kanaatindeyim. Manifest çok tatlı bir grup, Türkiye’de çok iyi bir başarı yakaladılar. Hadise de
aynı şekilde... Çok profesyonel işleri var ve dünyada iyi bir yere sahip. O yüzden bu birliktelikler Türkçe rap’in genişlemesi adına önemli.
◊ Yeni projelerin neler?
Bir ay önce Khontkar’la ‘Flex’ isimli şarkımız çıktı. Uzi’yle ‘Anakonda’s’ yayımlandı. Çok yeni, Murda’yla da ‘Karambol’ isimli şarkımızı yayımladık. 2027 için de felsefesi ve enerjisi daha farklı bir albüm üzerinde çalışıyorum. Daha şiirsel bir anlatımın olduğu ve sade bir dille duygularımı ifade ettiğim bir albüm olacak.
‘Bu frekansta titreştiğimi anladım’
◊ Hikâyen nerede başlıyor?
İstanbulluyum. Memur, orta gelirli bir ailede büyüdüm. İki kardeşiz.
◊ Ne zaman şarkı yazmaya başladın?
13 yaşımda kendi bestelerimi yapmaya başladım. Direkt kayıt yapıyordum.
◊ Sana ne yazdırdı bunları?
Türkçe rap’te gördüğüm boşluğu kendimce şekillendirmeye çalıştığım bir dönemim oldu. O yazma dürtüsüyle şarkıları daha iyi bir forma getirebilirim diye yola çıktım.
◊ Peki, müzik olmasa şu an nerede, ne yapıyor olurdun?
Ben o zamanlar bu frekansta titreştiğimi anladım. Annem de bana çok inanıyordu. Normalde arkadaşlarım okulu bıraktığı zaman ailelerinin onlara tavrını görüyordum. Ama annem beni hep bir şeylerin olacağına dair inandırdı ve hiç negatif yaklaşmadı. Okulu bırakmak istediğimde beni destekledi. Sıkışık, dar zamanlarında bile ailem her zaman bana maddi manevi yardım etti.
◊ Şimdi iyi para kazanıyorsundur, onları sevindirdin mi?
Kazandığım parayla oturduğumuz evi onlara aldım. Sonra başka bir ev aldım. Annemlerin köyünde yaşadıkları evi de onlara aldım.
◊ Sözlerinde aşk da var. Şu anda âşık mısın?
Evet, âşığım. 1,5 sene beraberdik, 10 ay ayrı kaldık. Şu an tekrar beraberiz.
◊ Aşkı nasıl anlatırsın?
Bilmiyorum, bir şekilde buluyor sizi. Ama tek bir cümleye sığdıramayabilirim.
◊ Instagram da 1 milyona yakın takipçin var. Oradan garip mesajlar alıyor musun?
Herkes alıyordur. Mesela bir kız, bir şarkımı açıp, göbeğime zil takıp dans ederken ona video atmamı istedi!
◊ Boş vakitlerinde neler yaparsın?
Dünyayı gezmek gibi bir merakım var. Daha çok öğrenmeye meyilliyim diyebilirim. Bu aslında 5 senedir edindiğim bir yeti oldu.

◊ Ne değişti son 5 senede?
Kalabalıklardan uzaklaştıkça aslında yaptığım şeyin daha kıymetlenmeye başladığını anladım. Kalabalık insanı kör edebiliyor. Ne olursa olsun sağınızda, solunuzda başarınızı takdir eden, alkışlayan insanlara çok kapılmamak gerekiyor. Daha önce biraz da yaşımın getirdiği şeylerden dolayı sanırım o alkışlara kapılıp biraz daha dünyevi şeylere odaklı bir bakış açım vardı. Ama son 5 senede onun üstesinden geldiğimi düşünüyorum. Daha içime dönük, kendimi keşfetmeye ve dünyaya meraklı, daha çok gezip görmeyi, öğrenmeyi seven biri oldum.
◊ En gizli zevkin ne?
Tekneyle tek başıma tatile çıkmayı severim. Koyları gezer,
3-5 gün kalırım.
◊ En pahalı zevkin ne?
Deneyim seviyorum. Mesela sadece üç günde karar verip Afrika’ya gittiğim oldu. Parfüm çok severim, büyük bir koleksiyonum vardır. Marka tutkum yoktur ama YSL veya Alexander McQueen gibi tasarımcıları çok severim.
‘Tanınmanın eksileri direkt kafanızın içine atılan oklar’
◊ 26 yaşındasın... Müziğinle kuşağının hangi isteklerini karşılıyorsun?
Son altı senemi baz alayım. Kendimi ifade ederken her zaman hisli şarkılardan yola çıkıyorum. Bir şeye his yüklemek benim için daha anlamlı ve tatmin edici, ruhu doyurucu bir şey olarak geliyor. Ama bir yandan tabii günümüzün getirdiği şartlardan dolayı stratejik hareket etmeyi de mantıklı buluyorum. O yüzden bu ikisini de ayırıyorum. Yani bana kalırsa ben kendi kuşağımın duygusal olarak tatminini sağlayabiliyorum. Onlar benim stratejik hamlelerimi de anlayabiliyor. İkisini iyi harmanladığımı düşünüyorum.
◊ Duygusallıktan bahsettin ama rap’çiler dediğimizde tüm dünyada kliplerden aklımıza lüks arabalar, helikopterler, lüks takılar, villalar geliyor. Sen ne kadar böylesin?
Bu artık dünyada değişmeye başladı ve bunu anladığımdan beri her şeye daha minimalizm odaklı yaklaşmaya çalışıyorum. Ben cümlelerin tüm bunlardan daha büyük olduğuna inanıyorum. Hayatı o şekilde yaşadığım bir dönem oldu ama bunu anlamam ve bundan kurtulmam kısa sürdü çünkü ben o insan değilim.
◊ Altı senedir tanınıyorsun. Tanınmak hayatında neleri değiştirdi?
Bunu bir amaç veya araç olarak mı kullanmam gerektiğini sorgulamaya başladım.
◊ Ne yaptın sonra peki?
Şöhret bir şeyleri dengede tutabilmeme olanak tanıdı. Bu da karakterime ve etrafıma pozitif yansımaya başladı. Büyüdüğüm yerde herhangi birisi de olabilirdim ama tanınmak benim biraz daha dünyevi kötülüklerden uzaklaşmamı veya kötü yollara düşmememi sağladı. Çünkü her gün üzerine bir şey koyarak devam ettiğimde eleştiriye açık bir hayat yaşıyorum, ben de kendimi olabildiğince disiplinli tutmaya çalıştım ve bunu başardığımı düşünüyorum. Hayatımda kesinlikle doğru bir yol açtı bana.
◊ Eksileri ne ünlü olmanın?
Herkesin istedikleriyle başa çıkamıyorsunuz, bu da içsel olarak sizi yaralıyor. Bir şey gördüğünüzde onu kendiniz gibi değerlendiremiyorsunuz çünkü toplum fikrin bir şekilde üzerine çıkabiliyor. Bazı şeyler medyada yanlış lanse edilebiliyor, bu da benim psikolojimle oynayan bir şey. Aslında tanınmanın eksileri direkt kafanızın içine atılan oklar. Bu da bir savunma mekanizması oluşturmanıza neden oluyor, bir iç baskı yaratıyor, psikolojiniz de bozulabilir.

6 saat önce
31










English (US) ·