Oluşturulma Tarihi: Eylül 09, 2026 06:46
Sonbaharın gelmesiyle mutfaklarda hummalı bir kış hazırlığı başladı. Konserveler, salçalar yapılıyor, sebze ve meyveler buzluk için hazırlanıyor. “Hastalarıma her zaman işlenmiş, katkılı paketli gıdalardan uzak durmalarını, ev yapımı geleneksel ürünleri tercih etmelerini öneririm. Ancak madalyonun öyle karanlık bir yüzü var ki, maalesef bunu her yıl aynı mevsimde, acil serviste, yoğun bakımda görüyoruz. Nefesi kesilen, gözümüzün önünde felç olan hastalar...” diyen İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Aytaç Karadağ, usulüne uygun yapılmayan konservelerin barındırdığı hayati tehlikelere karşı çok kritik uyarılarda bulundu.


Haberlerimizi Google’da Takip Edin
Gelişmelerden anında haberdar olun.
Google’da tercih edilen
kaynak olarak ekleyin
Aytaç Karadağ, ev yapımı konservelerin ne denli tehlike olabileceğini, bizzat şahit olduğu çok üzücü bir olayı anlatmakla başladı.
Kendi bahçelerinden topladıkları taze fasulyelerle hazırladıkları ev konservesini akşam yemeğinde tüketen ailenin, saatler içinde ölümle burun buruna geldiğini söyleyen Karadağ olayı şöyle anlattı:
“Önce çift görme ve ağız kuruluğu şikayetiyle acil servise başvuran anne ve babanın kısa süre içinde solunumu durdu. Yoğun bakımda entübe edilerek haftalarca yaşam mücadelesi veren çiftten baba hayatını kaybederken, anne ise aylar süren zorlu fizik tedavi sürecinin ardından hayata tutunabildi.”
Yaşanan bu acı acil servis tablosu, sonbahar aylarında mutfaklarda başlayan kış hazırlıklarının doğru tekniklerle yapılmadığında nasıl ölümcül bir biyolojik silaha dönüşebileceğini bir kez daha gözler önüne serdi.
KOKUSUNDAN, TADINDAN VEYA GÖRÜNÜŞÜNDEN ANLAŞILMASI İMKÂNSIZ
Halk arasında son derece tehlikeli bir yanlış algı bulunduğunu vurgulayan Dr. Aytaç Karadağ, ölümcül zehirlenmeye yol açan Clostridium botulinum bakterisinin varlığının duyu organlarıyla tespit edilemeyeceğini belirtti. Bakterinin doğada ve toprakta yaygın olarak bulunduğunu, havasız ortamı sevdiği için sıkıca kapatılan kavanozlarda hızla çoğaldığını ifade eden Dr. Karadağ, şunları söyledi:
“Koklayarak, tadarak, bakarak asla anlayamazsınız. Ne bir ekşi koku olur ne renk değişir ne de tadı bozulur. Gıda gayet normal ve lezzetli görünürken, içinde dünyanın en güçlü zehirlerinden biri sinsice bekliyor olabilir."
Gıda güvenliğinde pH 4.6 eşiğinin kritik bir sınır olduğuna dikkat çeken Dr. Karadağ; taze fasulye, bezelye, patlıcan, kabak, mısır, ıspanak, mantar ile etli ve tavuklu ürünlerin düşük asitli gıdalar grubunda yer aldığını ve bakterinin üremesi için çok uygun bir ortam sunduğunu belirtti. Eskiden güvenli kabul edilen domatesin ise günümüzdeki hibrit çeşitlerinin asit oranının düşük olduğunu, içerisine biber, soğan veya kıyma eklendiğinde ortamın asitliğinin daha da düşerek riski artırdığını vurguladı.

TENCEREDE KAYNATMAK YETERLİ DEĞİL: DÜDÜKLÜ TENCERE ŞART
Konserve yapımında yapılan en büyük hatalardan birinin gıdaları saatlerce düz tencerede kaynatmak olduğunu belirten Dr. Karadağ, süreçteki biyolojik mekanizmayı şu sözlerle açıkladı:
"Burada iki ayrı yapıdan bahsetmek gerekir: Bakterinin ürettiği toksinin kendisi ısıya karşı hassastır; 80-85 derecede 5-10 dakika kaynatıldığında parçalanır. Ancak bakterinin 'spor' adı verilen zırhlı ve koruyucu yapısı, 100 derecedeki kaynama suyuna saatlerce dayanabilir. Açık tencerede su en fazla 100 dereceye çıkar. Sporları yok etmek için en az 121 derece sıcaklık şarttır; bunu da ev ortamında ancak düdüklü tencere sağlayabilir. Düz tencerede kaynatıp kaldırdığınız kavanoz soğuduğunda, içerideki sporlar uyanır; oksijensiz ortamda çimlenerek toksin üretmeye başlar."
BEBEKLERE ASLA YEDİRMEYİN
Kavanoz açıldıktan sonra gıdanın tencereye alınarak 85-100 derece sıcaklıkta en az 10 dakika iyice kaynatılmasının, o ana kadar oluşmuş toksini parçalayarak riski büyük ölçüde azaltacağını ifade eden Karadağ, bu işlemin sporları öldürmediğini de ekledi. Ayrıca, bebeklerin bağırsak ortamında bu sporların çimlenebilmesi nedeniyle (infant botulizmi) bir yaşından küçük çocuklara kesinlikle ev konservesi verilmemesi gerektiğinin altını çizdi.
DOĞRU KONSERVE YAPIMININ 5 ALTIN KURALI
Güvenli bir kış hazırlığı için izlenmesi gereken adımları sıralayan Dr. Karadağ, dikkat edilmesi gereken hususları şöyle detaylandırdı:
Düdüklü tencere kullanımı: Düşük asitli sebzeler (fasulye, bezelye, etli harçlar) mutlaka düdüklü tencerede, en az 121 derece sıcaklıkta 20-30 dakika işlem görmelidir. Düz tencerede yapılması hayati bir risktir.
Asit takviyesi: Domates soslarına asit eklenmesi güvenliği artırır. Her bir litre ürün için yarım çay kaşığı limon tuzu veya 2 yemek kaşığı taze limon suyu ekleyerek ortam asitleştirilmelidir.
Sıfır kapak kullanımı: Eski kapaklar kesinlikle tekrar kullanılmamalıdır. Isıyla genleşip soğuyan eski contalar gözle görülmeyen mikro sızıntılara yol açar. Kavanozlar ve yeni kapaklar kullanılmadan önce mutlaka kaynar suda sterilize edilmelidir.
Ters çevirme hatası: Sıcak kavanozların ters çevrilmesi doğru bir yöntem değildir. Sıcak gıdanın kapağın iç yüzeyindeki lak tabakasıyla teması sonucu kimyasal geçişler yaşanabilir veya conta tam oturmadıysa dışarıdan hava sızabilir. Doğru yöntem; doldurulan kavanozun kapağı sıkıca kapatıldıktan sonra düz bir şekilde yani kapağı yukarı bakacak şekilde soğumaya bırakılmasıdır. Vakum, soğuma esnasında kendiliğinden oluşur ve kapağın ortası içeri çöker.
Bombeli kapak uyarısı: Kapağı şişmiş veya bombelenmiş kavanozlar kesinlikle tadılmadan doğrudan çöpe atılmalıdır.
Turşunuzu hazırlarken yeterli miktarda tuz kullanmamışsanız ya da fazla tuz kullanmışsanız yapısı bozulur ve turşu suyu bunalık hale gelir. Üzerinde de zaman içerisinde beyaz bir tabaka oluşmaya başlar. Turşu suyunun üzerinde oluşan beyazlıklar küf tabakasıdır. Bu beyazlıklar sağlığa faydalı bakteri oranının bozulduğu anlamına gelmektedir. Turşu suyu üzerinde beyazlıklar oluştuğunda tüketilmemelidir.
Prof. Dr. Vedat Göral
"PİŞMİŞ YEMEK KONSERVE YAPILMAZ!"
Son dönemde sosyal medyada yaygınlaşan "pişmiş yemeği sıcakken kavanoza koyup ters çevirerek saklama" trendine sert tepki gösteren Aytaç Karadağ, bu uygulamanın sahte bir güvenlik hissi yarattığını vurguladı:
"Sıcak yemeği kavanoza koyup kapatmak sadece fiziksel bir vakum yaratır, gıdayı sterilize etmez. İçerideki oksijen azaldığı an, ısıya dayanıklı sporlar için tam istedikleri üreme ortamı oluşur. Pişmiş yemek konserve yapılmaz, nokta."
Taze pişmiş veya artan yemeklerin en geç 2 saat içinde oda sıcaklığından çıkarılarak cam kaplar içerisinde buzdolabınakaldırılması gerektiğini belirten Karadağ, bu yemeklerin buzdolabındaki güvenli ömrünün en fazla 3-4 gün olduğunu, "sıcak vakumlandı" düşüncesiyle haftalarca bekletilen gıdaların ağır bakteriyel zehirlenmelere yol açabileceğini ifade etti.
EN GÜVENLİ YÖNTEM: DONDURMAK
Gıdaları saklamada dondurucu kullanmanın konserveye kıyasla çok daha güvenli olduğunu belirten Dr. Aytaç Karadağ, sıfırın altındaki sıcaklıklarda bakterilerin üreyemediğini ve toksin üretemediğini söyledi. Dondurucuya konulacak sebzelerde "şok haşlama" (blanching) işleminin hayati önem taşıdığını belirten Karadağ, çiğ dondurulan sebzelerde enzim aktivitesinin devam ederek kararmaya, vitamin kaybına ve doku bozulmasına yol açacağını aktardı.
Doğru şok haşlama için sebzelerin 2-3 dakika kaynar suda tutulduktan sonra hemen buzlu suya alınması, ardından iyice kurulanarak porsiyonluk poşetlerde havası alınarak saklanması gerektiğini belirtti. Çözdürme aşamasında eti tezgah veya kalorifer üzerinde bekletmenin dış yüzeyde hızlı mikrop çoğalmasına neden olacağını hatırlatan Dr. Karadağ, çözdürmenin buzdolabının alt rafında yavaşça ya da soğuk su içinde yapılması gerektiğini ve çözülen bir gıdanın asla tekrar dondurulmaması gerektiğini vurguladı.

İŞTE KRİTİK BELİRTİLER
Botulinum toksininin vücuttaki etki mekanizmasını açıklayan Dr. Karadağ, zehrin sinirlerden kaslara emir taşıyan asetilkolin maddesini bloke ettiğini, beyinden gelen sinyallerin kaslara ulaşamaması sonucu felç geliştiğini belirtti.
Belirtilerin genellikle gıda tüketiminden 12-36 saat sonra ortaya çıktığını ifade eden Karadağ, klinik tablonun yukarıdan aşağıya doğru ilerleyen bir "inen felç" şeklinde geliştiğini vurguladı:
İlk belirtiler: Gözde çift görme, bulanık görme, ışığa hassasiyet.
İlerleyen safha: Göz kapağında düşme, ağız kuruluğu, konuşma bozukluğu ve yutkunma güçlüğü.
Yayılma: Boyun, omuz, kol ve bacak kaslarında güç kaybı.
Kritik aşama: Diyafram ve göğüs kaslarının felç olması sonucu hastanın bilinci açıkken nefes alamaz hale gelmesi.
BİLİNEN EN GÜCLÜ BİYOLOJİK ZEHİR: ZAMANLA YARIŞ ŞART
Botulinum toksininin mikrogram düzeyindeki miktarının dahi bir yetişkini öldürmeye yeterli olduğunu belirten Dr. Karadağ, şüphe anında hastanın derhal yoğun bakıma alınarak Sağlık Bakanlığı'ndan temin edilen özel antitoksinin damar yoluyla verilmesi gerektiğini söyledi. Antitoksinin sadece kandaki serbest toksini bağlayabildiğini, sinire nüfuz etmiş toksine etki edemediğini vurgulayan Karadağ, zarar gören sinir uçlarının kendini onarmasının aylar sürebildiğini ve bu süreçte hastaların solunum cihazına bağlı kaldığını belirtti.
Mutfaklarda bilimin kurallarından sapılmaması gerektiğini hatırlatan Dr. Aytaç Karadağ, sözlerini şu uyarıyla tamamladı:
"Doğal beslenelim, geleneklerimizi yaşatalım ama mutfakta bilimin kurallarını es geçmeyelim. Bir kavanoz kışlık hiçbirimizin canından değerli değil."

2 gün önce
41










English (US) ·