Yemen'de İran destekli Husilerin Suudi Arabistan'a yönelik saldırıları yeni bir boyut kazandı. Son 24 saat içinde Riyad'daki sivil havalimanı, Aramco'ya ait çok sayıda tanker ve Yanbu Limanı'na açılan stratejik doğalgaz ve petrol hatları hedef alınarak kapatılmak zorunda bırakıldı. Bölgede gerilim tırmanırken Akademisyen Prof. Dr. Uğur Özgöker ve Askeri Stratejist Prof. Dr. Ali Fuat Gökçe, canlı yayında Husilerin Suudi Arabistan'ın ekonomisini felç etme hedefini ve bölgedeki askeri stratejileri değerlendirdi. Gökçe, İran'ın benzer saldırılarındaki stratejiyi özetleyerek "Amaçları düşmanın gözünü kör, kulağını sağır etmek" dedi.
Yemen'deki Husiler ile Suudi Arabistan arasındaki gerilim yeni bir boyuta taşındı. Husilerin Suudi Arabistan'da havalimanı, petrol ve doğal gaz altyapısı, limanlar ve enerji tesislerini hedef aldığı saldırılar, Riyad yönetiminin ekonomik ve stratejik kapasitesine yönelik yeni bir tehdit tartışmasını beraberinde getirdi.
"HUSİLER MEŞRU HÜKÜMETE VERİLEN DESTEĞİ KESMEK İSTİYOR"
Husilerin Suudi Arabistan ekonomisini çökerterek Yemen yönetimine verilen desteği kesmeyi ve kazanımlarını kalıcı hale getirmeyi hedefleyip hedeflemediğine yönelik değerlendirmelerde bulunan Akademisyen Prof. Dr. Uğur Özgöker, "Birleşmiş Milletler'in, Türkiye'nin ve Suudi Arabistan'ın tanıdığı meşru bir hükümet var. Başkentlerini kaybettiler, Aden'e taşındılar. Onun yanında Birleşik Arap Emirlikleri'nin desteklediği fakat meşru hükümete de karşı olan Sünni Yemenliler var. Bir de asıl, Bâbülmendep Boğazı'nı, Kızıldeniz ve Süveyş girişini tutan, son derece muharip ve Şiaya endeksli Husi yönetimi bulunuyor. Ellerinde çok güçlü silahlar var ve savaşabiliyorlar. İsrail Gazze'yi perişan ederken İsraillilere en büyük darbeyi bu Husiler vurdu; yüksek menzilli füzeleri, dronları var ve bunlar yüzde 99 İran tarafından tedarik ediliyor. Soğuk Savaş döneminde Kuzey Yemen kralcı ve liberal, Güney Yemen ise komünistti; 90'lardan sonra birleştiler ama şimdi komünist-kapitalist olarak değil, Sünni-Şii ekseninde yeniden bölündüler. Asıl başkent Sana Husilerin eline geçti ve yönetim Aden'e taşındı. Husilerin kontrol ettiği alan küçük görünse de hem ellerindeki silahlar çok güçlü hem savaşçılar hem de Bâbülmendep gibi en stratejik noktayı tutuyorlar" ifadelerini kullandı.
(Fotoğraf: ahaber.com.tr / ekran görüntüsü)
"PETROLÜN ÇIKACAK YERİ KALMADI"
Husilerin Suudi Arabistan'ın kritik enerji yollarını felç ettiğini vurgulayan Özgöker, "Kızıldeniz'e ve Süveyş'e giren çıkan gemileri tutuyorlar, gemileri ve Suudi Arabistan tankerlerini batırıyorlar. Zaten Hürmüz kapatıldığı için Suudi Arabistan petrolünü ihraç edemiyordu, 1200 kilometrelik bir boru hattıyla buradan sevk ediyordu. O hattı da vurdular; gerçi tamir edilir ancak artık çok büyük risk altında ve petrolün çıkacak yeri kalmadı, aşağıyı da kestiler. Husiler, Suudi Arabistan'ın ekonomik hedeflerini vurarak Aden merkezli Birleşmiş Milletler tarafından tanınan meşru hükümete verdiği desteği kestirmeye çalışıyorlar. Daha önce Suudi Arabistan güçlüydü, Yemen'e kara harekatı yaptı fakat şu anda o kadar güçlü değil. İran-İsrail savaşı sırasında ABD'nin yanında durduğu için İran'ın Suudi Arabistan'ın Aramco tesislerini, gemilerini ve petrol rafinerilerini vurduğunu biliyoruz; bu durum Suudi Arabistan'ı zayıf düşürdü. Gerçi 8 Ağustos'ta Türkiye ve Pakistan'la birlikte Mekke Savunma İttifakı'nı kurarak kendini biraz güvenceye aldı ama halihazırda zayıf durumda" sözleriyle aktardı.
(Fotoğraf: ahaber.com.tr / ekran görüntüsü)
"DÜŞMANIN GÖZÜNÜ KÖR, KULAĞINI SAĞIR ETMEK İSTEDİLER"
Husilerin sivil havalimanlarını, limanları, tankerleri ve enerji nakil hatlarını vurmasının arkasındaki askeri planı ve bir yıpratma savaşı yürütülüp yürütülmediğini analiz eden Askeri Stratejist Prof. Dr. Ali Fuat Gökçe, "İran'a ABD ve İsrail saldırdığı zaman İran da Körfez ülkelerindeki ABD hedeflerini vurmuştu. Uçakların kalktığı hava alanlarını, füze rampalarını ve Katar'daki radar sistemlerini hedef aldı. Bunu en yakındaki tehdidi bertaraf etmek amacıyla yaptı; bu askeri strateji bakımından en uygun hareket tarzıdır. Katar, Birleşik Arap Emirlikleri, Kuveyt ve Suudi Arabistan'daki ABD tesisleri etkisiz hale getirildi. İkinci olarak düşmanın gözünü kör, kulağını sağır etmek istediler. Kendisine gelecek tehditleri bertaraf etmek ve kendi füzeleri ile uçakları saldırdığı zaman radar sistemlerine yakalanmamak için bu adımı attı. İran tutup da Diego Garcia'ya kadar uzanan bölgedeki ABD uçak gemilerine saldırmadı, Körfez'deki yakın tehditleri bertaraf etmeye odaklandı" ifadelerini kullandı.
(Fotoğraf: ahaber.com.tr / ekran görüntüsü)
"HEDEF KARŞI TARAFI İKTİSADİ OLARAK ÇÖKERTMEK"
Ekonomik hedeflerin vurulmasının temel bir askeri strateji olduğuna işaret eden Prof. Dr. Ali Fuat, "Petrol tesislerinin vurulması son derece önemlidir çünkü Körfez ülkelerinin hepsinde bu yapıldı. Buradaki amaç karşı tarafı iktisadi olarak çökertmek ve savaşma imkan ve kabiliyetini yok etmektir. Sadece asker öldürmek veya füze rampalarını vurmak taktiksel bir adımdır fakat bunların yeniden yapılmasını ve tedarik edilmesini önlemek için karşı tarafı ekonomik olarak da çökertmek gerekir. Suudi Arabistan'a yönelik ilk saldırıların Irak kaynaklı olduğu iddiaları ise şüphelidir; Irak'taki Şii gruplar olabileceği gibi sahte bayrak (false flag) operasyonları da olabilir. Nitekim benzer şekilde Türkiye'ye yönelik atılan füzelerle ilgili de çok büyük soru işaretleri bulunmaktadır; henüz netleşmiş olmasa da Şii unsurların olma ihtimali muhtemeldir" sözleriyle aktardı.

2 saat önce
44










English (US) ·