MİT mensubu Kozinoğlu’nu 20 dakikada öldürdüler

2 gün önce 32

Kaşif Kozinoğlu’nun öldürülmesi için “kalp krizi süsü” dememin sebebi çok açık. Çünkü, elimizde kalp krizinden ölmesine/öldürülmesine rağmen gerçekten bir kalp krizi geçirdiğine dair net bir bilgi ya da bulgu yok. O dönem yapılan soruşturmada Kozinoğlu’nun “... cezaevi idaresine bildirilmemiş önceye dayalı kalp hastalığı bulunduğu, olay günü de sabah saatlerine kadar uyumadığı ve saat 16.00’ya doğru uyandıktan sonra koğuş havalandırma kapılarının kapatılmasından önce spor yaptığı, sonra odasında rahatsızlandığı ve ‘kalp damar hastalığı sonucu’ hayatını kaybettiği belirtildi.

FETÖCÜ BAŞSAVCININ TAKİPSİZLİK KARARI

Kozinoğlu’nun tartışmalı otopsi raporu ve 2012’de bir FETÖ’cünün başsavcılık yaptığı Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma evraklarında yer alan somut delile dayanmayan “kalp damar hastalığına bağlı ölüm gerçekleştiği” cümlesi dışında başka bir rapor ve tespit yok.

Evet, koğuşunda bir rahatsızlık yaşıyor ve koğuş arkadaşları tarafından çağrı butonuna basıldığı gerçek ama bunun kalp krizinden olup olmadığı bilinmediği gibi, Kozinoğlu’nun şu ana kadar kamuoyuna yansıyan sağlık kayıtları içinde “kalp ve damar hastalığı” olduğuna dair herhangi bir bilgi ya da belge yer almıyor. Rahatsızlığının da talep ettiği coraspin ve vitamin yerine verilen tansiyonu ani olarak yükselten başka bir madde olup olmadığı ise bilinmiyor.

ÇIPLAK AYAKLA KOŞUYOR

Sadece 19 Ekim 2011 günü kız kardeşi ile cezaevinde yaptığı ve kayda alınan görüşmesinde kalp ve damar rahatsızlığı ile doğrudan bağlantısı olmayan; 2004 yılında ‘Kırık Kalp Sendromu” yaşadığına dair konuşması dışında bir bilgi de yok.

Uzmanlara göre ani üzüntü ya da psikolojik rahatsızlık sonrası yaşanan kalp krizi türü olan “Kırık Kalp Sendromu” kronik bir kalp ve damar rahatsızlığı yaratmıyor.

Kaldı ki 2004’te MİT tarafından kontrolleri yapıldığı sırada çıplak ayakla koşu bandında koştuğu için doktorlar, “Buna anjiyoya gerek yok, adam acayip koşuyor” diyerek gayet sağlıklı bulmuşlar.

Kardeşiyle yaptığı konuşmada 2004 sonrası benzer bir şikâyetten bahsetmiyor. Nitekim zorlu şartlarda yaşayan komando eğitimi alan, Özel Kuvvetler Komutanlığı’nda eğitmenlik ve görev yapan, yurtdışı görevlerde bulunan Kozinoğlu, 2004 öncesinde olduğu gibi günlük sporunu hiç aksatmayan bir yaşam şekline sahip. Ölümü sonrası MİT’den gelen 2005, 2008 ve 2009 sağlık bilgilerinde de “kalp damar rahatsızlığından” bahsedilmiyor. Bahsedilseydi savcılık o dönem takipsizlik kararına bunu da yazardı.

SAVUNMAYA 10 GÜN KALA

Kaşif Kozinoğlu, öldürüldüğü 12 Kasım 2011 tarihinde iki saate yakın havalandırmada sporunu yapmış. Ama nasıl olduysa koğuşunda rahatsızlandığı ve çağrı butonuna basıldığından tam 1 saat sonra, cezaevinin kapsından ambulansa alındıktan sadece 20 dakika sonra Silivri Devlet Hastanesi’ne, saat 19.10’da cenazesi ulaştırıldı.

Bu kadar sağlıklı bir insan tam da mahkemede savunma yapmaya 10 gün kala bu şekilde gerçekte olmayan “kalp ve damar hastalığı” süsü verilerek ölür/öldürülür.

Bunun için, konuyla ilgili takipsizlik kararının kaldırılması sonrası Adalet Bakanlığı tarafından kamuoyu ile paylaşılan bilgilere dayanarak o gün yaşananları dakika dakika bakalım:

Saat 03.56: Kaşif Kozinoğlu koğuştaki odasında uyumaya gitti.

Saat 07.58: Sabah sayımı için odasından çıktı.

Saat 07.59: Odasına döndü ve 7 saat uyudu.

Saat 15.59: Odasından çıktı.

Saat 16.07: Havalandırmaya çıkarak yürüyüşe başladı.

Saat 17. 02: Yürüyüşünü tamamladı, kapıların kapanmasıyla koğuşa döndü.

Saat 17.56: Odasına girdi ve fenalaşması üzerine koğuş arkadaşları, 18.05 ve 18.07’de yanına geldi.

Saat 18.08: B Blok ana koridorunda bulunan çağrı butona basıldı ve ışığı yandı.

Saat 18.25: Kaşif Kozinoğlu’nun vardiya sorumlusu ve diğer infaz koruma memurları tarafından koğuşa sedye getirilerek, iki katlı koğuşun üst katından sedyede indirilip, toplam uzunluğu 163 metre olan koridorlardan geçirilerek kilitli (biri kapanmadan diğeri açılmayan) 7 kapıdan geçilmek suretiyle 112 Acil Servis ambulansına teslim edileceği mahkûm kabul kapısına getirildi.

Saat 18. 25: Ambulansın henüz ulaşmadığı mahkûm kapısında Kaşif Kozinoğlu sedyede eğilip doğruldu. Hatta rahat nefes alıp konuşuyordu.

Saat 18.37:112 Acil Servis ambulansı ile sağlık görevlileri geldi ve ilk müdahale mahkûm kabul kapısında yapıldı.

Saat 18.47: Yaklaşık 10 dakika süren ilk müdahaleden sonra Kozinoğlu, Silivri 2 Nolu Acil Yardım ekibinin TEM Otoyolu güzergâhından Silivri Devlet Hastanesi’ne hareket etti.

Kozinoğlu’na solunum desteği, damar yolu açılması ve kalp masajı işlemlerine başlayan sağlık ekibi, bir ambulansın daha destek olarak vakaya yönlendirilmesini istedi.

Destek ekip olarak 3 Nolu Acil Yardım ekibinin TEM Otoyolu Kınalı Gişeleri civarında 2 Nolu ekibe yetişti. Gelen sağlık görevlileri de hastanın bulunduğu ambulansa geçti.

Saat 19.00: Acil tıp teknikeri ve acil tıp teknisyenlerince Kozinoğlu’na solunum desteği için endotrakeal tüp yerleştirilerek 2.damar yolu açıldı. Adrenalin ve atropin uygulandı, CPR (Kardiyo Pulmaner Resüsitasyon) işlemi, yani kalp masajının hareket halinde uygulanmasında güçlük çekilmesi nedeniyle otoyol üzerinde 10 dakika kadar duran ambulans içinde anılan işlemin gerçekleştirildi.

Saat 19.10: Ambulans Silivri Devlet Hastanesi ulaştığında Kozinoğlu ölmüştü.

Saat 19.30: Ölmüş şekilde getirilen Kozinoğlu, hastanede yapılan müdahalelere rağmen canlandırılamadı ve bu saat itibarıyla eks, yani ölü olduğu kabul edildi.

DOKTOR, AMBULANS ŞOFÖRÜ, HEMŞİRELER GÖZALTINDA

Koğuşunda rahatsızlanmasına rağmen taşındığı sedyede doğrulan ve 18.37’de cezaevi kapısında rahat nefes alan ve konuşan Kozinoğlu gibi sporcu birisinin, 18.47’de hareket eden ambulansta yaşıyorken; gelen ikinci ekibin de bindiği ambulansın “sarsıntıdan dolayı kalp masajı yapılamıyor” gerekçesiyle 10 dakika bekletilerek, 10 dakika sonra Silivri Devlet Hastanesi’ne ölü olarak götürülmesi mantıklı geliyor mu?

İkinci ambulansta gelen, seyir halindeki ambulansta her türlü müdahaleyi yapacak seviyede uzman sağlık ekiplerinin sarsıntı oluyor diye 10 dakika yol kenarında kalp masajı yapması ve cezaevi kapısında 20 dakika önce yaşayan Kozinoğlu’nun saat 19.10’da ölü vaziyette hastaneye götürmesi akla ve tıp bilimine uygun geliyor mu?

Bu 20 dakika içinde iki damar yolu açılan Kozinoğlu’na birebir kalp krizi etkisi yaratacak ama arkada iz bırakmayacak Potasyum Klorür gibi bir madde enjekte edilip edilmediğini biliyor muyuz?

Benzeri soruların cevabı yakında çıkacak, çünkü iki gazeteciyle birlikte 12 Kasım 2011’da görev yapan cezaevi doktoru, ambulans şoförü, hemşireler dün gözaltına alındı.

Habere git