Odatv kumpasında tutuklanan herkesi kamuoyu az ya da çok tanıyordu ama medyada son dönem fotoğrafı bile olmayan MİT mensubu Kozinoğlu, herkes için sürprizdi ve ben mahkemeye çıkacağımız günü merakla bekliyordum. Ama duruşmaya 10 gün kala cezaevinde öldürüldü. Kozinoğlu cezaevinde olduğu gibi, cinayetine ilişkin dosya da yıllarca sahipsiz kaldı. “Öldürüldü” diyorum çünkü Türkiye unutsa da Silivri’de tutuklu kaldığımız dönemden itibaren geçen 15 senede ben hep öldürüldüğünü düşündüm.
Dava dosyası da bunu gösteriyordu. Hatta binlerce sayfa dava dosyasını okumak değil; işlediği her suçtan, kurduğu her kumpastan sonra kamuoyunu yönlendirmek için yayınlar yapan, haberler ve kitaplar yazan FETÖ’nün bu cinayetteki rolünü görmek için Erkan Çakır isimli FETÖ’cüye yazdırılan “Karanlık Oda-Ergenekon’un Medya Yapılanması” ve “MİT’in Kozmik Odası Kaşif Kozinoğlu-KOD ADI KÖROĞLU” kitapları ile FETÖ destekçisi Nazlı Ilıcak’ın “Her Taşın Altında Cemaat Mi Var?” kitaplarını okumak bile yeterliydi.
11 KİŞİYE GÖZALTI
15 yıl sonra nihayet faili meçhul cinayet dosyaları arasında Kozinoğlu’nun ki de yer alıyor. Biri firari FETÖ’cü olmak üzere Kozinoğlu’nun ölümünde ihmali görülen 11 infaz koruma memuru gözaltına alındı. Bu operasyon, Kozinoğlu’nun cezaevinde rahatsızlanması sonrası ihmali ya da kastı görülenlerle ilgili. Bir de sözde tıbbı müdahale aşaması var. 12 Kasım 2011’de koğuşunda saat 18.08’de rahatsızlandıktan sonra sedye ile oturacak durumda olan, saat 18.37’de doktoru olmayan ambulansla alındıktan sonra yolda bir başka ambulansa aktarılan Kozinoğlu, sadece yarım saat içinde, saat 19.10’da Silivri Devlet Hastanesi’ne ulaştığında ölmüştü. Ömrünü spor yaparak geçirmiş, düzenli kontrolleri yapılan MİT mensubu Kozinoğlu’nun ölümü ile ilgili soruşturma ise “kalp ve damar hastalığına” bağlanarak kapatılmıştı.
Öyle ki savcılık, 2004’te kalp ve damar hastalığı ile ilgili olmayan “kırık kalp sendromuna” bağlayarak üstünü örtmüştü.
Kısacası, sadece infaz koruma memurları değil; cezaevi yönetimi, ambulans ekibi, hastane ekibi ve tabii en önemlisi FETÖ’cülerin o tarihte baştan aşağıya örgütlendiği savcılık ayağı soruşturulmadan bu cinayet aydınlanmaz. Asıl önemlisi şu: Kaşif Kozinoğlu ne zaman ve neden FETÖ’nün hedefine girdi?
Kaşif Kozinoğlu’nun FETÖ’nün suikastı ile öldürülüp öldürülmediğine ilişkin cevaba ulaştıracak soru bu...
Bunun için eski bir MİT mensubu olan ama sonra CIA ve FETÖ’nün istihbaratçısı haline dönüşen Enver Altaylı’nın ceza aldığı dava dosyasına bakmak yeterli. Enver Altaylı’nın el konulan dijital materyalleri arasında FETÖ elebaşına yazdığı rapor özelliği taşıyan çok sayıda mektup da var. Bunlardan birisi “muhterem efendim” diye başlayan 11.10.2008 tarihli mektup.
Altaylı, FETÖ elebaşına “cemaat üyelerini takip eden” Kozinoğlu’nu şikâyet ederken şu sözlerle onun etkisiz hale getirilmesini istiyor: “Özbekistan’da, Şenkal Atasagun’un Özbekistan görevlisi olarak çalışan Kaşif Kozinoğlu terfi ettirilmiş ve merkezi Taşkent’de bulunan, Orta Asya İstihbaratı’nı koordine etmekle görevli büronun başına getirilmiştir. Okulların kapatılma sürecinde en büyük ihanet payı adı geçen bu şahsa aittir. Kozinoğlu insan olarak baştan aşağı ahlaki zaaflarla dolu, menfi insan tipinin müşahhas bir örneğidir. Atasagun ve ulusalcılardan himaye görür. Son günlerde aldığım bir bilgi üzücü ve ürperticidir. Zâtıalilerinizin taraftarı oldukları iddia ve gerekçesi ile 20 MİT görevlisi son derece sıkı bir takibe alınmışlardır... Zâtıalileriniz ve hizmetler hakkındaki tarafsız görüşleri sebebiyle dikkat çekmişler ve takibe alınmışlardır. Başbakan, müsteşar nezdinde teşebbüste bulunarak Kaşif Kozinoğlu’nun etkisiz hale getirilmesini ve bu 20 görevli hakkındaki izlemenin durdurulmasını temin edebilir.”
FETÖCÜ DİLAVER AZİM’E KOZİNOĞLU’NU DURDURUN YAZISI
Altaylı’nın Kozinoğlu hakkında FETÖ’ye yazdığı not ve mektup bununla sınırlı değil. Yine dava dosyasında yer alan ve USB bellek içinde “Dilaver Azim” ile başlayan 11.02.2009 günü saat 06.54, oluşturma tarihi, 26.03.2009 günü saat:18.56 son değiştirme tarihi görülen word belgede Kaşif Kozinoğlu’nun Ergenekon konusunda istihbarata bilgi verdiğini ve yönlendirme yaptığını, Milli İstihbarat Teşkilatı içerisinde MİT müsteşarı veya müsteşar yardımcısı olmaya çalıştığını, o da olmaz ise operasyon daire başkanı olmak için çaba harcadığından bahsettikten sonra Kaşif Kozinoğlu’nun böyle bir göreve gelmesinin “...Eğer böyle bir şey olursa Allah memleketi, devleti, Fethullah hoca efendiyi, cemaatin önde gelenlerini korusun. Bu bir felaket olur” diyor.
SAHTE İHBARLARLA TELEFONLARI DİNLENDİ
“Özbek Dilaver” olarak bilinen ve FETÖ çatı davasında hapis cezası alan örgüt yöneticilerinden Dilaver Azim’e bu not yazıldığı tarihte, bu kez yine sahte isimle kaleme alınmış bir ihbar mektubu ortaya çıkıyor. Enver Altaylı’nın bu mektubu yazmasıyla birlikte, Zafer Sancak isimli biri tarafından 8 sayfalık bir ihbar mektubu FETÖ’cü savcı Zekeriye Öz’e ulaşıyor.
Firari FETÖ’cü savcı Zekeriya Öz, 26 Mart 2009 günü yani Enver Altaylı’nın Kozinoğlu’nun etkisiz hale getirilmesini istediği tarihli mektubunda adı geçen Kozinoğlu hakkında illegal işlere giriştiğine dair ihbar mektubunu İstanbul Emniyeti Terörle Mücadele Şubesi’ne göndererek FETÖ’cü hâkim Ömer Diken başkanlığındaki 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nden 10 Nisan 2009’da telefonlarının dinlenmesi kararı çıkartıyor.
Dinleme kararının gerekçesinde yok yok: 2006’da Danıştay saldırısı, Cumhuriyet gazetesine el bombası atılması, 2007’de Ümraniye’de el bombalarının bulunması, Binbaşı Fikret Emek’in evinden ele geçin silah ve mühimmat...
Kozinoğlu’nun sabit ve GSM telefonları, 11 Nisan 2009’dan itibaren üç ay dinleniyor; karar 10 Temmuz 2009’da üç ay daha uzatılıyordu. 8 Ekim 2009’de üç ay daha dinlenirken, 9 Aralık 2009’da dördüncü kez dinleme yapılıyor. Ama suç delili bulunamamıştı.
FETÖCÜ YILMAZER VE EKİBİ KUMPASI YARIM BIRAKMAZ
Elbette istihbaratçı Ali Fuat Yılmazer başta, İstanbul Emniyeti’nde TEM ve KOM Şube’deki FETÖ’cü ekip, İstanbul Adliyesi’nde Zekeriya Öz, FETÖ’cü savcı ve hâkimler asla başladığı kumpası yarım bırakamazdı.
14 Şubat 2011’de başlattıkları Odatv operasyonuna Kozinoğlu’nun da adını iliştirdiler. Tıpkı benim ve diğer yargılananlar hakkında olduğu gibi Odatv bilgisayarlarına dışarıdan virüsle yerleştirilen ve bilgisayarın “silinmiş dosyalar” kısmında duran ve hiç açılmamış “Koz.doc” isimli word metin içinde yer alan, “Rusya ve Özbekistan’daki cemaat operasyonları hakkında Kozinoğlu’ndan gelen belgeleri mutlaka değerlendirelim. Kozinoğlu’ndan gelen diğer belgeleri de değerlendirelim” cümlesi üzerinden 10 Mart 2011 tarihinde tutuklandı, 8 ay sonra 12 Kasım 2011 günü, duruşmaya 10 gün kala Silivri Cezaevinde öldürüldü. Sırlarla dolu ölümü ile ilgili dosyası da 10 Nisan 2012’de kapatıldı.

2 gün önce
31










English (US) ·