Meltem FIRATLI/meltem.firatli@hurriyet.com.tr
Oluşturulma Tarihi: Nisan 19, 2026 11:54
Türkiye’nin sayılı prodüktörlerinden Ozan Bayraşa. Perde arkasındaki kahramanlardan. Bir süre önce hikâyesini anlatmak için perdeyi araladı. Ve son çalışmalarıyla bize aslında sesinin de güzel olduğunu gösterdi.
Kariyerine dönüp baktığınızda çok sayıda hit şarkıyla karşılaşıyorsunuz Ozan Bayraşa’nın. ‘Yankı’ ve ‘Aşkın Olayım’ bunun son örneklerinden... Başarılı prodüktörün sesi de çok güzel bu arada. Bunu da yeni projeleriyle keşfettik. Son olarak Sezen Aksu’nun ‘Yanmışım Ben’ ve Hande Yener’in ‘Romeo’sunu yeni şarkısıyla harmanladı ve ortaya ‘Kimi Seviyorsun’ çıktı. Bayraşa’yla buluştuk, 22 yılı aşan müzik yolculuğunu konuştuk.
Bir prodüktör şarkıya ne katar?
Şarkı iyiyse, bestesi ve sözü güçlüyse çok şey katmasına gerek yok aslında. İnsanların da istediği zaten o özü. Sonrasında işin makyaj tarafı başlıyor. Prodüktör bir şarkının tarzını, ruh halini, hangi kitleye hitap edeceğini belirler. Arabesk bir şarkıyı klasik aranje mantığında canlı enstrümanlarla çalarsanız eski arabesk şarkılar gibi olur. Modernize ederseniz global sound’a yaklaştırırsınız ve insanlar o şarkıya arabesk demeyi bırakır.
Meslekte kaçıncı yılınızı doldurdunuz?
22 yıl oldu. İlk Işın Karaca ve Kayahan’la çalıştım. Ama ilk 8 yıl 3-4 şarkı yapabildim. Piyasaya girmek çok kolay değil. Yırtık olmak, kendini pazarlamak gerekiyor. Benim öyle yapım yok.
İlk hit şarkınızı ne zaman yaptınız?
2008’de yaptım ama uzun süre o şarkıyı yaptığımdan bahsetmedim. Tuğba Ekinci’nin ‘Condom’ şarkısını düzenledim. O işten biraz medet umdum; “Aa, şarkı da patladı, bana iş getirir” dedim ama hiç öyle olmadı. Kariyerimde ilerleme olmayınca ben de para kazanmak için öğretmenlik yapmaya başladım.
Öğretmenlik yaparken kariyerinizde bir kırılma noktası yaşıyorsunuz, değil mi?
Berklee Müzik Okulu, Türkiye’de sınav açtı. O sınavı burslu kazanan üç kişiden biriydim. ABD’de doğduğum için Amerika vatandaşıyım ve bir gün oraya gitmek hep hayalimdi. Hazırlıklar başladı, Boston’da ev bakılıyor... Derken gitar hocam Erdem Sökmen beni aradı ve şöyle dedi: “Ozan, Sezen (Aksu) aradı beni. Aranjörü Mustafa Ceceli albüm yapmış, yuvadan uçmuş, gitmiş. Kendisine beste yaparken eşlik edecek, gitar da çalabilen aranjör arıyor.”
Çok zor bir karar...
Aynen öyle. Babam o dönem bana şunu sordu: “Aranjör olmak istiyorsun ve Türkçe pop müzik yapmak istiyorsun, değil mi?” Babamın bu sorusu kalma kararı vermemde etkili oldu.
Babanızdan bahsetmişken geriye dönelim, çocukluğunuza...
Babam (Müfit Bayraşa) 1976’da devlet bursuyla Washington’a yüksek lisans ve doktora yapmaya gidiyor. Abimle (Emre Can Bayraşa) ben orada doğuyoruz. Sonra ailece İzmir’e taşınıyoruz. Babam İzmir Devlet Konservatuvarı’nda opera ve şan hocası olarak çalışmaya başlıyor. Annem de (Kadriye Bayraşa) İzmir Amerikan Koleji’nde müzik öğretmeni.
Evde nasıl müzikler çalıyordu?
Soft caz, klasik caz, klasik müzik... Müzikalleri hatırlıyorum, bir de Frank Sinatra ve Queen’i dinlediğimizi. Anne ve babam 7 yaşındayken bana piyano dersi aldırmak istediler ama başarılı olamadılar. Klasik müziği pek sevemedim. Daha doğrusu klasik müziğin klasik dönemini... Ders zamanı geldiğinde kaçar, sokakta top oynardım. Hocam da beni kulağımdan çeke çeke eve götürürdü. Sonra 10-11 yaşlarında Michael Jackson’la birlikte dans ve bale merakım başladı. Orada da babam durdurdu beni: “Tamam, dansı, baleyi seviyorsun. Ama 35 yaşında dans kariyerin bitecek. Sonrasında koreograf olmak istiyor musun?” Oyunculuğa merak sarmıştım bir ara da. Okulun tiyatrolarında rol aldım. TRT’deki bir dizide 13 bölüm bakkal çırağını oynadım.
Müzik tekrar hayatınıza nasıl girdi?
Müzik yapmak istemiyorum diyorum ama kaçamıyorum. Hafta sonu babam şan dersi veriyor. Müzik sesine uyanıyorum. Sonra annemin öğrencileri geliyor... Bu arada bir de çizimle ilgilendim. Ne çiziyorsun dersen araba, far... O dönem hayalim İTÜ’de endüstri tasarımı okumaktı ama okul puanım düşük olduğu için konservatuvar yetenek sınavına girdim ve kazandım.
Bıraktığımız yere dönelim... Sezen Aksu’nun stüdyosuna ilk gittiğiniz günü hatırlıyor musunuz?
Benim için inanılmaz heyecanlı ve stresli bir gündü. Stüdyoya girdim. İçeride Aykut Gürel ve Sezen Aksu var. Murat Bulut bilgisayarın başında. ‘Vay’ parçası üzerinde çalışıyorlardı. Sessizce bir köşeye oturdum. 10-15 dakika sonra “Kayda gir, parçayı çal” dediler. Benim elim, ayağım titriyor. Yarım yamalak çalabildim. Sonra Stüdyo Lonca kurulduğunda ben de tam anlamıyla ekibe girmiş oldum. Hatta 1,5 sene stüdyoda yaşadım diyebilirim.
Günümüzde müziğin geldiği yeri nasıl görüyorsunuz?
Trendler hiç bu kadar önemli olmamıştı. Afro house diye bir tür çıkıyor, bütün DJ’ler afro house yapıyor. Günümüzün bende yarattığı en büyük sıkıntı bu. İkincisi, insanlar eskisi gibi iyi şarkı söyleyene merak duymuyor. Amma velakin hiçbir zaman ortalık güllük gülistanlık değildi. Simge’yle ‘Yankı’yı yaptığım döneme baktığımda şunu gördüm; iyi bir şey yaparsan patlıyor. Bunu görünce de oraya tutundum.

Simge’yi biraz konuşalım mı?
Çok yetenekli, iyi hit koklayan bir şarkıcı. En büyük artısı iyi melodiyi algılaması. Müzikal zevki çok iyi. Mesela arabada gidiyoruz, biri müzik açsın. O kişinin benim hoşuma gidecek bir şeyi yakalaması zordur. Simge’yle o noktada iyi anlaştık. O müziğin Doğu tarafında, ben Batı’sındayım. Onno Tunç ve Sezen Aksu örneğinde olduğu gibi.
Son dönemde prodüktörlükten yorumculuğa da geçtiniz. Neden?
Bugüne kadar kapalı kapılar ardındaydım. Sosyal medyada da hayatımı paylaşmayı sevmiyorum. Onun yerine bunları şarkılara koyarak kendimi bu şekilde anlatmak istedim. Şarkı söylemeyi de seviyorum.
İleride konser verir misiniz?
Murat Boz’a, Tarkan’a bakıyorsunuz, onlar sahnenin insanı. Yaşıyorlar orayı. Ben elimi nereye koyacağımı bilmiyorum. Şöyle mi durayım, böyle mi durayım!
Son çalışmanız ‘Kimi Seviyorsun’ nasıl ortaya çıktı?
Seneler önce bir demo yapmıştım, duruyordu. Önce şarkının nakaratına ‘Romeo’yu koydum ama bir türlü oraya gönderme yapamıyorum. 4 ay geçti.. Sonunda o haliyle Sezen Aksu’ya dinlettim. O şarkı mı, bu şarkı mı derken üçüncüde “Yanmışım ben, sönmüşüm ben”i dene bakalım dedi. Duyar duymaz eve bir koşuşum var. Anında makasladım, cuk diye oturdu.
Klibiyle de bizzat ilgileniyorsunuz. Kontrolcü biri misiniz?
Control freak’in (aşırı kontrollü) tanımıyım (gülüyor). Ayrıca overthink (aşırı düşünme)... Ama bu huylarım müzikte işime yarıyor. Tabii hayatı biraz zorlaştırabiliyorum bir yandan da. Mesela bir arkadaşım eve gelirken kahveciden arayıp ne istediğimi sorduğu anda upuzun bir liste atıyorum.
‘Küs olduğumuz dönem, psikolojime hiç yaramadı’
Simge’yle ayrıldınız ama dost kalmayı başardınız...
Küslük daha kötü geliyor. Simge’yle, evet konuşmadığımız, küs olduğumuz bir dönem var ama psikolojime hiç yaramadı ki. Daha kötüydü her şey. Onunla konuşmuyor olmak, arkadaşlık da yapamamak daha kötü. Öfkeyi kendi içinde yaşıyorsun çünkü. İkincisi, aramızdaki problemlerden daha değerli bir şey vardı ortada ve etkilenmemeliydi. Müzik üretmeye devam ediyoruz.

4 saat önce
46









English (US) ·