Namazın hakkını verelim

1 saat önce 23

Hz. Peygamber (SAV) bir güz mevsiminde dışarı çıkmıştı. Ağaçlardan yapraklar dökülüyordu. Peygamberimiz, yanındaki arkadaşına şöyle buyurdu: "Ebu Zerr! Şüphesiz ki, Müslüman bir kul sırf Allah rızası için ihlasla namaz kılarsa, onun bütün günahları şu yaprakların ağaçtan döküldüğü gibi dökülür..."
Her birimiz hayatımızda bir defa da olsa namaz kılmışızdır. İbadete en uzak olanımız bile, bir bayram namazı, bir cenaze namazı kılmıştır. İnanıyorum ki, hayatında bir kez namaz kılmış olana, "Nasıldı o namazın?" diye sorduğunuzda "Kuş gibi hafifledim. Sıkıntılarımı öteledim" cevabını almışsınızdır.
Bu doğrudur. Çünkü namaz ibadetinde, diğer ibadetlerde olmayan bir şey var. Allah'la konuşmak, O'na hitap etmek, O'na derdini açmak, O'nun huzuruna çıkmak ve huzuruna kabul edilmek var. Onun içindir ki; kul ile Allah arasındaki en yakın an secde anıdır. Denilir ki kişi secdedeyken "Allah'ım!" dediğinde yüce Yaratıcı, "Söyle kulum! İşte Rabbin seni dinliyor. Sen söyle ben yapayım" buyururmuş. Ne müthiş bir kabul, ne müthiş bir sevgi, ne müthiş bir rahmet.

EZAN, İMAN TAZELEMESİDİR
Namaz ibadetine manevi bir boyuttan bakalım istedim bugün. Namaz vaktin girmesiyle başlar. Vaktin gelmesi "ezan"la anlaşılıyor. Aslında ezan, sadece namaz vaktinin girmesi demek değildir. Aynı anda günlük bir iman tazelemesidir. Ruhlar âleminde "elestu bezmi"nde yapılmış bir biat vardı. Kullar Rabb'e teslim olmuştu. Ezan bunun dünyevi ve günlük deklarasyonudur. Ne diyor hocamız ezanda:
Allahuekber Allahuekber: En büyük ve yüce olan sadece Allah'tır. Allah'tan gayrısına eğilmem.
Eşhedu en la ilahe illallah: Şehadet ediyorum ki Allah'tan başka ilah yoktur. Sadece O'na kulluk edilir.
Eşhedu enne Muhamme'den Resulullah: Tanıklık ederim ki Muhammed, Allah'ın Peygamberi'dir. Vahiy alan örnek insandır. Son Peygamber'dir.
Hayye ales salah: Haydi sizi diriltecek namaza koşun.

Hayye ale'l felah: Haydi kurtuluşa koşunuz. Sizi insana kul edecek bağlardan kurtulup Rabb'e sığının.
Allahuekber Allahuekber: En yüce olan Allah'tır.
La ilahe illallah: Ondan başka ilah yoktur.
Bu çağrıyı duyan Müslüman vücudundaki necasetleri varsa atar, temizler ve sonra manen hazır hâle gelebilmek için abdeste başlar. (Maide 5-6).
Önce suyu avucuna alıp bakar. Temiz değilse "Abdeste uygun değildir" diye terk eder. Temiz görünüyor olsa da, burnuna doğru götürüp koklar. Kullanılmaya müsait mi diye! Çünkü biraz sonra onu ağzına alacak. Önce suyu test eder. Sonra yüzünü yıkar. Kollarını yıkar, başını mesheder ve ayaklarını topuklarıyla beraber yıkar. Temizlikte sol elini kullanır.
Halk arasında "yüzü yıkanmış" derler ya, temiz ve duru insan anlamında. İşte yüzünü öylece yıkar. Sadece yıkanmak değil burada aranan, "Yüzünü kirden, acımasızlıktan arındırıp öyle gel" demektir yüzü yıkamak.

YARADAN'IN HUZURUNDASIN
Sonra en temiz elbisesini giyinip kıbleye yönelir. Kıble her ne kadar Kâbe yönüyse de, doğru yolun, eğri olmayan bir hayatın da sembolik yönüdür aynı zamanda. İnsana şunu anlatıyor kıbleye yönelmek: Buraya Allah için gel. Bütün nefsani şehvetlerden, yanlış düşüncelerden, gösterişten sıyrıl. Çünkü, sen şu an, senin içinden geçeni bilenin huzurundasın. .
Niyetini yapacak mümin, kalbini bütün gereksiz mücadelelerden, nefretten, düşmanlıktan arındırarak "Ya Rabbi senin için divana durdum. Rızam sensin. Kabul et bu yönelişimi" der. Niyette esas olan "Masiva"dan, yani Allah'tan gayrısından uzak olmaktır.
Sonra "Allahuekber" diyerek tekbir alır. Çünkü namaz "En yüce sensin" denilerek yüce Allah'a kulluğun ilanıyla başlar ve sağ ile sol omuzlardaki meleklere selamla sona erer. Namazda meleklere selam verenlerin, namazın dışındaki insanlarla selamlaşmaması namazın ruhuna yakışır mı?

İLAHİ BİR SÖZLEŞME
Euzu besmele ile başlanan, Sübhaneke, Fatiha ve bilinen bir sure veya ayetlerle devam eden bu kıraat ve ayakta duruş, aslında dil ve kalbin tamamen saf bir hâle gelip bir sonraki rükû ve secdeye hazırlanmasıdır. Huzurdasın. Dilinde kitabın ayetleri var. Düzelmeye geldin. Ya biraz sonra aynı günaha döneceksen yakışır mı bu! Kuran'dan her ayeti okurken bu iç muhasebesini yapmak lazım. Onun için de okuduğumuz ayetlerin anlamını bilmemiz son derece önemlidir.
Gücü yeten, namaz esnasında ayakta durur. Gücü yetmeyen oturur, buna da gücü yetmeyen uzandığı yerden namaz kılar. Ama mutlaka kılar. Fakat şu ayakta duruş, yani kıyam az mı önemli! Şartları zorla ve ayakta dur! Omurgalı ol. Hayat seni bükmeden ayakta duramayacak yaşa gelmeden sen namaza başla ki, ayakta karşıla Rabb'inin çağrısını...
Sonra rükû ve secde. Aslında rükû, yarım secde sayılır. Sanki biraz sonraki secdeye varmak için ön bir eğilmeye varıp, Allah'ı anarak "Ya Rabbi! Birazdan senin için eğileceğim. Sadece senin için. Lütfet kabul buyur huzura. Kabul et ki eğilebileyim" denir. Aslında namazın bütün kademelerinde bu manevi dokunuşlar var.
Onun için namaz, ibadetlerin beyni ve kalbi sayılmıştır. O bir anlamda hem hac, hem oruç, hem zikir, hem Kuran okuyuşu hem de zekâtı içinde barındıran bir ilahi sözleşmedir. Kul ile Yaradan arasında.

***

MATURİDİ İLE EŞARİ NE DİYOR?

Akıl ve Allah'ı bilme sorumluluğu (Marifetullah) Maturidi: Kendisine hiçbir peygamber veya dini tebliğ ulaşmamış bir kişi bile akıl yoluyla Allah'ı bulmak ve O'na inanmakla yükümlüdür.
Eşari: Akıl, Allah'ı bulabilecek güçte olsa bile, dini bir tebliğ (peygamber) ulaşmadığı sürece aklen bir sorumluluk yoktur. Sorumluluk ancak vahiyle başlar.
Cüzi irade ve kulun rolü Maturidi: Kul, kendi fiillerini seçme gücüne (cüzi iradeye) sahiptir ve bu iradeyi kulun kendisi oluşturur. Kul iradesini yönlendirir, Allah da eylemi yaratır.
Eşari: Cüzi irade müstakil değildir, onu da Allah yaratır. Kulun buradaki rolü "kesb" (kazanma) olarak adlandırılır.
Peygamberlerin cinsiyeti Maturidi: Peygamberlik ağır bir sorumluluk ve toplumsal bir görev olduğu için peygamberler sadece erkeklerden seçilir. Kadından peygamber olmaz.
Eşari: Peygamberlik için erkek olma şartı yoktur. Hz. Meryem veya Hz. Asiye gibi kadınların da peygamber olabileceğini savunurlar.
Dinden çıkanın (mürted) tekrar dönmesi durumu Maturidi: Müslüman iken dinden çıkan birisi sonradan tekrar İslam'a dönse bile eskiden yaptığı ibadetlerin sevapları geri gelmez. Sıfırdan başlamış gibi muamele görür.
Eşari: Kişi tekrar Müslüman olduğunda, dinden çıkmadan önce yaptığı eski salih amelleri ve ibadetleri aynen geri döner.

Habere git