Ödüllü teorik fizikçi Prof. Dr. Dereli’yle evrenin sırlarına yolculuk

8 saat önce 39

1- Koç Üniversitesi’nin Karadeniz kıyılarına bakan kampusundayız. Öğretim yılının sona ermesiyle öğrenciler rahat etmiş. Biz de bilim alanında minik bir yolculuk yapalım diye ülkemizin değerli bilim insanlarından Prof. Dr. Tekin Dereli’nin sınıfının kapısını çaldık…  Dereli, 60 yıldan uzun zamandır yer çekiminden kara deliklere, kuantum mekaniğinden antimaddeye fiziğin en çetin problemleri üzerinde çalışan, yüzlerce makalesi olan, bir o kadar öğrenci yetiştirmiş, TÜBİTAK Bilim Ödülü ve Sedat Semavi Fen Bilimleri Ödülü sahibi bir isim… Zor sorulardan önce eski albümleri açıyoruz. Sohbetimiz büyük patlamayla değil, Cumhuriyet’in ilk yıllarındaki eğitim atılımlarıyla başlıyor.

Ödüllü teorik fizikçi Prof. Dr. Dereli’yle evrenin sırlarına yolculuk

Sene 1920’ler… Esnaf bir babanın oğlu olan babası Hamit Dereli memleketi Isparta’dan çıkıp kendi imkânlarıyla İstanbul’a geliyor ve iki yıllık öğretmen okulunu bitiriyor. Ardından devlet bursuyla İngiltere’deki Kings College’de İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü’nden Shakespeare uzmanı olarak mezun oluyor. Türkiye’ye dönüp Atatürk’ün 1935’te kurduğu Dil, Tarih, Coğrafya Fakültesi’nin ilk hocalarından oluyor. Öğrencileri arasında Halil İnalcık, Tahsin Özgüç gibi isimler var. Kendi gibi Ispartalı, memleketinden okumak için çıkmış Nilüfer Hanım ile evleniyor. Tekin Dereli, çiftin üç çocuğundan en küçüğü olarak 1949 yılında dünyaya geliyor. Çocukluğu Dil, Tarif Coğrafya Fakültesi koridorlarında, dekan babasının arkadaşları profesörlerle bilimsel sohbetlerle geçiyor.

2- BİLİM İNSANLARININ GÖZLERİ FARKLI PARLAR

Dereli, ilkokul ve ortaokulu Namık Kemal Okulu’nda bitiriyor. Mezun olduğu 1964’te Ankara Fen Lisesi açılıyor. Sınavını çok iyi dereceyle kazanarak ‘6 numara’yla okulun ilk öğrencilerinden oluyor. Amerika’da eğitilmiş öğretmenlerle  ‘hedef odaklı’ bilimsel bir tedrisattan geçiyor. Üniversite eğitimi için tek tercih yapıyor: ODTÜ Fizik Bölümü. Neden fizik? Dereli, kanıtla yanıtlıyor: “Doktoram sırasında elime lisenin birinci senesinden kalma eski bir ses kaydı geçti. Bana, ‘Ne olacaksın?’ diye soruyorlar. Cevabım: ‘Teorik fizikçi!  Hep meraklı, araştıran bir çocuktum. Bilim insanları genelde biraz değişik karakterde insanlardır. Ben de şimdi öğrencilerimin gözlerine bakınca kimin gözleri farklı parlıyor anlarım. Fiziği ben seçmedim, fizik beni seçti.”Ödüllü teorik fizikçi Prof. Dr. Dereli’yle evrenin sırlarına yolculuk
SENE1972 - Gençlik Parkı içindeki nikâh salonu

Prof. Tekin Dereli, ODTÜ’den sınıf arkadaşı ve meslektaşı Prof. Gülay Dereli ile evli. Öğrencilik yıllarında başlayan arkadaşlıklarını 20 yaşında evliliğe dönüştürmüşler. Tüm akademik kariyerlerinde birbirlerine destek olarak beraber ilerlemişler. İki yetişkin çocukları var. Gülay Dereli yeni malzemelerin fiziksel niteliklerinin bilgisayar simülasyonlarıyla incelendiği bir ‘Nanoteknoloji Araştırma Laboratuvarı’nı kurup yönetmiş.

Ödüllü teorik fizikçi Prof. Dr. Dereli’yle evrenin sırlarına yolculukSENE 1969 - ODTÜ’de Erdal İnönü’nün Bilim Tarihi dersinde

UÇAN ARABALAR NEDEN YOK

Uçan arabalar neden hâlâ yok?” Dereli, “California’da şoförsüz taksiler çalışıyor. İstanbul şoförü gibi atraksiyon bile yapabiliyorlar (gülüyor)” diyor: “Uçan taksi şu an olabilir; 100 kilo yük kaldıracak sivil dronlar ekonomik getirisi olsa hemen yapılır. ‘Geleceğe Dönüş’ filmindeki kendini temizleyen elbiseler, dokunmadan bağlanan ayakkabılar... Teknolojik olarak mümkünler.” Önümüzdeki yılların ‘in’ konuları: ‘Genel rölativite’ konusu son 10 yılda üç Nobel Fizik Ödülü aldı; 2015’te gravitasyon dalgalarının gözlemlenmesi, 2017’de genleşen evren modelleri, 2020’de kara deliklerin fiziksel özelliklerinin anlaşılması. Bu konuların öne çıkması beklenmeli.”

Ödüllü teorik fizikçi Prof. Dr. Dereli’yle evrenin sırlarına yolculuk

ÇİN AYIN ARKA YÜZÜNDE NE YAPIYOR

Dünyada bilimin merkezleri nereler? Dereli: “20. yüzyılda rölativite ve kuantum mekaniğinin ilk keşfedildiği yer Batı Avrupa. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra bilimin merkezi Amerika’ya kaydı. Rusya da fizik ve matematik konularında hâlâ güçlüdür, çünkü kökeni 18. yüzyıla dayanan sağlam eğitim kurumları var. Geçen bahar Artemis-2 misyonu ile üç astronot ayın çevresinde dönüp geri geldi. Bir dahakine ayın doğrudan iletişim kurulamayan, güneş ışığı almayan arka yüzüne inecekler. Hedef kalıcı bir uzay istasyonu kurup Mars’a gidebilmek. Çinliler ise buraya üç sene öncesinde uydular yolladı bile! Dünyadan ayın arka yüzü ile doğrudan iletişim kurabiliyorlar.”

3- FİZİKÇİLER ESKİDEN ZOR İŞ BULURDU

Üniversitede Feza Gürsey, Erdal İnönü, Cahit Arf, Tosun Terzioğu gibi isimlerin öğrencisi oluyor. Okulu dereceyle bitirince doğrudan doktoraya başlıyor: “O zamanlar fizikçilerin şikâyeti zor iş bulmak ve evlenirken ne iş yaptıklarını anlatamamaktı; ‘Biz de mühendis sayılalım’ diye kampanyalar yapılırdı (gülüyor.) Doktoramın son senesinde tezimi yazmak üzere Feza (Gürsey) Bey’in yanına Yale Üniversitesi’ne gittim. Orada benim gibi kafası farklı çalışan fizikçilerle tanışınca ‘Yerim akademi!’ dedim.” Dereli, teorik fizik alanına yöneldi. 1973’ten itibaren uzun yıllar ODTÜ’de ve Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi’nde fizik ve matematik bölümlerinde çalıştı. 2001’de Koç Üniversitesi Fizik Bölümü’ne davet edildi. Koç Üniversitesi’nde 2021’den bu yana emeritus profesör.

KEŞFİN GÜNDELİK HAYATA GELMESİ 100 YIL SÜREBİLİYOR

Teorik fiziğin teorisinden ayrılıp gündelik yaşama gelelim… Bütün bu buluşlar ne işe yarar? Antimadde bulunsa ne olur? Hoca espriyle, “Galilei bulsaydı ne olacağını görmek için Pisa Kulesi’nden aşağı atardı!” diyor: “Antimadde biriktirilip madde ile buluşturulursa yeni bir enerji kaynağı sağlayabilir. Teorik fizikte yeni fikirlerin anlaşılıp uygulamaya geçmesi uzun yıllar alan bir süreç. 21. yüzyılda keşfedilmiş teorilerle akıllı telefonları kullanabiliyoruz; LCD ekranların iletken sıvı kristalleri, uyduya gidip gelen sinyallerin işlenmesi, bilginin şifrelenmesi vb… Tüm teknolojik ve fiziksel özelliklerini anlatabilmek için iki dönem ders lazım.”

BİZ DÖNMESEK ÖĞRENCİLERİ KİM YETİŞTİRECEK

Türkiye’de bilime ilgi nasıl? Hoca: “Gençlerimiz çok ilgili ama yetenekli hocaları ve öğrencileri Nobel için Amerika ve Çin ile yarışacakları bir sistem içerisinde burada buluşturmak gerek. Kaynak ayrılmalı. Yurtdışında bir çarkın içinde yer alıyorsun.” Dereliler, 1981’de Türkiye’ye döndü. Sebebi: “Biz idealist bir kurucu kuşak tarafından yetiştirildik. Eşim de fizikçi. Viyana Üniversitesi’nde, Cambridge Üniversitesi’nde dersler, seminerler verdim. Yurtdışında kalabilirdik ama o zaman Türkiye’de gençleri kim yetiştirecekti?”

Ödüllü teorik fizikçi Prof. Dr. Dereli’yle evrenin sırlarına yolculuk

4- YA EVREN ÇOK BOYUTLU OLSAYDI

Peki ne yapar bir kuantum fizikçisi? Kolay sorunun zor cevabı: “Evreni anlamak için model kurar ve bu modelin deney ve gözlemlerle uyuşup uyuşmadığını anlamaya çalışır. Örneğin; evrensel Newton Yasası’na göre iki kütle uzaktan birbirlerini çekerler. Peki ama neden? Bunun anlaşılması için Einstein’ın genel rölativite teorisi devreye girer. Bir kütlenin varlığı dört boyutlu uzay-zamanı eğer. Diğer kütle bu eğriliğin etkisini ‘çekim kuvveti’ olarak görür; yani yer çekimi, uzay-zamanın eğriliğinin sonucudur. Şu an gravitasyonu, elektromanyetizma ve diğer çekirdek-altı kuvvetlerle aynı çatı altında açıklayacak bir teori kurmaya çalışıyoruz.” Basit açıklaması; evren nedir, neden oluşuyor, nasıl var oluyor? Eğer uzayımız üç boyutlu değil daha çok boyutlu ise neler olurdu?

5- ANTİMADDE NEREDE

Dereli, “Anti maddeden bahseden henüz pek az” diye devam ediyor: “Elektron varsa pozitron adını verdiğimiz anti-elektron da vardır. Proton varsa antiprotonu vardır. Nötronun antinötronu vardır. Elektron eksi, pozitron artı işaretli elektrik yüklüdürler; karşılaştıklarında birbirlerini yok ederek enerjiye dönüşürler. Soru şu; kurama göre evrenin başlangıcında madde kadar antimadde de var olmalıydı ama bugün gördüğümüz evren neredeyse tamamen maddeden oluşuyor. Antimadde nereye gitti? Şimdi niye yok? Bu, henüz kesin yanıtlayamadığımız büyük bir soru. CERN’deki bazı deneylerde antihidrojen atomları üretilebiliyor. Sayıca pek azlar ancak asıl büyük mesele onları hidrojen atomlarından uzak tutabilmek.”

Habere git