ŞİDDET İÇERİKLİ OYUNLAR VE SOSYAL MEDYADA GÖRÜNÜR OLMA ARZUSU Önce
19 yaşındaki Semih Çelik, İstanbul Fatih’te surların üzerinde, hayatının baharındaki iki genç kadını hunharca katletti. Ondan 2-3 ay önce 18 yaşındaki Arda K., Eskişehir’de, Nazi sembollü yelek ve miğferi, elinde bıçakla cami basıp, önüne geleni yaraladı ve bu anları sosyal medyasından canlı yayınladı.
TEHLİKELİ EĞİLİM: INCELLİK
Her ikisinin de kadınlar başta insan ve hayvan nefreti ile beslenen Incel gruplarla yazışmaları ve savaş oyunları ile internet bağımlısı oldukları ortaya çıkmıştı. Şanlıurfa ve Kahramanmaraş saldırganlarının motivasyonu ve tipolojileri de hemen hemen aynı; örnek aldıkları adres ise Amerika.
Peki Amerika’da bir “salgın” gibi yayılan okul saldırıları bize kadar nasıl sıçradı?
Ekonomik zorluklar, sosyal medyanın da etkisiyle ‘görünür’ olma arzusu, bilgisayar oyunları, dizi ve filmlerle zorbalığın yayılması, kutsallaştırılması, algoritmaların insafına bırakılmış yaşamlar... Uzman görüşlerinin çoğu aynı.
AMERİKA’DA HER 2 KİŞİDEN BİRİ SİLAHLI
350 milyona yakın nüfuslu Amerika’da her 3 yetişkinden birinin en az 1 silahı var. Ancak Türkiye’deki “silah sevdası” da ABD ile yarışır. Umut Vakfı’nın verilerine göre; Türkiye’de 2023 yılı itibariyle yaklaşık 4 milyonu ruhsatlı, 30 milyonu ruhsatsız silah bulunmakta. İçişleri Bakanlığı’nın 2025 yılı operasyonlarında ele geçirdiği ruhsatsız silah sayısı ise 110 bin 104.
SİLAHA ERİŞİM KOLAYLIĞI SONUÇLARI AĞIRLAŞTIRIYOR
Son yıllarda silahın psikolojik ve sosyolojik anlamlar taşıyan çok katmanlı bir olgu haline geldiğine dikkat çekiyor Adli Bilimler Uzmanı Prof. Dr. Aylin Yalçın Sarıbey diyor ki: “Filmler, video oyunları, internet ve sosyal medya aracılığıyla silahın estetik bir unsur gibi sunulması; ‘en’ başarılı, adaletli, güçlü karakterlerin silah kullanmaları gençlerin risk algısını köreltmekte, yanı sıra iletişim yerine fiziksel güç ve silahı merkeze koymalarına neden olmakta. Ateşli silahlara erişimin kolay olması da sonuçları ağırlaştırmakta. Dolayısıyla ateşli silahlara erişimi sınırlayabilmek için denetim ve takiplerin arttırılması, ceza muafiyeti ve teşvik edici sistemlerle var olan silahların dolaşımdan çıkartılması, ruhsatsız silah taşıma cezasının ertelemeye tabi olmayacak şekilde ağırlaştırılması, ruhsatlı silah sahiplerinin de her türlü önlemi almaları zorunlu tutulmalıdır. Risk grubunda olan çocukların tespiti, takibi ve psikososyal anlamda desteklenmeleri de büyük önem taşımaktadır.” 
HER GÜNE BİR OKUL BASKINI
Statista.com verilerine göre, Amerika’da ilk-orta öğretim kurumlarında ateşli silahla işlenen olaylar, 1999-2017 yılları arasında düz bir çizgide, yıl içinde ortalama 25-60 olayla sınırlı. Ancak bu sayı 2017’de bir anda iki katına çıkıyor ve 119’a fırlıyor. 2023’te ise zirveyi görerek, 350’ye çıkıyor. 2024’te de durum benzer: 332 okul baskını. Yani neredeyse her güne bir okul baskını düşüyor!
AİLELER DE CEZA ALIYOR
Bu hızlı artışla beraber çoğu eyalette kanunlar değiştiriliyor, sadece zanlılara değil ailelerine de ceza verilmeye başlanıyor.
16 yaşındaki oğullarına erken Noel hediyesi silah alan ve o silahla okul basarak, 4 öğrenciyi öldüren Ethan Crumbley’in anne ve babası, bu eylemlerinden dolayı hüküm giyen ilk ebeveynler... James ve Jennifer Crumbly, “kasıtsız adam öldürme” suçundan 15 yıl hapis cezasına çarptırılıyorlar. Belki bunun da etkisiyle 2025’teki okul baskını sayısı 116’ya düşüyor.BİR SORU BİR CEVAP
TÜRK CEZA KANUNU NE DİYOR
Hukukçu, Mustafa Zafer, Adalet Bakanlığı’nın 2025 yılı verilerine göre, 86 bin 424 çocuk hakkında, 185 bin 593 suçtan, 81 bin 339 dosyada kamu davası açıldığını belirterek, “Bu, Cumhuriyet tarihinin zirvesi” diyor, şöyle devam ediyor: “Bir yandan da boşanmalar artmakta. Sadece geçtiğimiz yıl 202 bin çift boşandı, 190 bin çocuğun velayeti ya anne ya da babaya verildi. Verileri birleştirince çocukların ebeveyn kontrolü, ilgisinden giderek uzaklaştığı, gerçek hayat ve sosyal medyada yalnız bırakıldığı, dolayısıyla da daha kolay suça sürüklendiği gayet öngörülebilir. TCK’nın 20. maddesine göre ‘ceza sorumluluğu şahsidir.’ Yani kan bağınız da olsa kişi, eylemlerinden kendi sorumludur. Ama Anayasamızın 41/1 maddesi, ‘aile toplumun temelidir; çocukları yetiştirmek, gözetmek, kollamak ailelerin de sorumluluğudur’ demektedir. Türk Medeni Kanunu’nun 369. maddesine göre de ‘aile ya da ev başkanı, ev halkından olan küçüğün, kısıtlının veya akıl hastalığı/zayıflığı bulunanların verdiği zararlardan sorumludur.’ Dolayısıyla çocuğun işlediği suçtan anne-babanın ceza almasının yolu ancak mevcut ceza kanunumuzda yapılacak değişiklik ile mümkün olabilecektir.

4 gün önce
30










English (US) ·