Okullar film setine döndü

1 hafta önce 33

‘NASIL OLSA CEZA ALMAM’ ALGISI ÇOK YAYGIN

Çektikleri videolarla milyonlarca takipçiye ulaşan öğretmenler, geçtiğimiz yıl sonunda Millî Eğitim Bakanlığı’nın incelemesine takılmış, velilerden CİMER ve MEBİM’e yağan sayısız şikâyet üzerine bakanlık, 81 ildeki müdürlüklerden acil yazıyla “fenomen öğretmenler” listesini istemişti.

Mevzuata aykırı davrandığı tespit edilen öğretmenler hakkında disiplin süreci yürütülmesi, özellikle de bu işten ekstra gelir sağladığı tespit edilen öğretmenler hakkında ise memuriyetten ihraca varan cezalar uygulanması gündeme gelmişti.

Akabinde birçok fenomen öğretmen sayfasını kapattı. Ama bazıları hala aktif. Her gün bir başka fenomen öğretmenin saçma videosu düşüyor önüme. Bunun sebebi algoritmalar olabilir mi?

Okullar film setine döndü

YENİ HEDEF FENOMEN OLMAK

“Hayır” diyor Doç. Dr. Yusuf Kızıltaş, ekliyor: “Bu kesinlikle algoritmayla ilgili değil. Fenomen öğretmenlik son yıllarda gerçekten de arttı. Tablo sandığınızdan vahim. Yeni atanan öğretmenler arasında bir klişe vardır, ‘mesleğimi icra etmeye hazırım’ gibisine, ‘Atandım, ev tuttum, araba aldım’ denir. Şimdi buna bir 4.cü eklendi; sosyal medya hesabı açıp, çocukları kullanarak hesabı büyütmek. Atanan öğretmenlerin önemli bir kısmı fenomen olmak istiyor. Bunu bir öne çıkma aracı olarak görüyorlar. ‘Nasıl olsa ceza almam’ düşüncesi çok yaygın. Nitekim bakanlık okullara yazılı uyarı gönderiyor ama bu, kalıcı bir denetime dönüşmediği ve ortada da ciddi bir ceza, emsal bir yaptırım olmadığı için ‘Bir şey olmaz’ algısı giderek güçleniyor.

SİSTEM DE TEŞVİK EDİYOR 

Kızıltaş’a göre bu paylaşımların sadece bireysel bir heves olmaktan çıkıp, sistem içinde teşvik edilen bir görünürlük yarışına dönüşmesi de sorunun önemli bir parçası: “Bu sorunun bu kadar zirve yapmasının en büyük nedenlerinden biri okul müdürlerinin teşvik etmesidir. Onların üzerinde de il- ilçe milli eğitim yöneticileri, bürokratlar var. Yani sistem teşvik ediyor. Çünkü toplum ve öğretmenler arasında daha görünür olan öğretmenlerin daha iyi, daha başarılı, daha ilgili olduğuna dair yanlış bir algı var. Dolayısıyla öğretmen ve sistemin ne kadar iyi olduğu bu şekilde ispatlanmaya çalışılıyor. Yani tedbir alması, denetim yapması gerekenler de aynısını yapıyor.”

BU İŞİ KAZANÇ KAPISINA ÇEVİRENLER VAR

Fenomen öğretmenlik tartışmasının bir diğer boyutu ise maddi kazanç iddiaları. Bazı fenomen öğretmenlerin çocuklar üzerinden takipçi, ün ve gelir elde ettiğini belirtiyor Doç. Dr. Kızıltaş. Diyor ki: Örneğin kişi, kurumlar ya da marka ‘Senin takipçin çok. Ben köydeki çocuklara bisiklet göndereyim, sen de beni etiketle’ diyor. Bu, marka elçiliğidir. Bazı fenomenlerin ücretli seminerlere gittiklerini de biliyoruz. Yanı sıra TikTok ve Instagram izlenme sayılarından da ciddi gelir elde ediliyor. Oysa 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu’na göre öğretmenlerin de dahil olduğu memurların ticaret yapması ve ek gelir elde etmesi yasaktır.”

ÇOCUKLARIN MAHREMİYETİ İHLAL EDİLİYOR

Dikkat etmişsinizdir, paylaşılan videolarda çocukların yüzü, sesi, okul ortamları, davranışları açık şekilde görülebiliyor. 1 Mayıs itibariyle 15 yaş altı çocuklara sosyal medya yasağı geldi. Ama bu çocukların sosyal medyada birer “içerik” olmasını engelleyecek bir kısıtlama yok.

PEDOFİLİYE DİJİTAL ZEMİN SUNMAYIN

Doç. Dr. Kızıltaş da aynı fikirde: “Ciddi bir dijital güvenlik meselesi bu” diyor ve şöyle devam ediyor: “Çocuğun mahremi ihlal ediliyor. Maalesef istismar/ pedofiliye dijital zemin sunuyorsunuz. Geçtiğimiz yıl Avustralya’da yapılan bir çalışma çocuk pornografisinde kullanılan çok sayıda görselin ebeveynlerin bilinçsizce paylaştığı içeriklerden alındığını ortaya koydu. Bugün fenomen öğretmenlerin yaptıkları da aynı riskleri doğurmaktadır.

MİZAH MALZEMESİ OLABİLİR

İşin bir de şu boyutu var: Bir öğrencinin görüntüsü alınıp, yapay zekâ ile manipüle ediliyor. Bir bakıyorsunuz o görüntü mizah sayfalarında dolaşıyor. Çocuğun şivesi, kıyafeti, fiziksel görüntüsü ile alay ediliyor, ‘caps’ yapılıyor. Ya öğretmenler işin bu boyutunu bilmiyor ya da hesaba katmıyorlar.

VELİLER ‘ÇOCUĞUM DIŞLANMASIN’ KAYGISI İLE İZİN VERİYOR 

Öğretmenler çoğu zaman ‘aileden izin formu aldık’ diyerek, kendilerini savunuyor. Ancak bu izinler okulun kurumsal hesapları için alınıyor, öğretmenlerin kişisel hesapları için değil. Ayrıca izin formlarında saydığım bu riskler açıkça belirtilmiyor. Veliler gerçekte neye izin verdiğini bilmiyorlar. Kimi veli ise baskı hissediyor. İzin vermediklerinde çocukları etkinlik dışında bırakılıyor çünkü. ‘Ben senin çocuğunun yüzüne emoji koyamam, o yüzden onu almadık etkinliğe’ deniliyor.

Bu sorunlar bir günde çözülür aslında: ‘Bu işi ısrarla devam ettiren öğretmen hakkında idari ve adli işlem başlatılacak’ deyin ve yeterki bir irade ortaya koyun.”

Habere git