Uygar TAYLAN/utaylan@hurriyet.com.tr
Oluşturulma Tarihi: Haziran 06, 2026 07:00
Klasik müziğin yıldız kardeşleri Lucas ve Arthur Jussen, 54. İstanbul Müzik Festivali kapsamında İstanbul’da bir konser verecek. Sahnedeki uyumlarıyla dikkat çeken Jussen kardeşler aralarındaki güven bağını, müzik tutkularını ve Türk futboluna duydukları heyecanı anlattı.
Lucas (33) ve Arthur Jussen (29). Piyano başına geçtiklerinde tek bir ruha dönüşen Hollandalı ikili sadece teknik kusursuzluklarıyla değil, klasik müziğe getirdikleri modern yorumla da dikkat çekiyor. Danimarkalı ünlü orkestra şefi Michael Schønwandt birlikte verdikleri konserden sonra, iki kardeşin uyumlu ve güçlü performansını övmek amacıyla “Aynı anda iki BMW kullanmak gibi” ifadesini seçmiş. Lucas ve Arthur Jussen, 15 Haziran saat 20.00’de 54. İstanbul Müzik Festivali kapsamında AKM’de verecekleri konser öncesinde sorularımızı yanıtladı.
◊Sahnede iki piyano çalmak sizce işi zorlaştırıyor mu, yoksa birbirinize güç mü veriyorsunuz?
Arthur Jussen: Bence büyük güç veriyor. Aynı deneyimleri yaşayan, sizi çok iyi anlayan birinin yanınızda olması çok özel bir şey. Lucas’a bazen sadece bir saniye bakmam bile ne hissettiğini anlamama yetiyor. Özellikle stresli anlarda bu çok yardımcı oluyor. Bazen önemli konserler öncesinde gergin olan taraf ben olabiliyorum.
O zaman Lucas bana “Çok çalıştık, çok iyi hazırlandık, sadece keyfini çıkar” diyor. Böyle küçük bir cümle bile büyük fark yaratabiliyor.
◊Kardeş olmanın müzikal anlamda size sağladığı en büyük avantaj ne?
Lucas Jussen: Bence iki büyük avantajı var. İlki, Arthur’la küçük yaşlardan beri birbirimizin piyano çalışını çok iyi biliyoruz. Bu yüzden prova yaparken uzun uzun konuşmamıza gerek kalmıyor. Diğeri hayatla ilgili. Sürekli seyahat ediyoruz. Sahneye çıkmayı ve müziği çok seviyoruz ama bu hayat zaman zaman yalnız da olabiliyor. Bizse hiçbir zaman gerçekten yalnız olmuyoruz. Her şeyi birlikte yaşıyoruz.
◊Sahnede karizmatik imajınızla da dikkat çekiyorsunuz. Rock müzisyenleri gibi siz de hayranlarınızdan mesajlar alıyor musunuz?
Lucas Jussen: Hâlâ el yazısıyla yazılmış mektuplar ve küçük hediyeler alıyoruz. Çoğu insan müziğimizi sevdiğini, yaptığımız işi takdir ettiğini söylüyor. Tabii biraz tuhaf mesajlar da geliyor. Ne olduğunu tüm detaylarıyla anlatamam ama o mesajların içinde ‘bebek yapmak’ fikri geçiyor (gülüyor). Bu tip teklifleri tabii ki kabul etmedik.
◊Müzik hayatınızın bir parçası olmasaydı bugün hangi mesleği yapıyor olurdunuz?
Lucas Jussen: Müziği her zaman çok sevdim. Bu yüzden yine yaratıcı bir alanda, sanatla bağlantılı bir iş yapmak isterdim. Bazen kardeşimle birlikte bir restoran açma fikrini konuşuyoruz. İnsanları ağırlamak, sıcak bir atmosfer yaratmak, onlara güzel vakit geçirtmek hoşumuza gidiyor.
‘CİMBOM MAÇI İZLEMEK İSTİYORUZ’
◊İstanbul’da neler yapmayı planlıyorsunuz?
Arthur Jussen: Futbolu ve İstanbul’daki kulüpleri çok seviyoruz. Hollanda takımları sık sık İstanbul’a gelip maç yapıyor ve genelde hep kaybediyoruz (gülüyor). Çünkü taraftar atmosferinin ne kadar yoğun ve etkileyici olduğunu hep anlatıyorlar. Bir sonraki İstanbul ziyaretimizde mutlaka bir maça gitmek istiyoruz. Cimbom maçı diyelim ama Beşiktaş ve Fenerbahçe’yi de seviyoruz.
BU KONSERLERİ DE ATLAMAYIN
İstanbul Müzik Festivali Direktörü Efruz Çakırkaya festivalin kaçırılmayacak konserlerini sıraladı.
◊Beni heyecanlandıran konserlerden biri CCN/Aterballetto. Çağdaş dansın bedensel enerjisinin Beethoven, Brahms ve Gershwin’in müzikleriyle buluştuğu bir yapım. (12 Haziran 20.00, AKM Tiyatro Salonu)
◊Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası’nın ‘Morricone-Sinemanın Sesi’ konseri, Ennio Morricone’nin hafızalara kazınmış film müziklerini senfonik bir anlatıyla yeniden keşfetme fırsatı yaratacak. (16 Haziran 20.00, AKM Türk Telekom Opera Salonu)
◊La Dolce Vita konserinde İtalyan caz sahnesinin en önemli isimlerinden Stefano di Battista’nın İtalyan müziklerini doğaçlamalarla yeniden yorumlayacak olması heyecan verici. (19 Haziran 21.00, İtalya Başkonsolosluğu bahçesi)
◊Maison Lâle’deyse başarılı besteci ve piyanist Kaan Bulak’ın festivalin ‘Ânın İçinde’ temasından ilhamla bestelediği yeni eserinin dünya prömiyerine ev sahipliği yapacağız. (25 Haziran 20.00, Süreyya Operası)

6 saat önce
34









English (US) ·