Psikolojiye göre toplantılarda az konuşan insanların 4 ortak nedeni var

1 saat önce 41

Arkadaş buluşmalarında, aile yemeklerinde ya da iş toplantılarında herkes hararetle konuşurken köşesinde sessizce oturan birilerine mutlaka rastlanır. Çoğu zaman bu kişiler çekingen, özgüvensiz ya da ilgisiz olarak değerlendirilse de isin aslı öyle değil.

Sessiz kalmanın her zaman bu anlamlara gelmediğini, aksine farklı bir düşünme biçiminin ve zihinsel işleyişin göstergesi olabileceğini söyleyen psikologlar grup sohbetlerinde az konuşan insanların sessiz kalmasının arkasında 4 temel neden olduğunu belirtiyor.

1. Düşüncelerini önce zihinlerinde şekillendiriyorlar

Psikoloji ve Zihin (Psicología y Mente) uzmanlarına göre az konuşan kişiler, düşüncelerini dile getirmeden önce ayrıntılı biçimde değerlendirmeyi tercih ediyor.

Söyleyeceklerini zihinsel bir süzgeçten geçiren bu kişiler, hızlı ilerleyen sohbetlerde tam cümlelerini oluşturana kadar konunun değiştiğini fark edebiliyor. Bu nedenle konuşmak yerine dinlemeyi tercih edebiliyorlar.

2. Sessizlik, çocukluktan gelen bir korunma mekanizması olabiliyor

İletişim uzmanı ve TED konuşmacısı Roberto Pérez Marijuán'a göre sessizlik bazen kişilik özelliğinden çok, geçmiş deneyimlerin sonucu olarak ortaya çıkıyor. Çocukluk döneminde sık sık sözü kesilen, sürekli eleştirilen ya da fikirleri nedeniyle yargılanan bireyler, zamanla kendilerini korumak için daha az konuşmayı öğrenebiliyor. Uzmanlara göre bu durum, kişinin kendisini olası olumsuz tepkilerden korumaya yönelik geliştirdiği bir savunma mekanizması niteliği taşıyor.

Kaynak olarak ekle

3. Kusursuz bir katkı sunma baskısı hissediyorlar

Uzmanlar, birçok sessiz insanın yalnızca konuşmuş olmak için söz almak istemediğini belirtiyor. Söyleyecekleri şeyin anlamlı, doğru ve gerçekten katkı sağlayacak nitelikte olmasını isteyen bu kişiler, aradıkları ifadeyi bulamadıklarında konuşmamayı tercih edebiliyor. Bu nedenle sessizlik, çoğu zaman söyleyecek sözün olmamasından değil, en doğru ifadeyi aramaktan kaynaklanıyor.

4. Önce ortamı gözlemlemeyi tercih ediyorlar 

Marijuán'a göre bazı insanlar için iletişim, konuşmaktan önce gözlem yapmak anlamına geliyor. Bu kişiler, konuşmaya katılmadan önce ortamın dinamiğini, insanların tutumunu ve konuşmanın yönünü anlamaya çalışıyor. Ancak sohbetin temposu çoğu zaman onların düşünme hızından daha hızlı ilerlediği için, söz almak istediklerinde konu çoktan değişmiş olabiliyor.

Sessizlik yanlış anlaşılabiliyor

Uzmanlar, bu farklı düşünme ritminin sosyal yaşamda çeşitli yanlış algılara yol açabileceğine dikkat çekiyor. Toplumun sessizliği çoğu zaman olumsuz yorumlamaya eğilimli olduğunu belirten uzmanlara göre bunun yansımaları farklı ortamlarda kendini gösterebiliyor.

İş hayatında toplantılarda az konuşan çalışanlar, projeye yeterince katkı sunmak istemiyormuş gibi algılanabiliyor. Sosyal ortamlarda sessiz kalan kişiler, sıkılmış ya da bulunduğu ortamdan rahatsızmış izlenimi verebiliyor. Aile içinde ise mesafeli veya iletişim kurmak istemeyen biri olarak değerlendirilebiliyor.

Oysa uzmanlara göre sessizlik, çoğu zaman ilgisizlik ya da çekingenlik anlamına gelmiyor. Aksine bazı insanlar bilgiyi farklı şekilde işliyor, konuşmadan önce daha fazla düşünüyor ve çevresini dikkatle gözlemlemeyi tercih ediyor. Bu nedenle grup içinde sessiz kalmak, kişinin söyleyecek sözü olmadığı anlamına değil, kendine özgü bir düşünme ritmine sahip olduğuna işaret edebiliyor.

www.sozcu.com.tr internet sitesinde yayınlanan yazı, haber ve fotoğrafların her türlü telif hakkı Mega Ajans ve Rek. Tic. A.Ş'ye aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez.

Habere git