Yazılarımda zaman zaman teşbih, telmih, tevriye, tecahülüarif, tezat, istiare, irsalimesel, mecazımürsel, mübalağa ve sıra dışı benzetmeler gibi edebi sanatlardan yararlanılmaktadır.
Meslektaşlarımızın sudan sebeplerle gözaltına alındığına, mahkûm edildiğine, ölçüsüz tutuklama tedbirleriyle özgürlüklerinden mahrum bırakıldığına şahit olduğumuz bir dönemde bu açıklamayı yapma ihtiyacı hissettim.
Edebiyatın dili mecazlarla, çağrışımlarla ve bazen de abartıyla zenginleşir. Bu dilin her ifadesini düz anlamıyla okumamak gerektiğini hatırlatmak istedim.
Bu not, savunduğum fikirlerden duyduğum bir endişenin değil; edebi anlatımın gerçek anlamından koparılarak farklı yorumlanmasının önüne geçme, adli mercilerin ve kolluk kuvvetlerinin gereksiz yere meşgul edilmemesine katkı sunma düşüncesinin ürünüdür.
Son yazımda söz verdiğim gibi bugünkü yazımın konusu Fenerbahçelilerin kırmızı çizgisi olan Şükrü Saracoğlu Stadı.
‘Körler diyarında görmek hastalık kabul edilir’ der, asıl mesleği doktorluk olan Cenap Şehabettin.
Bu söz, yanlışların normalleştiği, gerçeklerin görmezden gelindiği ve insanların sorgulamayı bıraktığı toplumlarda gerçeği görenlerin, düzenin gözünde sorunlu hale geldiğini anlatan nefis bir ironi.
Hadi gelin hem tarihte yolculuk yapalım hem de Fenerbahçe Stadı’nın Maltepe’ye taşınması konusunu sorgulayalım.
Hastalıklı görülme pahasına…
KADIKÖY - KALKEDON
Kadıköy’ün antik çağdaki adı Kalkedon (Chalkedon). Megaralı kolonistler tarafından MÖ 685 dolaylarında kurulduğu kabul edilir.
Körler Ülkesi: Kalkedon’un tarihi lakabı. Rivayete göre, Sarayburnu’nun karşısındaki bu kıyıya yerleşenler, karşı yakadaki daha elverişli konumu göremedikleri için “kör” sayılmıştır. Bu anlatı tarihi kaynaklarda yer alsa da kuruluş efsanesi niteliğindedir.
Kadıköy: İstanbul’un fethinden sonra, Fatih Sultan Mehmet’in bölgeyi İstanbul kadısı Hızır Bey’e vermesiyle bu adın ortaya çıktığı aktarılır.
Şükrü Saracoğlu Stadı’nın tarihçesini kısaca hatırlayalım.
27 Mayıs 1933’te stadın mülkiyetini elde eden Fenerbahçe, 1962’de yapılan anlaşmayla stadın yarısını Beden Terbiyesi Genel Müdürlüğü’ne devretti.
Kalan yarısı üzerindeki mülkiyet hakkı da aynı kuruma geçerken Fenerbahçe’ye 70 yıllık kullanım hakkı tanındı.
Stadın yeniden inşası için 1964'te maçlara ara verildi.
1965'te eski yapı yıkıldı ve 19 Eylül 1982'de Altay maçıyla yeniden açıldı.
Fenerbahçe, 1968'de AEK ile Balkan Kupası finali dahil tam 18 yıl İnönü'de oynadı ama hiçbir zaman oraya ait olmadı; çünkü aidiyetinin kökleri Papazın Çayırı'ndaydı.
Kulübün bedeni İnönü Stadı'ndaydı ama ruhu hâlâ Papazın Çayırı'nda yaşıyordu.
22 Temmuz 1998: Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü, stat üzerinde Fenerbahçe Spor Kulübü lehine 49 yıllık intifa hakkı tesis etti.
Meselenin hukuki boyutu net: Fenerbahçe, sözleşme yükümlülüklerini yerine getirdiği sürece, 2047 yılına kadar stadın intifa hakkına sahip.
Bugün gelinen noktada ise geçici bir inşaat zorunluluğunu değil, kalıcı bir adres değişikliğini konuşuyoruz.
Oysaki stadın kapasitesini 64 bine çıkaracak proje 2 ay önce tamamlandı.
12 ayda tamamlanması hedeflenen proje sona erdiğinde Türkiye’nin en büyük kulüp stadı olacak.
Fenerbahçe’nin resmi internet sitesinde 9 Eylül’de yayınlanan ‘Dev kapasite artışı başlıyor’ başlıklı haberde, yönetim kurulu üyesi Nihat Özbağı’nın “Chobani Stadyumu Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu Spor Kompleksi’nin kapasite artışı projelerini tamamlamış bulunmaktayız. Projemizi Sayın Cumhurbaşkanımıza arz ettik ve Sayın Cumhurbaşkanımız uygun bularak bütün Fenerbahçe camiasını sevindirmiştir. Zatıâline teşekkürlerimizi arz ederiz.” sözlerine yer verildi.

Peki ne oldu da aradan 2 ay bile geçmeden 2032 Avrupa Şampiyonası için Maltepe’de yapılması düşünülen stada geçme fikri ortaya atıldı.
Dünün camiayı sevindiren haberi bugün camianın arasına nifak sokan bir tartışmaya dönüştü.
Fenerbahçe'nin kökleri Kadıköy'de. Bir ağacı daha fazla büyütmek için onu kökünden sökmek zorunda değilsiniz.
Bu konu öyle tek bir yazıya sığacak kadar basit değil.
Stadın Fenerbahçeliler için ne ifade ettiğini, Maltepe’ye taşınma fikrine sıcak bakanların gerekçelerini bir sonraki yazıya bıraktım.
Ancak küçük bir spoiler vereyim.
Fenerbahçe’nin kasası şu kadar dolacak, kulüp para basacak gibi haberler pompalanıyor.
Peki ya uzmanlar ne diyor?
Maltepe’de yapılması gündeme gelen 75 bin kişilik stadın yeri, Sahil Rekreasyon Alanı’ndaki mevcut dolgu bölgesi.
İBB–ODTÜ Maltepe Tsunami Risk Analizi ve Eylem Planı hangi gerçeklere dikkat çekiyor?
Vatandaş geçim derdiyle boğuşurken milyar dolarlık bir projenin devletin bütçesine getireceği yük ise ayrı bir tartışma konusu.
EURO 2032 HESABI
Türkiye'nin 2023'te UEFA'ya bildirdiği ilk 10 aday stat arasında Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu Stadı var ancak Maltepe projesi yok.
Finalin Türkiye'de oynanması ihtimali açısından Atatürk Olimpiyat Stadı öne çıkıyor.
Nitekim TFF ile UEFA'nın 16 Nisan 2026 tarihli toplantısında Atatürk Olimpiyat Stadı'nın yenilenmesi de gündeme geldi. Ancak finalin hangi ülkede ve hangi statta oynanacağı kesinleşmiş değil.
Daha fazlası sonraki yazıda.
Bitireyim.
Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmak da bir hastalıktır.
Fenerbahçe camiası bu tuzağa düşmemelidir.
Bugün Aziz Yıldırım'ı kadro mühendisliğinden hoca seçimine, açıklamalarının zamanlamasından futbolcular hakkındaki sözlerine kadar pek çok konuda eleştirebiliriz. Ancak tesisleşme konusunda hakkını teslim etmek zorundayız.
Unutulmamalıdır ki 1998’de stadın 49 yıllık intifa hakkının tesis edilmesine öncülük eden, Aziz Yıldırım ve yönetimiydi.
Dün Fenerbahçe Stadı’nı devletten tek kuruş almadan büyüten de Aziz Başkan ve yol arkadaşlarıydı.
Bugün göreve geldikten yalnızca birkaç ay sonra 64 bin kişilik stat projesini hazırlayan, yarım kalan projeleri tamamlamak için büyük gayret gösteren bir yönetimi, iktidarın teklifini kongre üyeleriyle paylaştığı için linç etmek haksızlık olur.
Aziz Başkan'ın bundan sonraki süreçte atacağı somut adımlar, safını zaten belli edecektir.
‘Maltepe'ye gitmek isteyenler’ ya da ‘Kadıköy’de kalmakta direnenler’ ayrıştırması ise yeni kırgınlıklara yol açar.
Doğmamış çocuğa don biçmek yerine Saracoğlu Stadı’nın kapasite artırımına ve projenin hayata geçirilmesi için gereken izinlerin bir an önce alınmasına odaklanılmalıdır.
Bir yıl içinde kapasite 64 bine çıktığında, yönetimin öngörüsüne göre kulübün yıllık ilave geliri 25 milyon avro olacak.
Beş yılda 125 milyon avro!
Yatırım maliyeti: 50 milyon avro.
Beş yıllık gelirden yatırım maliyeti düşüldüğünde kalan: 75 milyon avro.
Allah bereket versin.
2032’ye daha altı yıl var.
O tarihe kadar kim öle kim kala!
Üstelik 2028’de seçim var.
Bıçak sırtında bir seçimde aklı başında bir iktidar Fenerbahçe’yi karşısına almak ister mi?
Söz konusu milyar dolarlık rantsa körleşebilir.
Zira sadece aşkın değil rantın da gözü kördür.
Kalkedon’a körler diyarı diyenler şunu gözden kaçırmıştı!
En güzel manzara Kadıköy’den görülür.
Aradan tam 2 bin 700 yıl geçti.
Kısmet olursa, bugün gözden kaçırdıklarımızı hatırlatmaya bir sonraki yazımda devam edeceğim.

1 saat önce
21









English (US) ·