Rıza Kocaoğlu 16 kilo verdi ama... ‘Su diyeti’nin ölümcül sonuçları olabilir

2 gün önce 30

BIRAKIN BİR HAFTAYI KİMSE 2 GÜN BİLE DENEMEMELİDİR

Araştırdım; bu diyetin bilimsel bir dayanağı yok! Hindistan kökenli Uzakdoğu felsefeleri ve geleneksel öğretilerde yeri var. Fakat burada da yalnızca fiziksel bir detoks yöntemi değil, daha çok zihinsel arınma, manevi farkındalığı arttırmak amacıyla uygulanıyor.

HİÇBİR DİYET MUCİZE DEĞİL

Batı’da ise amaç “kilo verme” odaklı. Uzun süre aç kalan vücut, bir süre sonra “otofaji”ye gireceğinden yani enerji üretebilmek için kendi iç kaynaklarına yöneleceğinden, su diyetinin hücresel iyileşme sağladığı, bağışıklık sistemini dengelediği, yaşlanma karşıtı etkisi olduğuna da inanılıyor.

Ama dikkat!

İç Hastalıkları Uzmanı, Dr. Ayça Kaya, Su diyeti çok şey vaat eden ama sonu, birçok kişi için hüsranla bitebilecek son moda diyetlerden biri. Uzun yaşamak isteyene de kısa zamanda kilo vermek isteyene de fibromiyalji, eklem, kas hastalıkları, diyabet, egzama, migren gibi hastalıklardan ya da ilaçlarından kurtulmak isteyenlere de öneriliyor. Ne mucizevi değil mi? Altını çizelim; bu diyet hiç kimseye uygun değil. Bırakın 1 haftayı 2 gün bile olsa kimse denememelidir” uyarısında bulunuyor.

YAĞDAN DEĞİL SU VE KASTAN GİDİYOR

Peki neden? Yanıtı şu: “İnsan denilen varlık bütünsel bir organizmadır. Ve bu varlık, hayatını devam ettirebilmek için besine ihtiyaç duyar. Karbonhidrat, protein ve yağlar yani makro besinler ve mineraller, vitaminler ve lifler yani mikro besinler vücuda ancak gıda alımı ile girer. Vücut ihtiyacı olan bu gıdaları almazsa, elbette kilo kaybeder. Ama bu, sağlıklı bir kilo kaybı olmaz. Çünkü eriyen, vücuttaki su ve kaslardır. Vücutta elektrolit dengesizliği oluşur, ki bu çok ciddi şekilde, kalpte ritim problemlerine, bağırsak ve beynin fonksiyonlarının yavaşlamasına, saç, tırnak benzeri vücut dokularında bozulmaya ve enfeksiyonlara neden olacaktır.

Rıza Kocaoğlu 16 kilo verdi ama... ‘Su diyeti’nin ölümcül sonuçları olabilir

LİTERATÜRDE YERİ YOK

Özellikle tanınmış, göz önündeki kişilerin bu ve benzeri açıklamalar yaparken dikkatli olması gerektiğine de vurgu yapıyor ve şöyle devam ediyor: “Yani Rıza Bey’e iyi geldi, Ayşe’ye, Fatma’ya iyi geldi diye... Ki toplumumuzda kulaktan dolma bilgiyle hareket eden çok. Kan-idrar tahlili olmadan, doktor görmeden, duyduğu gibi bu diyete başlayacak kişiler var aramızda. Eğer bu kişilerin altta yatan, bilmedikleri bir hastalıkları varsa bu ve benzeri ‘açlık’ diyetleri onları ölüme götürebilir. Çok boyutlu ve insan hayatını riske eden diyetler bunlar, literatürde yeri dahi yok!”

EN SAĞLIKLISI AKDENİZ DİYETİ 

Sağlıklı bir diyet daha doğrusu sağlıklı ve uzun bir yaşam için önerisi ise şu: “Akdeniz diyeti. Günlük beslenmemizin yüzde 50’si karbonhidratlar, yüzde 20’si protein, yüzde 30’u da sağlıklı yağ ve liften olmalı. Sürdürülebilir, sağlıklı beslenme alışkanlıkları edinmeliyiz. Yoksa sadece su içerek, ‘tek’ tip beslenerek kaybettiğiniz kilolardan çok daha fazlasını, diyeti bıraktığınız an geri alacağınızı da unutmayın!”

KAFANIZA GÖRE EVDE TEK BAŞINA YAPABİLECEĞİNİZ BİR DİYET DEĞİL

Gazeteci dostum Aynur Tattersall, Puket’te bir detoks kampında 10 gün boyunca su orucunu denedi. Aradım. Diyor ki: “Fiziksel olarak hafifledim. Zihinsel olarak ise beklediğimden daha nettim. Konsantrasyonum arttı. Kilo verdim ama amacım bu değildi. Herhangi bir sağlık problemim de yoktu. Daha çok, vücuda bir “ara verme” fikri ve gazeteci refleksiyle deneyimlemek istedim. En önemli nokta şuydu: ‘Süreç tamamen doktor kontrolündeydi.’ Programa başlamadan önce, detaylı bir sağlık değerlendirmesi yapıldı, kan ve idrar tahlilleri alındı. Yani ‘herkes yapabilir’ gibi bir yaklaşım yoktu. Minimum süre, genelde 3-4 gün olarak öneriliyor. Çünkü vücut bu süreden sonra ketosise giriyor, yani şeker yerine yağ yakmaya başlıyor. İlk 2 gün en zor kısmı. Biraz baş ağrısı oldu. Fiziksel açlıktan çok alışkanlıklar giriyor devreye; vücut yemek bekliyor. O anlarda ben hep su içtim. 3. günden sonra ise bu istek ciddi şekilde azaldı ve vücut uyum sağladı. Yanı sıra sauna, masaj, yoga, nefes terapileri vardı, hatta zamanın büyük bir kısmı kendime dönmekle geçti. Süreç boyunca da düzenli ölçümler yapıldı; kan şekeri, keton seviyeleri vs. takip edildi. Vücudun ihtiyaç duyduğu mineraller doktor kontrolünde desteklendi. Yani su orucu, öyle evde tek başına, gelişigüzel uygulanabilecek bir yöntem değil. Mutlaka deneyim, tıbbi kontrol ve doğru bilgi gerektiren ve ciddiyetle ele alınması gereken bir süreç.” 

Habere git