"Sessizlik bize meleklerden hediye" diyordu Christian Bobin;
"Lakin artık istemiyoruz, bu hediyeyi açmaya bile kalkışmıyoruz."
Ne fena!
***
Biliyorsunuz, değil mi?
Sessizlik de ses ister...
Sessizlikle buluşabilmek için onun sevdiği seslere ihtiyacımız vardır...
On küsur yıl önce köşemde şunları yazdığımı hatırlıyorum:
"Günün ilk ışığı ile balkon kapısını açtım...
Önce ezan sesi, sonra kuşlar...
Derken kuşların bıraktığı yerde horozların devreye girişi...
Sabah rüzgârı, ağaçların hışırtısı...
Dinledim, dinledim, dinledim...
Ve belki bininci kez idrak ettim ki, o güzel sessizlik ancak güzel sesleri dinlemekle cisimleşiyor."
***
Aslında kuş seslerini neden severiz, diye düşünsek...
Tam buraya çıkarız...
Kuşların cıvıltısında sevdiğimiz şey çoğalıp etrafa dağılan sessizliktir.
Yoksa ne olacak?
Varsa "mutlak sessizlik" diye bir şey, ürkütücü olsa gerek, onu istemeyiz.
***
Eski zaman...
Hatırlıyorum...
Zihnimde uğuldayan meselelerden ve sosyal medyada yükselen kavgadan iki, üç günlüğüne uzaklaşmak için Kazdağları tarafına kaçmışım...
Zeytinlikler ve badem ağaçlarına bakan ve pek bilinen deyimle "çıt çıkmayan" bir oda bulup yerleşmişim.
Fakat ilk gece fena hayal kırıklığı...
Kitap okuduğumda uğultu artıyor, tabletten film izlemeye kalktığımda içimdeki ses "İyi de, bunun için buralara kadar gelmene ne gerek vardı?" diye sorguluyor.
Çünkü kulaklarımı tıkamaya kalkar gibi, zihnimi de kapatmaya çalışmış ve çuvallamışım...
Dinlemek gerekiyor oysa...
Ortalığı dinleyerek başlamak gerekiyor...
Korkmayacaksın, kaçmayacaksın...
Kitabı, filmi, şunu bunu bırakıp dinleyeceksin...
Önce dışarısını, sonra ağır ağır içini dinlemeye başlayacaksın...
***
Şimdi nereden çıktı bütün bunlar, diyeceksiniz...
Kitaplığımı düzenliyorum, daha doğrusu hafiften boşaltıyorum; bu arada da karşıma not defterlerim çıkıyor, bazı raflar sırf defterlerle dolu...
Orada gördüm bu notlarımı, hiç üşenmeden kaydettiğim alıntıları, gazete ve kitap kesiklerini...
Sessizlik üzerine çok not tutmuşum...
Kuşların ötüşlerini sessizliğe saymışım...
***
Bak şimdi!
2023 ramazanı...
Sabaha karşı saat 4'te...
Sessizliğin koyu bir vaktinde...
Sarı yapraklı bir defterin kenarına "Hep bir ses vardır, boşluk sandığımız uçurumun dibinde bile yankılanan bir ses... O daima bir çağrıdır" yazmışım...
"İnançsız onu çığlık sanır...
Oysa apaçık çağrıdır."

2 saat önce
36









English (US) ·