Türk dizi sektöründe yaşanan bütçe ve reklam krizi, televizyon dünyasının geleceğine ilişkin endişeleri artırdı. Geçmişte sezona 57 yapımla başlayan sektörün bu sezon 36 diziyle ekranlara gelmesi, ekim ayında son 30 yılın en düşük reklam gelirinin görülmesi ve altı dizinin yeni bölüm yayınlamama kararı alması krizin boyutunu ortaya koydu. Sözcü TV'de konuşan Dizi Doktoru gazeteci Oya Doğan, Türk dizilerinin yerli izleyiciden uzaklaşarak yurt dışına satış odaklı hazırlanmasını eleştirirken televizyon yöneticisi Murat Yancı da gerekli önlemler alınmazsa yeni dizi ve program üretiminin imkânsız hale gelebileceği uyarısında bulundu.
57 DİZİDEN 36 DİZİYE GERİLEDİ
Türk televizyonlarında yeni sezon, önceki yıllara göre daha az yapımla başladı. Geçmişte 57 dizinin yer aldığı sezon açılışında bu yıl sayı 36'ya geriledi. Ekim ayında son 30 yılın en düşük reklam gelirinin görülmesi de yapım maliyetleri ile televizyon kanallarının gelirleri arasındaki makasın açıldığını gösterdi. Altı dizinin yeni bölümlerini yayınlamama kararı alması ise sektördeki belirsizliği artırdı.
EKİM AYINDAN BU YANA 6 DİZİ FİNAL YAPTI
Türk televizyonlarındaki dizilerin yaşadığı reklam krizi ekranlara da yansıdı. Ekim ayından bu yana altı dizi final yaparken NOW, bir ay içinde ikinci yapımına veda etmeye hazırlanıyor. Sezonun ilk finali 4 Ekim'de Star TV'de yayınlanan Çirkin ile geldi. ATV, A.B.İ., Aşk ve Taht ile Mercan Köşk dizilerini peş peşe ekrandan kaldırdı. NOW'da yayınlanan Sevdam Karadeniz dördüncü bölümünde final yaparken, Halef: Köklerin Çağrısı da 43. bölümüyle ekran yolculuğunu tamamladı.
Final yapan diziler ve tarihleri şöyle:
Çirkin (Star TV): 4 Ekim
A.B.İ. (ATV): 6 Ekim
Aşk ve Taht (ATV): 7 Ekim
Mercan Köşk (ATV): 17 Ekim
Sevdam Karadeniz (NOW): 2 Kasım
Halef: Köklerin Çağrısı (NOW): 43. bölüm
"BİZE DİZİ YAPMIYORLAR, YURT DIŞINA SATILMASI İÇİN YAPIYORLAR"
Sözcü TV'de konuşan Dizi Doktoru gazeteci Oya Doğan, Türk dizi sektöründeki krizin nedenlerini değerlendirdi. Yapımların artık yerli izleyicinin beklentilerinden çok yurt dışına satılma ihtimaline göre hazırlandığını savunan Doğan, ekrandaki hikâyelerin toplumun gerçek yaşamından uzaklaştığını söyledi.
Doğan, sektördeki değişimi şu sözlerle anlattı:
"En büyük sebebi bize dizi yapmıyorlar, yurt dışına satılması için yapıyorlar. Biz bu ülkede hiç fakir insan gösteremiyoruz, boğazı, yalıyı, yakışıklı erkekleri, güzel kadınları gösteriyoruz. Kimse dükkâna gitmiyor, holdinge gidiyor."
Netflix yöneticilerinden birinin kendisine dizi sürelerinin uzun olduğunu söylediğini de aktaran Doğan, 160 dakikayı bulan bölüm sürelerinin sürdürülebilir olmadığını belirtti.
"DÜNYAYA DA DİZİ SATAMAZ HALE GELDİK"
Türk dizilerinin yurt dışındaki izleyicinin beklentilerine de eskisi gibi karşılık veremediğini ifade eden Doğan, geçmişte ekrana taşınan Türkiye portresinin değiştiğini söyledi.
Doğan, "Uzak Şehir'in başlattığı bütün televizyonu saran bir şey var. Bize bir Türkiye sundunuz, daha Batı görünümlü bir Türkiye'ydi. Şimdi anlamadığı bambaşka şeyler görüyorlar. Silah, kaçakçı gibi dizilerde rol alıyor. Bunlar holdingde çalışan insanlardı, şimdi hepsi kaçakçı. Yurt dışındaki izleyicinin de kafası karıştı" dedi.
Yapımcıların yurt dışı pazarlarında şirketleşmeye başlamasına da değinen Doğan, "Bence yurt dışına eskisi gibi dizi satamıyoruz. Türk yapımcılarımızın büyük bir çoğunluğu Arabistan'da, Latin Amerika'da şirket kurup orada dizi çekmeye başladı. Niye bizden dizi alsınlar ki? Orada şubeleşiyorlar" ifadelerini kullandı.
"BU KRİZİN SORUMLUSU OYUNCULAR DEĞİL"
Sektördeki bütçe tartışmalarının oyuncuların aldığı ücretlere indirgenmesini doğru bulmadığını söyleyen Oya Doğan, yüksek kazanç elde eden oyuncu sayısının sanıldığı kadar fazla olmadığını savundu. Doğan, sorunun yalnızca oyuncu kaşelerinden kaynaklanmadığını, sistemin bütününde ciddi bir adaletsizlik bulunduğunu belirtti.
Ekonomik kriz dönemlerinde izleyicinin eğlenceli ve umut veren yapımlara yöneldiğini hatırlatan Doğan, geçmişte Çocuklar Duymasın ve Avrupa Yakası gibi komedi projelerinin bu ihtiyaca karşılık verdiğini söyledi. Günümüzde ise ekranlarda ağırlıklı olarak silah ve çatışma temalı yapımların yer aldığını belirterek izleyicinin artık bu içeriklerden yorulduğunu ifade etti.
Doğan, televizyonların yalnızca dizilere yaslanan yayın anlayışını da değiştirmesi gerektiğini savundu. Dizi sektörünün tamamen biteceğini düşünmediğini belirten gazeteci, daha umut veren hikâyelere ve televizyonculuğun farklı program türlerine yeniden ağırlık vermesine ihtiyaç olduğunu söyledi.
"ÇÖZÜM BULUNMAZSA ORTADA NE DİZİ KALIR NE DE TELEVİZYON"
Hürriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ahmet Hakan, köşesinde Demirören Medya TV Grup Başkanı Murat Yancı ile Türkiye'deki dizi krizini konuştu. Sektörün içinde bulunduğu durumu "sandığımızdan çok daha vahim" olarak nitelendiren Yancı, artan yapım maliyetleri ve düşen reklam gelirleri nedeniyle yeni dizi ve program üretmenin imkânsız hale gelebileceğini söyledi.
Yancı, "Evet, bu kadar vahim. Yeni dizi ve program yapılmasını imkânsız hale getirecek koşullarla karşı karşıyayız" ifadelerini kullandı.
Sektör temsilcilerinin krize çözüm bulmak için toplantılar yaptığını da belirten Yancı, bu görüşmelerde dizilerin toplu olarak yayından kaldırılması ihtimalinin bile masaya yatırıldığını açıkladı. Yancı, "Bu toplantılarda dizilerin toptan kaldırılması bile tartışılıyor. Çünkü dizi ve program maliyetlerini karşılayacak reklam yok" dedi.
"TELEVİZYONCULUĞA GERİ DÖNECEĞİZ"
Oya Doğan, çözümün yalnızca dizilerin yayından kaldırılmasında ya da oyuncu ücretlerinin düşürülmesinde olmadığını belirtti. Televizyon kanallarının yayın anlayışını değiştirmesi gerektiğini savunan gazeteci, umut veren hikâyelere ve farklı program türlerine yeniden yer açılması gerektiğini söyledi.
Doğan, "Dizilerin kaldırılmaması gerektiğini düşünüyorum, drama da yapabiliriz. İşin içerisinde umut vadeden bir şeyler olmalı. Politikaya da girmeyin, başarı hikâyesi yapılabilir. Ege'de geçen diziler vardı. İnsanların gülümsemeye ve umut etmeye ihtiyacı var. Bu aynı zamanda televizyonların sorumluluğu olmalı. Programların da dönüşmesi gerekiyor. Formül çok açık, televizyonculuğa geri döneceğiz. Herkes işini yapmalı, dizilerin batacağını düşünmüyorum" dedi.
OYUNCULARDAN KAŞE İNDİRİMİ TARTIŞMASINA PEŞ PEŞE AÇIKLAMALAR
Dizi sektöründeki krizle birlikte oyuncuların aldığı ücretler ve kaşe indirimi tartışması da gündeme geldi. Kızılcık Şerbeti'nin yapımcısı Faruk Turgut, "6 reytingin altında kalan bir projenin bitme tehlikesiyle karşı karşıya olduğunun bilincindeyim" açıklamasında bulunmuştu.
ATV'de yayımlanan Altı Üstü İstanbul dizisinin oyuncularından İlker Aksum, katıldığı tiyatro galasında oyunculardan ücret indirimi istenmesiyle ilgili soruya şu yanıtı verdi:
"Oyunculardan indirim istenmemeli, istenilirse de yapılmamalı."
Oyuncu Asena Tuğal ise sektörün sorunlarının yalnızca yıldız oyuncuların ücretlerine indirgenmesine karşı çıktı:
"Oyuncu buradaki son halka, çok konuşulacak şey var. Konu uzun, starın aldığı para çok küçük bir şey. Diğer oyuncular çok zor durumda. Piyasayı sermaye regüle ediyor. Bizim taleplerimiz hala konuşulmuyor."
Hazar Ergüçlü de oyuncuların ücretlerinden feragat etmesinin krizi çözüp çözmeyeceğini sorguladı:
"Oyuncuların feragat etmesi bir şeyleri kökünden çözer mi bilmiyorum. Bu problem uzun zamandır var, dile gelmiyordu. Artık belli ki sınıra yaklaşılmış, piyasa çok zor durumda. Bir sürü insan işsiz kalıyor, çok üzücü. Kaşelerin etkisinden daha büyük şeylerin etkisi vardır diye düşünüyorum. Herkes zaten kısıyor ekonomiye ayak uydurmak için."
"BU SEKTÖR BİNLERCE İNSANIN EKMEK TEKNESİ"
Oyuncu Özge Özpirinçci de krizin yalnızca başrol oyuncularının ücretlerinden yapılacak kesintilerle çözülemeyeceğini belirtti:
"Bu sektör binlerce insanın ekmek teknesi. Dolayısıyla bunun sadece başrollerin indirim yapması ya da gelecek sezon zam yapmamasıyla çözülecek bir konu olduğunu düşünmüyorum. Fedakarlık gibi adlandırılmasını da doğru bulmuyorum. Kazanç da kayıp da bize, hepimize. Dünyada en çok dizi ihraç eden ikinci ülkeyiz. Bunun kıymetini, ekmeğini yiyebilecekken sıkıntısını yaşıyor olmak çok üzücü."
Kaan Urgancıoğlu ise özellikle set çalışanlarının yaşadığı zorluklara dikkat çekti:
"Üzüntüyle toparlanmasını bekliyorum bu durumun. Set çalışanları için zor şeyler söz konusu olduğunu biliyorum. Dilerim bir an önce düzelir."
ARMAĞAN ÇAĞLAYAN: "SANIRIM DENİZ BİTİYOR"
Televizyoncu ve yapımcı Armağan Çağlayan da sosyal medya hesabından yaptığı açıklamayla tartışmaya katıldı. Türk dizilerinin artık öncelikli olarak yerli izleyici için değil, yurt dışına satılma ihtimali dikkate alınarak hazırlandığını savunan Çağlayan, bu yaklaşımın benzer hikâyelerin tekrar edilmesine ve oyuncu ücretlerinin yükselmesine neden olduğunu belirtti. Televizyon kanallarının, yapımcıların ve oyuncuların kazanç sağladığı mevcut sistemin sürdürülebilirliğini sorgulayan Çağlayan, değerlendirmesini "Sanırım deniz bitiyor" sözleriyle tamamladı.
BURCU BİRİCİK: "OYUNCULARDAN KISILACAK PARAYLA BU SEKTÖR KURTULMAZ"
Kaşe indirimi tartışmasına son olarak oyuncu Burcu Biricik de katıldı. Milyonluk ücretlerin yalnızca birkaç isimle sınırlı olduğunu vurgulayan Biricik, sektörün yaşadığı sorunların oyuncuların kazançlarından yapılacak kesintilerle çözülemeyeceğini belirterek, "Oyunculardan kısılacak parayla bu sektör kurtulmaz" dedi.
www.sozcu.com.tr internet sitesinde yayınlanan yazı, haber ve fotoğrafların her türlü telif hakkı Mega Ajans ve Rek. Tic. A.Ş'ye aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez.

1 saat önce
20










English (US) ·