Trump’ı anlama kılavuzu: İran çıkmazında ne barışa ne de savaşa karar verebiliyor

6 gün önce 34

Oluşturulma Tarihi: Mayıs 31, 2026 07:00

Karar alma süreçlerindeki hızı ve sonuç odaklılığıyla tanınan ABD Başkanı Donald Trump, konu İran olduğunda askeri tehditler ile diplomasi arasına sıkışıp kaldı. Haftalardır yürütülen müzakerelerden henüz somut bir sonuç alınamazken, “savaş ya da barış” ibresini kilitleyen ve Trump’ın zihnini zorlayan işte o 6 kritik başlık.

ABD ile İran arasında 8 Nisan’da ilan edilen ateşkesin ardından haftalardır devam eden ancak bir türlü sonuç alınamayan müzakereler sürerken; Hürmüz’de yaşanan çatışmalar ve taraflardan gelen “anlaşma yakın” mesajları, “ibrenin bir savaşa bir barışa” yaklaştığını gösteriyor. Bu belirsizlik içinde ABD Başkanı Donald Trump’ın bir türlü karar verememesi dikkati çekerken, uzmanlar Amerikan liderinin “kararsızlık” halinin yalnızca masadaki fikir ayrılıklarıyla açıklanamayacağı görüşünde. Normalde karar alma süreçlerinde hızlı hareket eden Trump, “karar vermekten çekinmeyen bir lider” profili çizerken, söz konusu İran olduğunda tablo değişiyor. Hürmüz Boğazı’nı açmayı başaramayan Amerikan lideri, savurduğu tehditlere rağmen savaşa geri dönmekten de kaçınıyor. Trump için çıkmazın özünde ise İran rejimine yönelik hesaplarının bugüne kadar tutmaması yatıyor.

Trump’ın önceki gün İran konusunda nihai kararını vermek amacıyla katıldığı ‘Durum Odası’ toplantısından da somut bir sonuç çıkmazken ABD Başkanı’nın kararsızlığını anlamak için 6 unsur öne çıkıyor:

 İran çıkmazında ne barışa ne de savaşa karar verebiliyor

ÖNGÖRÜLEMEZLİK HALİ

Trump, oldukça güçlü ve kendine son derece güvenen bir kişiliğe sahip. İşlerini merkeziyetçi bir anlayışla yönetiyor, yetkilerini aşırı derecede kullanıyor. Akıllara kazınmış bir “anlaşma yapabilen tüccar” zihniyetine ve hızlı sonuç alma arzusuna sahip ancak onun karar mekanizmasını etkileyen ilk unsur, sıkça başvurduğu “öngörülemez liderlik” tarzı. ABD Başkanı, karşı taraf üzerinde baskı kurmak amacıyla diplomasi ile tehdit arasında gidip gelen bir söylem kullanıyor. Trump, İran meselesinde bir yandan anlaşmaya açık kapı bırakırken diğer yandan askeri seçeneklerin masada olduğu mesajını vermeyi sürdürüyor.

PAZARLIKÇI TAVRI

Trump’ın dış politikada güç ve pazarlığı merkeze alan yaklaşımı ise karar mekanizmasını etkileyen ikinci unsur olarak değerlendiriliyor. Uzmanlara göre dünyayı “her şeyin alınıp satıldığı bir pazar yeri” olarak gören Trump, tek bir anlaşma ile birden fazla kazanım elde etmek istiyor. Bir yandan İran’ın nükleer programını yok etmek isteyen ABD Başkanı, diğer yandan ise Hürmüz Boğazı krizini sona erdirmeyi, enerji piyasalarını rahatlatmayı ve krizi bir “başarı hikayesine” dönüştürmeyi hedefliyor.

EVANJELİKLERİN BASKISI

ABD’de Yahudileri “Tanrı’nın seçilmiş halkı” olarak gören Evanjeliklerin Ortadoğu’ya bakışı da Trump’ın kararını etkileyen unsurlar arasında. Evanjelikler, Ortadoğu’yu İncil’deki kehanetlerin bizzat hayat bulacağı ilahi bir satranç tahtası olarak görüyor. Tam da bu nedenle Trump’ın, İran’a karşı mücadelenin “Tanrı’nın emri” olduğunu savunan Evanjelikleri alelade bir ‘barış’ kararıyla memnun etmesi olası görünmüyor.

İSRAİL’İN BEKLENTİLERİ

Trump’ın elini kolunu bağlayan dördüncü unsur ise İsrail’in sonu gelmeyen beklentileri. Tel Aviv yönetimi, İran’ın nükleer ve füze programlarına ilişkin daha sert şartlar talep ederken, Washington’daki Yahudi lobisi de Trump üzerindeki baskıyı sürdürüyor. ABD merkezli Al Monitor, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun İran’la yapılacak muhtemel bir anlaşmayı bir fiyasko olarak gördüğünü belirtirken, Fransız gazetesi Le Figaro da imzaların atılmasını Trump’ın Yahudi damadı Jared Kushner’ın engellediğini öne sürüyor.

HESAPLARIN TUTMAMASI

Öte yandan savaşın ilk günlerinde yapılan hesaplarla bugün ortaya çıkan tablo arasındaki fark da ABD Başkanı’nın karar sürecini doğrudan etkiliyor. İran’da ilk etapta rejim değişikliği vadeden Trump, toplamda 29 milyara ulaşan savaş maliyetiyle karşı karşıya kaldı. ABD’de son dönemde yayımlanan anketlerde İran’a yönelik saldırılara verilen desteğin azaldığı görülürken, kasım ayında yapılacak ara seçimler de Trump’ın manevra alanını daraltıyor.

MÜTTEFİKLERİN TUTUMU

Trump’ın hesaplarını etkileyen son unsur ise kâğıttan kaplana benzettiği müttefiklerinin tutumu. Trump’ın Tahran yönetimine diş geçirememesi, Avrupa ülkelerinin gözündeki “Washington’ın caydırma yeteneğine sahip güvenilir bir güç” olduğu imajını bir hayli zedeledi. Avrupa başkentlerinden gelen diplomatik çözüm çağrıları ve Körfez ülkelerinin de savaşa mesafeli yaklaşması Trump’ı barış için açık kapı bırakmaya zorladı. Uzmanlar, “savaş ya da barış” kararının ancak Trump’ın zihnini zorlayan bu altı unsur üzerinde bir denge kurmasıyla çıkacağını belirtiyor. 

Habere git