‘Turbo Tufan’ İngiliz sanayisini kurtarır mı

2 hafta önce 37

Karl Marx’a Kapital’i yazdıran, dünyaya işçi sınıfını armağan eden o sanayi, yerini çoktan Çin ve ABD’ye bıraktı.

Yine de son zamanlarda bir şirket ve onun sıradışı yöneticisi güneşi sönmeye başlayan İngiliz sanayisi için umut olarak gösteriliyor.

İngilizlerin Rolls-Royce markası çoğunlukla lüks otomobille anılır. Halbuki artık otomobille ilişkileri yok.

Bizi daha yakından ilgilendiren iki sektörde faaliyet gösteriyor: Uçak motoru ve savunma sanayii.

Rolls-Royce, yakın geçmişte Türk havacılık şirketleriyle bazı ortaklıklar yaptı.

Bugün Eurofighter jetlerinin motorlarını, F35’lerin iniş-kalkış sistemini üretiyorlar.

Aynı zamanda Rusya-Çin ve Batı eksenindeki en gerilimli konulardan biri olan nükleer denizaltılar da bu şirketin imzasını taşıyor.

Birkaç yıl önce batışa doğru giden ama bugünlerde “İngiliz sanayisi için rol model” olarak gösterilen şirketin başında bir Türk, Tufan Erginbilgiç var.

‘Turbo Tufan’ İngiliz sanayisini kurtarır mıTufan Erginbilgiç

İngilizler, üç yıl önce CEO olarak atandığı şirkette yaptıkları için Erginbilgiç’e “Turbo Tufan” lakabını taktı.

İngiliz basını Erginbilgiç’in başarısını şöyle özetliyor: Pandemi döneminde devletten 2 milyar Sterlin alarak ayakta kalan şirketi, bugün 90 milyar dolarlık değeriyle Londra borsasının en değerli 5 şirketinden biri haline getirdi.

Son üç yılda şirket hisseleri 10 kattan fazla değer kazandı. Bugün kasası dolu ve küresel ölçekte savunma sanayisinin en kritik şirketlerinden biri haline geldi.

Erginbilgiç aslında bir mühendis. İstanbul Teknik Üniversitesi mezunu. Boğaziçi Üniversitesi ve Ohio Üniversitesi’nde yüksek lisans yapmış. Yıllarca İngiliz enerji sektöründe BP’de çalıştıktan sonra Rolls-Royce’un başına geçmiş.

Tabii toz pembe bir hikâye değil bu. Erginbilgiç, şirkette acımasız bir yeniden yapılandırmaya gitmiş. Yüzlerce insanı işten çıkarmış. Daha az katmanlı bir yönetim sistemi kurmuş.

Bu konuda kendini “Bunu yapmasaydık 50 bin çalışanı çok daha zor bir durumda bırakacaktık” diyerek savunuyor.

Söyleşilerini izlerken Erginbilgiç’i basketbolun efsane koçu Obradoviç’e benzetmek mümkün. Anlattığı her şeyi bir kazanma mantığıyla, takım kültürüyle açıklıyor.

“Çalışanlar için kâbus musunuz” sorusuna “Talepkârım ama açık sözlüyüm. Herkes söylediğimden farklı bir planım olmadığını bilir” diyor.

Amerikan danışmanlık şirketi McKinsey, Erginbilgiç’in Rolls-Royce dönemini bir vaka çalışması yapmış. Konuyla ilgisi olanların okuması gereken enteresan bir rapor.

Türkiye savunma sanayii son dönemde dünyada adından çok söz ettiriyor.

İlginç bir şekilde dünyaca ünlü bir savunma sanayii şirketinin başındaki bir Türk de aynı sektörde İngilizler için umut olmuş vaziyette.

Sanırım savunma gerçekten Türklerden soruluyor.

‘Turbo Tufan’ İngiliz sanayisini kurtarır mı

BİZİM BÜYÜK ÇARESİZLİĞİMİZ

OSLO Barış Araştırmaları Enstitüsü her yıl dünyadaki çatışmalara ilişkin bir rapor yayınlar.

Bu yılki raporu “Dünyanın çivisi çıkmış” diyenleri haklı çıkaracak vaziyette.

Çünkü geçen yıl:

- Ülkeler arasındaki çatışmalar İkinci Dünya Savaşı’nın bitiminden bu yana en yüksek seviyeye ulaşmış. Dünyada şu anda 65 büyük savaş yaşanıyormuş.

- 2025, Soğuk Savaş sonrası dönemin en kanlı üçüncü yılı olmuş. Çatışmalara bağlı 245 bin kişi yaşamını yitirmiş.

- Gazze, Ukrayna ve Sudan en çok ölümün yaşandığı bölgeler.

- Geçen yıl, 1994’teki Ruanda Soykırımı’ndan beri tek taraflı katliamların zirveye çıktığı yıl olmuş.

Günbegün takip etsek de yaşananlara tek bir tablodan bakınca ortaya daha korkutucu bir manzara çıkıyor. 

Maalesef ufukta 2026 tablosunun daha iyi olacağına yönelik pek işaret de yok.

‘Turbo Tufan’ İngiliz sanayisini kurtarır mı

AHMET KAPLAN’IN BÜYÜK BAŞARISI

TÜRKİYE’de futbol dışındaki spor dallarında elde edilen başarıların hâlâ görünmez olması bana biraz garip geliyor.

Geçtiğimiz cumartesi dünyanın en önemli tenis turnuvalarından bir olan Fransa Açık’ta bir Türk sporcusu final oynadı.

24 yaşındaki paralimpik sporcumuz Ahmet Kaplan, spor tarihimize geçecek bir başarıya imza attı. Bir Grand Slam finaline ulaşan ilk tenisçimiz oldu. Ama gereken ilgiyi görmedi.

Tekerlekli sandalye tenisi finalinde Hollandalı rakibi Niels Vink’e çekişmeli bir maç sonunda yenilse de yakın gelecekte bir Grand Slam kazanabileceğini kanıtladı.

Ahmet Kaplan, teniste Quad kategorisinde yarışıyor. Bu hem bacaklarında hem de bir elinde engel olan atletlerin yarıştığı en çetin kategori.

Ahmet’in ne kadar zor bir iş başardığını anlamak isteyenler, tüm zamanların en büyük tenisçilerinden Djokoviç’in paralimpik tenisçi Dylan Alcott ile tekerlekli sandalye tenisi oynamaya çalıştığı videoyu izleyebilir.

Genç tenisçimizin sıradaki durağı Wimbledon. Son iki senedir yarı finale çıktığı Wimbledon’a bu yıl Roland Garros finalisti olarak gidecek.

Haydi Ahmet, kalbimiz seninle!

‘Turbo Tufan’ İngiliz sanayisini kurtarır mı

Habere git