
Geçen yılın aynı dönemine kıyasla sektörün ihracatı değer bazında yüzde 8, miktar bazında ise yüzde 10 düşüş gösterdi. Toplamda 600 bin 430 ton ürün ihraç edilirken, yaşanan gerileme sektörün küresel talep daralmasından doğrudan etkilendiğini ortaya koydu.
KUMAŞ İHRACATI LİDERLİĞİNİ KORUDU
Sektörün en büyük gelir kalemi yine kumaş ihracatı oldu. İlk çeyrekte kumaş satışlarından 1 milyar 376 milyon 515 bin dolar gelir elde edilirken, iplik ihracatı 570 milyon 371 bin dolar, elyaf ihracatı ise 288 milyon 561 bin dolar seviyesinde gerçekleşti.
Bu tablo, Türkiye’nin tekstil ihracatında geleneksel üretim gücünü sürdürdüğünü ancak küresel rekabet koşullarının baskısını daha yoğun hissettiğini gösteriyor.
AVRUPA BİRLİĞİ EN BÜYÜK PAZAR OLMAYI SÜRDÜRDÜ
Türk tekstil sektörünün en büyük ihracat pazarı Avrupa Birliği olmaya devam etti. Toplam ihracatın yüzde 39’u AB ülkelerine yapılırken, bu bölgeye gerçekleştirilen ihracat 872 milyon 880 bin dolar oldu.
Afrika ülkeleri 343 milyon 517 bin dolarla ikinci sırada yer aldı. Amerika kıtasına yapılan ihracat ise yüzde 17,2 artış göstererek 187 milyon 861 bin dolara yükseldi. Bu artış, sektörün alternatif pazarlara yönelme stratejisinin sonuç vermeye başladığını ortaya koyuyor.
Ülke bazında en fazla ihracat yapılan ülke 187 milyon dolarla İtalya olurken, İngiltere ve İspanya da en önemli pazarlar arasında yer aldı.
GÜNEYDOĞU ANADOLU’NUN KATKISI GÜÇLÜ KALDI
Türkiye tekstil ihracatında Güneydoğu Anadolu Bölgesi önemli ağırlığını korudu. Bölgeden yılın ilk çeyreğinde 447 milyon 858 bin dolarlık ihracat gerçekleştirildi.
Bu performans, bölgenin Türkiye tekstil üretimindeki stratejik önemini sürdürdüğünü gösterirken, üretim maliyetlerindeki artışın bölgesel ihracatçı üzerinde de baskı yarattığı belirtiliyor.
KÜRESEL YAVAŞLAMA VE ARTAN MALİYETLER SEKTÖRÜ ZORLUYOR
Sektör temsilcileri, ihracattaki daralmanın temel nedenleri arasında küresel ekonomik yavaşlama, Avrupa’daki düşük talep, işçilik maliyetlerindeki artış ve daralan kar marjlarını gösteriyor.
Artan üretim maliyetleri, özellikle fiyat odaklı rekabetin yoğun olduğu pazarlarda Türk üreticilerin rekabet gücünü zorlarken, sektörün artık daha yüksek katma değerli ürünlere yönelmesinin zorunlu hale geldiği ifade ediliyor.
DİJİTALLEŞME VE SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK YENİ YOL HARİTASI
Uzmanlara göre sektörün mevcut durağanlığı aşabilmesi için geleneksel üretim modellerinden dijital, çevreci ve yüksek teknoloji odaklı yapıya geçmesi gerekiyor.
Avrupa Birliği’nin karbon düzenlemeleri gibi yeni ticaret kuralları, sektör için kısa vadede maliyet baskısı yaratsa da uzun vadede rekabet avantajı sağlayabilecek dönüşüm fırsatları sunuyor.
Teknik tekstil, inovatif ürünler ve sürdürülebilir üretim yatırımlarının artırılmasıyla Türkiye’nin Amerika ve Uzak Doğu gibi yeni pazarlarda daha güçlü konum elde etmesi hedefleniyor.
2026 HEDEFİ DARALMAYI TERSİNE ÇEVİRMEK
Sektör temsilcileri, yıl sonuna kadar mevcut daralma eğiliminin kırılarak yeniden sürdürülebilir büyüme patikasına girilmesini amaçlıyor. Bunun için üretimde teknoloji, verimlilik ve çevresel dönüşümün öncelikli başlıklar olacağı belirtiliyor.











English (US) ·