II. Dünya Savaşı sırasında Japonya’da kıtlıkla mücadelenin sembolü haline gelen kale (kıvırcık lahana), son on yılda Avrupa mutfaklarında "süper gıda" etiketiyle yükselişe geçti. Botanik yapısı ve besin değerleriyle dikkat çeken bu sebze, hem tarihsel önemi hem de sağlığa katkılarıyla yeniden keşfediliyor.
EKSİ 15 DERECEDE BİLE YETİŞİYOR
Botanik açıdan lahananın en eski formlarından biri olan kale, modern lahana türlerinin aksine baş (göbek) oluşturmayan, etli ve geniş yapraklı bir yapıya sahiptir. Rengi koyu yeşilden mora kadar değişebilen bu bitki, doğadaki yabani atalarına olan yakınlığı sayesinde aşırı hava koşullarına karşı direnç gösteriyor. Sebze, -15°C gibi düşük sıcaklıklarda dahi canlılığını koruyarak tarımsal açıdan büyük bir avantaj sunuyor.
STRATEJİK BİR ÜRÜN HALİNE GELDİ
Savaş yıllarında gıda tedarikinde büyük zorluklar yaşayan Japonya’da, Dr. Niro Endo tarafından geliştirilen bir yöntem kale lahanasını stratejik bir ürün haline getirdi. Halkın vitamin ve mineral ihtiyacını karşılamak amacıyla kale yapraklarından elde edilen ve "aojiru" adı verilen yeşil sebze suyu, o dönemde yaygın olan iskorbüt hastalığı ve beslenme yetersizliklerine karşı temel bir savunma aracı olarak kullanıldı. Bu içecek, modern Japonya’da hala sağlık ve uzun yaşamın bir parçası olarak tüketilmeye devam ediyor.
FAYDALARI SAYMAKLA BİTMİYOR
Bilimsel veriler, kale lahanasının besin yoğunluğu açısından pek çok temel gıdayı geride bıraktığını gösteriyor:
Kalsiyum: Sütten daha yüksek oranda kalsiyum içeriyor.
K Vitamini: Tek bir porsiyonu, günlük ihtiyacın %700’ünü karşılayabiliyor.
Antioksidan Kapasitesi: İçerdiği kanser karşıtı bileşenlerin aktif hale gelmesi için yaprakların pişirilmeden yaklaşık 40 dakika önce doğranması öneriliyor.
Demir: Yüksek demir oranıyla özellikle bitkisel beslenen bireyler için önemli bir kaynak teşkil ediyor.

BU ŞEKİLDE TÜKETİLİYOR
Kale lahanasının kendine has fındığımsı ve topraksı tadını en iyi şekilde ortaya çıkarmak için belirli hazırlık teknikleri uygulanıyor. Uzmanlar, sert selüloz liflerini yumuşatmak için çiğ tüketimde yaprakların zeytinyağı ve tuz ile ovulmasını, atıştırmalık olarak ise 150°C fırında 10-12 dakika pişirilerek cips haline getirilmesini tavsiye ediyor.
Ayrıca, sebzenin en lezzetli hali don vurduktan sonra ortaya çıkıyor. Düşük sıcaklık, bitkideki nişastanın şekere dönüşmesini sağlayarak doğal acılığı gideriyor.
www.sozcu.com.tr internet sitesinde yayınlanan yazı, haber ve fotoğrafların her türlü telif hakkı Mega Ajans ve Rek. Tic. A.Ş'ye aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez.

2 saat önce
41










English (US) ·