Çayları dağıtan İhsan, Melih Bey'e:
- İran konusu ne olacak diye düşünüp dururken, Pakistan ve Afganistan arasında hiç hesapta olmayan bir çatışma başladı. Ne dersiniz?..
- İngiliz emperyalizminin işgal altında tuttuğu yerleri terk ettikten yıllarca sonra bile karıştırabilme kabiliyetine sahip olduğunu gösteren bir örnek. Tabii ki iki kardeş ülkenin savaşması kabul edilemez, ama İngilizler kardeşleri bile birbirine kırdırabiliyor gördüğümüz gibi… Mehmet:
- Dışişleri Bakanımız Hakan Fidan iki kardeş ülkenin çatışmaları durdurması için devrede bildiğimiz kadarıyla. Umulur ki fazla büyümeden çatışmalar sona erer… Araya giren Selim:
- Bugün sahur sohbetimizde, üzerinden geçen 29 yıla rağmen unutulmayan 28 Şubat'ı konuşsak nasıl olur?.. Selim'e manidar bir şekilde bakan Mustafa:
- Bence de öyle yapalım. Çünkü bu gençlerle işimiz zor. Özellikle de yaşları 40'ın altında olanlara 28 Şubat sürecinde neler yaşandığını anlatabilmekte sıkıntılar çekiyoruz… Remzi, araya girerek:
- O günlerde sıkıntılar çekmiş bazı kişilerin bile şimdi ayrı düştükleri AK Parti'yi güya eleştirmek maksadıyla bugün yaşananların o günlerde bile yaşanmadığı şeklindeki saçma sapan değerlendirmeleri de işi zorlaştırıyor galiba... Mustafa ve Remzi'nin söylediklerini gülümseyerek dinleyen Selim:
- Ben, biraz da konuşmanızı sağlamak için sizi tahrik etmek için muzırlık yapıyorum sadece. Kızınca daha çok şeyler anlatıyorsunuz çünkü…

Melih Bey:
- Selim hariç hepimizin 28 Şubat'la alakalı şehitlikleri var ve neler olup bittiğini biliyoruz. Üzerinden 29 yıl geçtikten sonra yapılacaklardan birisi de konuyu bilmeyenlere ana hatlarıyla aktarmak... Remzi:
- Benim aklıma çocuklarımızın özellikle de kızlarımızın okullarda çektikleri sıkıntılar geliyor öncelikle. İmam Hatip'te okuyan kızım, başını örtmesinin dinimizin emri olduğunu öğrendiği okula başını kapattığı için giremiyordu mesela… Mustafa:
- Hey gidi günler. Okulların kapısına polis yığıyor ve başını açmayan ortaokul öğrencilerini otobüslerle uzak semtlere bırakıyorlardı. Sanırım o polisler içinde kızları o okullarda okuyanlar bile vardı… Melih Bey:
- Hakkında çok şey yazılıp çizilen 28 Şubat'la alakalı değerlendirmeler biraz da körlerin fili tarifi gibi. Herkes ilgi alanına göre bakıyor ve haklılar da. Bugünden geriye bakıldığında, Türkiye'yi kendi çıkarları istikametinde yönlendirmeye çalışan dış güçlerin etkisiyle oluşturulan bir yapının eseri olduğunu söyleyebiliriz. Aralarında yüksek düzeyde askerlerin de olduğu, medya, sanayi, siyaset, iş dünyası ve bazı sivil toplum kuruluşlarının da dahil olduğu bir süreçti, yaşanan…

Mehmet:
- Dindarlar başta olmak üzere toplumun neredeyse tamamının üzerinden ağır bir silindir gibi geçti 28 Şubat. Herkes bir şekilde etkilendi. Hatta sürecin gönüllü destekleyicileri bile… Mustafa:
- Hepimizin üzerinden geçen ağır bir silindir tarifi çok yerinde. Hepimiz, ailesi ya da çevresinde o kadar çok şeye şahit oldu ki… Melih Bey:
İdeoloji bahanesi ile soygun…
- İdeolojik kılıf giydirilmiş olsa da ekonomik tarafları daha ağır basıyordu 28 Şubat'ın. İnançlı kesimleri hedef göstererek, milletin tamamının ceplerini boşalttılar yani. 2001'de 20'den fazla bankanın batması ile ekonominin duvara toslaması, bunun ispatı. İmam Hatip okulları bahanesiyle meslek eğitiminin önünü kesmeleri de ülkemizin sanayileşmesini engelleme adımlarındandı. Katsayı uygulamasının olumsuz etkileri belki halen de sürüyor. Çünkü uygulamayı iptal etseniz de meslek eğitimine vurulan darbenin etkilerinin giderilebilmesi o kadar kolay değil… İhsan:
- O dönemde orta ölçekli iş yeri sahibi olup, yapılanların meslek eğitimini baltalayacağının farkında olan bir tanıdığa neden seslerini yükseltmediklerini sorduğumda, bu işin olmasını isteyen büyükler var. İtiraz edersek bizi ekonomik olarak yok ederler cevabını vermişti… Mehmet:
- Neler olup bittiğini bildikleri halde korkuları sebebiyle sesini çıkaramayanların da kaybettiği bir süreç yaşadık yani. Suyun başını tutan ve devletin kaynaklarını acımasızca yağmalayanlar, sadece askeriye içinde değil başta medya ve siyaset olmak üzere her yerde oluşturdukları gruplarla adım adım süreci planlayıp uyguladılar… Selim:
- O dönemde demokrasiyi öncelediklerini söyleyenlerin, kuralların açıkça ihlal edilmesi karşısında neler yaptıkları da meraklı bir konu… Melih Bey:
- Hem de çok. Süreç başlatılıp, asker içinde oluşturulan cunta, meşhur 28 Şubat 1997 tarihli Milli Güvenlik Kurulu'nda taleplerinin kabulü için bastırdığında, dönemin Başbakanı Rahmetli Erbakan Hoca, siyasi parti genel başkanlarına gidip, anayasaya aykırı gelişmelere karşı beraber mücadele davetinde bulunmuştu. Bülent Ecevit ve Mesut Yılmaz başta olmak üzere siyasi liderler ise burun kıvırmışlardı… Mustafa:
- Çok demokrat idiler ya. Erbakan Hoca bırakınca başbakan olacaklarını hesaplıyorlardı herhalde?..
- Bu doğru. Ancak 28 Şubat sayesinde Başbakan olan Mesut Yılmaz'ın da rahat bırakılmayıp ciddi şekilde zorlandığı da vakıa... Selim:
- O dönemde FETÖ neler yapıyordu peki?..
- İyi ki sordun. FETÖ'nün başındaki hain de açıktan din ve inanç düşmanlığı yapanlarla beraber hareket edip, Erbakan Hoca'ya, 'başaramadınız, bırakın gidin' şeklinde çıkışlarda bulunuyordu… İhsan:
- Sürecin askeri sorumluları yargılanıp ağır cezalar alırken, medyada, siyasette, sivil toplum kuruluşlarındaki ortaklarının yargılanamaması, işin eksik kalan yönü oldu galiba. Ne dersiniz Melih Bey?..
– Haklısınız. Gazeteci, televizyoncu, iş adamı, sendikacı gibi sürecin sivil sorumluları ile alakalı gerekenlerin yapılamadığı, açık. Ancak, onlar da uzunca bir süre bir gün kapılarının güvenlik güçleri tarafından çalınacağı korkusuyla beklediler. O dönemde yaşatılanların esas hesabının Ahirette sorulacağını da unutmayalım tabii…

İhsan:
- Hakikaten çok kötü şeyler yaşandı. Özellikle de kamuda zulümler yapıldı. Bazı askeri birliklerde namaz kılmak, oruç tutmak yasaklandı ve uymayanlara çeşitli baskılar yapıldı. Sonra inançlı insanların ordudan sudan sebeplerle atılmasına şahit olduk. 'Başarılı bir subay nasıl namaz kılar?' dediği tümeninin en başarılı bölük komutanlarından birisinden kendisiyle rakı içmesini, eşinin başını açarak orduevine eğlenceye getirmesini isteyen ve orduevine gelmezse merkez komutanı ile zorla getirteceğini söyleyebilen tümgeneral, önemli bir örnek. Bunun gibi yüzlercesi, binlercesi var… Mustafa:
- Birileri bin yıl sürecek dese de birkaç yıl içinde defteri kapandı. Ülkemiz o tarihten beri demokrasi ve insan hakları konusunda ciddi mesafeler aldı hamdolsun. Sokağa çıkarılmamaya çalışılan başörtü, taşların yerine oturması sayesinde şimdi hayatın her alanında… Mehmet:
- Bu duruma büyük çapta Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ve ekibinin çabalarıyla kavuştuğumuzu unutmamalıyız. Ramazan öncesi birilerinin yayınladığı laiklik bildirisi, aramızda hala 28 Şubat heveslilerinin bulunduğunun göstergesi. Sahip olduğumuz maddi ve manevi kazanımları koruma konusunda kararlı olmak önemli. Bunların bize fazla olduğunu düşünenler mevcut. Bize düşen ise onlara fırsat vermemek için bizim gibi olana destek olmak… İhsan:
- Hay ağzına sağlık. Hepimizin içinden geçeni dillendirdin. Sabah ezanı vakti yaklaştığına göre, sohbeti sonlandırıp, sahurumuzu bitirmeye odaklanalım. Cenab-ı Hakk'tan bizlere bir daha 28 Şubat benzeri dönemler yaşatmamasını niyaz ederiz…
- Amin…

2 saat önce
33










English (US) ·