131 fon tasfiye ediliyor | Borsadaki sarsıntının perde arkası: Yatırımcının parası ne olacak?

7 saat önce 58

Borsa İstanbul’da yaşanan sert dalgalanmanın ardından 7 portföy yönetim şirketine ait 131 yatırım fonu için tasfiye kararı alındı. Uzmanlar, tasfiye sürecinde özellikle likiditesi düşük hisselerde satış baskısı oluşabileceğine dikkat çekti. Yatırımcılara ise panikle hareket etmemeleri, fonların içeriğini ve risklerini incelemeleri çağrısı yapıldı. Uzmanlar ayrıca yaşananların finansal okuryazarlığın önemini bir kez daha ortaya koyduğunu vurguladı.

Borsa İstanbul’da yaşanan sert hareketliliğin ardından Sermaye Piyasası Kurulu, 7 portföy yönetim şirketine ait 131 yatırım fonu için tasfiye kararı aldı. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ise borsa ve fon piyasasında genele yayılan bir risk olmadığını belirterek yatırımcıya güven mesajı verdi. Ancak tasfiye sürecinin yatırımcıları nasıl etkileyeceği ve piyasalarda yeni bir satış baskısı oluşturup oluşturmayacağı merak konusu oldu.

PİYASADAKİ SERT HAREKETLİLİĞİN ARKASINDA NE VAR?

Piyasalardaki gelişmelerin ardından gözler, tasfiye kararı alınan fonların nasıl yönetileceğine ve yaşanan hareketliliğin arkasındaki nedenlere çevrildi. Dr. Zekeriya Şahin, özellikle belirli fonların ve hisselerin nasıl hareket ettirildiğinin araştırılması gerektiğine dikkat çekti:

“Bu işlemleri biz piyasa bozucu işlemler olarak nitelendiriyoruz. Burada belirli fon yöneticilerine ve sosyal medya kayıtlarına ilişkin savcılığın suç duyurusu var. Olayı şöyle özetlemek lazım; Bir yatırımcı olarak siz bir fon satın alıyorsunuz. Bu fon gider bir hisse satın alır ve bu durumda hissenin talebinden dolayı fiyatı yükselir. Doğal olarak fon getirisi de yükselir. Yüksek getiri beraberinde yeni yatırımcıları çeker ve fona yeni paralar gelmeye başlar. Fon da bu gelen paralarla ya farklı varlıklara veya aynı hisselere yeniden yatırım yapar. Burada baktığınız zaman bu döngü çalışırken aslında herkes mutlu ama işler tersine döndüğü zaman, yatırımcı çıkmaya başladığı zaman fon parayı nereden bulacak? Hemen elindeki hisseleri satarak. Hisseleri satmaya başlar ve hisse fiyatları düşer. Doğal olarak fon değeri de düşer. Daha fazla yatırımcı çıkmaya başladığı andan itibaren işte bu süreçte panik havası başlar. Doğal olarak tetikleyici etkisiyle birlikte hisse senetleri piyasasında da ve varlık piyasasında da ciddi anlamda tehlike oluşturur. Buradaki sorun aslında finans piyasasındaki bu fiyat yüksekliği değil. Bu fiyatın hangi kanallardan kaynaklandığı önemlidir. İşte esas soru burası. Yani manipülasyon yapılıp yapılmadığı zihinlerde hep soru işareti olarak ortaya çıkıyor. Yani normal düzende, normal mekanizmada her şey günlük gülistanlıkken işler tersine döndüğünde sıkıntı olur. Çünkü burada bazı fonların belirli likit olmayan hisselerde işlem yaptığına dair acaba bir durum mu var? İşte burası ‘manipülasyon var mı, balon mu olabilir?’ sorusunu ortaya çıkarıyor.”

Şahin, bu soruların savcılığın araştırması sonucunda netleşeceğini belirterek sözlerini şöyle sürdürdü:

“İşte buradaki savcılığın araştırması neticesinde ortaya çıkmakla birlikte ama genel uygulama maalesef ki böyle. Yani fiyatların yükselmesiyle performansın güçlü görünmesi ilişkisi kuruluyor. Aslında burada böyle bir durum yok. Kasıtlı olarak bazı hisselere, bazı varlıklara yatırım yapılarak orada illüzyon ortaya çıkıyor. Daha çok yatırımcı da maalesef ki bu illüzyona kapılıp yatırım fonlarına paralarını yatırmış oluyorlar. Esas öz bu.”

 Yatırımcının parası ne olacak

TASFİYE SÜRECİNDE YATIRIMCININ PARASI NE OLACAK?

Tasfiye kararı sonrası en önemli soru, fonlarda parası bulunan yatırımcıların ne zaman ve hangi değer üzerinden ödeme alacağı oldu. Prof. Dr. Semra Boğa Şahin, yatırımcıların yaşadığı belirsizliğin fonların içeriğine göre farklı sonuçlar doğurabileceğini belirtti:

“Gerçekten açıklığa kavuşturmamız çok önemli. Çünkü dünden beri gerçekten sosyal medyada da ‘Bütün varlığımı kaybettim’ şeklinde bazı paylaşımlar görüyoruz. Yatırımcıların böyle bir algıya kapılmaları çok normal. Çünkü normalde bu likit fonlarda, para piyasası fonlarında birçok fonda vade süresi, işte T2-T3 dediğimiz hatta aynı gün dönüşü olan fonlar var. Bu fonlara sahip olan yatırımcı satmaya kalkıştığında zaten bu tasfiye edilen fonların satışı durduruldu. Haliyle hesaplarına bir para girişi olmuyor. İşlem yapamıyorlar. Zaten Finansal İstikrar Komitesi'nin getirdiği bu tasfiye süreciyle bu sürecin İş Bankası'na ve Ziraat Bankası'na aktarılmasının nedeni bu. Yani yatırımcının parasını mağdur olmayacak şekilde geri alması. Azami bir 3 aylık süre verildi. Bu süre duruma göre uzayabilir. Tabii burada şöyle bir durum var. Sahip olunan fonların yapısında hangi varlıklar var? Eğer hisse senedi yoğun bir fonsa bunların getirileri, işte fon sahibi diyelim ki bir ay sonra alacak, ödemesini bir ay sonra o hisse senedinin değeri neyse onu alacak ya da işte içerisinde ters repo varsa, tahvil varsa buna göre alacak. Yani mevduat ağırlıklı, daha likit bir fonsa çok daha az zararla alabilir. Dolayısıyla burada ödemeler yapılacak ama hangi değerden yatırımcının eline geçecek? O, her yatırımcının durumuna göre değişen bir durum.”

B VE C PLANLARI MASADA MI?

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in, yalnızca A planının değil B ve C planlarının da masada olduğunu, ancak hazırlanan tedbirlerin çoğuna ihtiyaç kalmadığını açıklaması da piyasaların gündeminde. B ve C planlarının içeriği henüz açıklanmazken, olası yeni bir sarsıntıda hangi araçların kullanılacağı merak ediliyor.

Dr. Zekeriya Şahin, planların ayrıntılarının henüz kamuoyuna açıklanmadığını söyledi:

“B ve C planlarının ayrıntıları henüz açıklanmadı. Bununla ilgili herhangi bir detay bilgimiz yok. Ancak şunu söyledi, tabiri caizse piyasaya ‘Gerekirse müdahale kapasitemiz yüksek.’ Fakat ilk etapta bütün cephaneyi aynı anda tüketmek istemiyoruz ve sistematik olarak yapısal bir problem olmadığını, belirli fonlarda ve belirli noktalarda problemlerin olduğunu söylediler. Zaten bildiğiniz üzere ilave TL likiditesi bankalara sağlandı. Bununla birlikte teminat ve iskonto oranları, A planında açıklanan özellikle bankalara bu noktada destekler sağlandı. Açığa satışa yönelik tedbirler, fonların likidite yönetimine ilişkin yeni düzenlemeler ve gerekirse piyasa düzenleme mekanizmalarının güçlendirilmesi noktasında birtakım düşünceleri var. Ama henüz B ve C planları ile ilgili bir açıklama yok. Şunu söyleyebiliriz. Sayın Mehmet Şimşek'in vermiş olduğu bu bilgi şunu söylüyor aslında: Bir paniğe kapılmadan. Çünkü bir paniğe kapılmak piyasalarda daha büyük bir yangını getirir. Beraberinde daha tehlikeli olur. Çünkü yaklaşık 900 milyar TL'ye yakın bir portföy büyüklüğünden bahsediyoruz. Bir rakamdan bahsediyoruz ve bunun bir anda sistemden çıkması tehlikeli. Onun için 3 aylık bir tasfiye sürecinden bahsediyoruz. Buradaki düzenlemeler zaten alınan tedbirlerle ortaya konmaya çalışılıyor. Ama demin de söylediğim gibi ‘Müdahale kapasitemiz var ama bunları bir anda ortaya dökmek istemiyoruz’ şeklinde bir duruş var. Bunu da söylemekte fayda var.”

131 FONUN TASFİYESİ BORSAYI YENİDEN SARSAR MI?

Tasfiye kapsamındaki 131 fonun portföyünde bulunan varlıkların azami 3 ay içerisinde nakde dönüştürülmesi planlanırken, piyasanın yeni bir satış baskısıyla karşı karşıya kalıp kalmayacağı da tartışılıyor.

Prof. Dr. Semra Boğa Şahin, özellikle likiditesi düşük hisseler açısından hareketlilik yaşanabileceğine dikkat çekti:

“B ve C planlarıyla ilgili henüz aydınlığa kavuşmuş bir durum yok. ‘İhtiyacımız da kalmadı’ dediler ama belki şöyle olabilir. Bu şirketlerin varlıkları, yükümlülükleri incelenecek. Bilemiyorum, orada mal varlıklarına el konulmasıyla bir nakit yaratılabilir mi? Benim aklıma ilk gelen o oluyor. İkinci sorunuza gelecek olursak, borsada tekrar bir düşüş dalgası oluşturabilir mi? Ben aslında en sert düşüşü çarşamba günü gördüğümüzü düşünüyorum. Ama tabii ki bu fon şirketlerinin elinde olan hisse senetlerinin de nakde çevrilmesi söz konusu olursa, tekrar özellikle bazı hisse senetlerinde, çünkü biliyorsunuz bu konuştuğumuz hisse senetleri özellikle pay sahipliği ve likiditesi düşük olan hisse senetleriydi. O kağıtlarda, yani likiditesi düşük olan ve zirve görmüş olan kağıtlarda birtakım düzeltmeler görebiliriz.”

 Yatırımcının parası ne olacak

KÜÇÜK YATIRIMCI NASIL HAREKET ETMELİ?

Yaşanan sert dalgalanma, bu fonlarda yatırımı bulunmayan küçük yatırımcıları da tedirgin etti. Piyasadan çıkıp çıkmama konusunda kararsız kalan yatırımcılar açısından uzmanların önerileri ise özellikle panikle karar verilmemesi ve yatırım yapılan fonların içeriğinin incelenmesi yönünde.

Dr. Zekeriya Şahin, yatırımcıların risk yönetimine odaklanması gerektiğini vurguladı:

“Bir kere panikten uzak durması. Yani panikle bir karar vermemesi. Kaldıraç işlemlerinden uzak durulması. Tek hisse veya tek fonda aşırı yoğunlaşmaması ve bununla birlikte yatırım yaptığı fonların portföyünü incelemesi lazım. Bunların hepsi aslında baktığınız zaman teknik olarak belki her yatırımcı için uygun olmayabilir. Yani bununla ilgili bir finansal okuryazarlığı olmayabilir ama buna dikkat etmek lazım. Şunu sorması lazım kendi kendine: ‘Bu fon bu getiriyi ne kadar sürede sağladı ve nasıl sağladı?’ Bunları incelemesi lazım. Yani biz artık hep şunu söylüyoruz; özellikle 2026 yılı için hep yaptığımız programlarda da hep şunu söyledik. Yani biz artık getiri çeşitliliğinden ziyade risk yönetimine dikkat etmeliyiz dedik. Maalesef ki karşımıza böyle bir durum da çıktı. İşte gerek fon piyasasında ve gerek hisse senedi piyasasında. Onun için yatırımcının hangi risk alınarak elde edildiği noktasında fonları ya da yatırım kanallarını incelemesi lazım. Yani hangisi güvenli limandır diye baktığımız zaman da, işte altın mıdır? Mevduat, vadeli mevduat piyasası mıdır? Veya devlet tahvili midir derken işte burada hep kritik eşik riske dikkat etmesi lazım. Risk toleransı da kişiden kişiye değişebilir, onu da bilmemiz lazım. Her yatırımcıda farklı durum teşkil edebilir. Onun için yatırım sepetlerini düzenledikleri zaman bu detayları detaylı bir şekilde araştırmaları ve incelemelerinde fayda var. Ama şu süreçte özellikle panikten uzak durmalarında fayda var ve devletin kurumlarının yapmış olduğu açıklamalara da riayet etmeleri lazım. Çünkü bazı sosyal medya organlarında çok farklı bilgi akışları var. Yalan yanlış birçok bilgi akışı var. Bunlara da dikkat etmeleri lazım. Devletimizin kurumlarının yapmış olduğu açıklamalara çok çok dikkat etmeleri lazım. Yani bu fon varlık sahiplerinin sahip oldukları portföylerdeki rakamlar veya işte bunların yatırımcılara dağıtılması noktasında izlenecek yol da çok çok önemli olacaktır.”

“TEDBİRLER NEDEN DAHA ÖNCE ALINMADI?”

Yaşanan sarsıntının ardından bir başka tartışma da sürecin ne zamandır takip edildiği ve neden daha önce daha kapsamlı önlemler alınmadığı üzerine yaşandı. Mehmet Şimşek’in 4 Kasım 2025’teki açıklamalarında manipülasyona karşı sert mesajlar vermesi de yeniden gündeme geldi.

Dr. Zekeriya Şahin, geçmişte gerekli tedbirlerin zamanında alınmadığını düşündüğünü ifade etti:

“Biz maalesef ki olay yaşandıktan sonra tedbirler alan bir yapıdayız. Önemli olan burada test kırılmadan birtakım tedbirlerin alınması lazım. Sayın Mehmet Şimşek'in bu açıklamaları tabii genel bir tarif yapmış. ‘Manipülatörlere veya manipülasyonlara asla taviz vermeyiz’ şeklinde. Ancak devletin diğer kurumlarının, işte SPK, Borsa İstanbul yöneticilerinin tabii bu konuda elbette ki yatırımcıyı korumak için hassasiyetleri vardır. Ama benim anladığım ve benim gördüğüm kadarıyla bir şeyler öngörülememiş, bir şeyler tedbir alınamamış şeklinde diye düşünüyorum. Böyle büyük paraların döndüğü bir finansal sistemde, böyle insan etkisinin, yani manipülasyon yapabilme etkisinin olduğunu da bildiğimiz halde bu işi biraz daha sıkı tutmamız gerekiyordu diye düşünüyorum. Burada küçük yatırımcıyı korumak niyetiyle bulunan SPK ve ilgili yöneticiler maalesef ki burada birtakım şeyleri gözden kaçırdılar diye düşünüyorum. Kendi adıma açıkçası burada herhangi bir karalama ve herhangi birilerini yargılama niyetinde değilim ama elbette ki küçük yatırımcı burada tabii panik halinde, ‘Şu an param ne oldu, bari ana paramı mı kurtarabilir miyim?’ derdindeyken, zaten kıt kanaat geçinen ve birikimlerini korumaya çalışan insanlar burada mağdur oldu. Bazı bürokratların bu noktada işi gevşek tuttuğu kanaatindeyim.”

YENİ DÖNEMDE HANGİ ADIMLAR ATILMALI?

Piyasalardaki gelişmelerin ardından bundan sonraki dönemde hem düzenleyici kurumların hem de yatırımcıların atması gereken adımlar da gündeme geldi. Prof. Dr. Semra Boğa Şahin, sürecin yalnızca son yaşanan dalgalanmadan ibaret olmadığını, geçmişte de çeşitli inceleme ve düzenlemelerin yapıldığını belirtti:

“Aslında gerekli adımlar atılmadı değil ve bu her ne kadar biz bu çalkantıyı çarşamba günü piyasalarda görmüş olsak da bunun geçmişi son bir seneye dayanıyor. Yani SPK aslında Aralık 2025'te inceleme başlatmıştı. Hatta MSCI'dan da Türkiye ile ilgili bir uyarı gelmişti. Bunlara istinaden zaten birtakım önlemler alındı. Hatta en son 28 Ağustos 2026'da da yeni bir fon yönetim rehberi yayınlandı. Zaten aslında bu yeni düzenlemelerle birlikte bu portföy şirketlerinin bazı hisseleri de ellerinden çıkarmaları gerekti. Yani kuralların en baştan konulması gerekiyordu. Ama tabii belki de işin buralara geleceği çok tahmin edilmemişti. Sonuçta aslında kurallar da vardı ama şu an yapılan, yani bu portföy yönetimi şirketleri tarafından yapılan koordineli işlemler, iddia edilen diyeyim. Henüz soruşturmalar devam ediyor ama bu koordineli işlemler zaten kural dışı olduğu için şu anda bu soruşturmalar açılıyor. Dolayısıyla burada tabii ki ekonomi yönetiminin üzerine düşen görevler var ama biraz yatırımcının da bilinçli olması gerektiğini düşünüyorum. Ben son günlerde şunu gördüm. Birçok yatırımcı neye tam olarak yatırım yaptığını da bilmeden yatırım yapmış. Yani bu fonların böyle kısaltma harfleri var. İşte XYZ fonu, geçmiş getirilerine bakarak ‘Bu fon bu kadar getiriyor’ gibi bir kanaate varıp yatırım yapmışlar. Dolayısıyla yatırımın içinde nasıl bir varlık var? Riskli bir varlık mı? Risksiz bir varlık mı? Buna da çok bakmayan yatırımcılar olmuş. Yani burada da biraz daha finansal okuryazarlık anlamında sanırım toplumumuzu bilinçlendirmek gerekiyor.”

 Yatırımcının parası ne olacak

FİNANSAL OKURYAZARLIK İÇİN ÖNERİ: LİSE MÜFREDATI

Uzmanlara göre yaşanan süreç, yalnızca piyasa düzenlemeleri açısından değil, yatırımcıların finansal bilgi düzeyi açısından da önemli bir tartışmayı beraberinde getirdi. Dr. Zekeriya Şahin, finansal okuryazarlığın daha erken yaşlarda öğretilmesini önerdi:

“Lise düzeyinden itibaren bence müfredata da finansal okuryazarlığı eklememiz gerektiği kanaatindeyim. Bu da Sayın Milli Eğitim Bakanlığımıza tavsiye değil de bir öneri olarak sunulması gerektiği kanaatindeyim. Çünkü ciddi anlamda paranın zor kazanıldığı ve zor değerlendirildiği bir süreçteyiz. Türk halkı olarak finansal okuryazarlık noktasında da inanın ben kendi gözümle şahit olduğum, ismi güzel diye yatırım yapan insanlar gördüm. Fonun ismi güzel diye hiç, yani varlık şekline bakmadan, portföyüne bakmadan ‘İsmi güzel, geçmişte de biraz kazanmış. Ben buna yatırım yapayım.’ diyen insanlar gördüm. 100 bin lira, 200 bin lira gözümün önünde yatırdığını gördüm. Bunlar küçük rakamlar belki ama böyle yatırım yapan onlarca, belki binlerce insan var. Bunu böyle değerlendirmekte fayda var.”

Habere git